
Amaç: Bu çalışmanın amacı Uluslararası Yönetim Geliştirme Enstitüsü (IMD) Dünya Dijital Rekabet Edebililirlik Sıralaması 2024 ve 2025 (WDCR (2024) ve WDCR (2025)) listesinde yer alan G7 ülkelerinin dijital rekabet edebilirliklerinin belirlenmesidir. Yöntem: Çalışmanın amacı doğrultusunda Çok Kriterli Karar Verme (ÇKKV) yöntemlerinden yararlanılarak analizler yürütülmüştür. Çalışma kapsamında WDCR (2024) ve WDCR (2025)’te bilgi, teknoloji ve geleceğe hazırlık olmak üzere yer alan üç kriter SD (Standart Deviation) ve Entropi yöntemiyle ağırlıklandırılmıştır. Ardından ortak ağırlıklandırma yöntemi ile kriter ağırlıkları birleştirilerek; EDAS (Evaluation based on Distance from Average Solution) yöntemi ile ülkeler yıllar bazında sıralanmıştır. Bulgular: Yapılan analizler doğrultusunda 2024 yılı bağlamında ülkeler dijital rekabet edebilirlikleri açısından ABD, Kanada ve İngiltere olarak sıralanırken 2025 yılında ABD, Kanada ve Almanya olarak sıralanmıştır. Ayrıca elde edilen sonuçların WDCR (2024) ve WDCR (2025) ile uyum içerisinde olduğu tespit edilmiştir. Özgünlük: Bu çalışma, G7 ülkelerinin dijital rekabet edebilirliklerini WDCR (2024) ve WDCR (2025) verileri kullanarak karşılaştırmalı biçimde değerlendirmesinin yanı sıra, Entropi ve SD yöntemlerinden elde edilen kriter ağırlıklarını ortak ağırlıklandırma yöntemiyle bütünleştirerek EDAS yöntemi ile analiz etmektedir. Literatürde bu yöntemlerin birlikte kullanılarak G7 ülkelerinin dijital rekabet edebilirliklerinin yıllar bazında değerlendirildiği bir çalışmaya rastlanmamıştır. Bu yönüyle çalışmanın ilgili literatüre katkı sağlayacağı düşünülmektedir.
Purpose: This study investigated the relationship between firm profitability and working capital efficiency in the Türkiye’s Industrial Metals & Mining (IMM) sector and how this relationship changes during periods of high-inflation. Methodology: The study estimated the impact of cash conversion cycle (CCC) on return on assets (ROA) of 25 publicly traded IMM firms during the 2005–2024 period and whether this effect changed during the inflationary years 2022–2024 using fixed-effects panel data model. Findings: According to the analysis findings, there is a negative relationship between CCC and ROA, and between CCC and the high-inflation period interaction term. This result indicates that the negative impact of lengthening the CCC on profitability strengthens during inflationary periods. According to the CCC component analysis, inventory holding period is the most influential component in these relationships. Furthermore, the balance sheet structure of the firms also has an impact on profitability. Originality: This study contributes to the literature by providing evidence on the working capital-profitability relationship at the sector level and using a long-term data set that also takes into account periods of high-inflation.
Amaç: Bu araştırma, sanayi sektöründe çalışanların sessiz istifa eğilimleri ile iş tatmini düzeyleri arasındaki ilişkiyi incelemeyi amaçlamaktadır. Yöntem: Araştırma, sanayi sektöründe çalışan 480 katılımcıdan anket yöntemiyle toplanan verilerle yürütülmüştür. Veriler tanımlayıcı istatistikler, Pearson korelasyon analizi ve çoklu regresyon teknikleri kullanılarak analiz edilmiştir. Bulgular: Analiz sonuçları, iş tatmini ile sessiz istifa arasında negatif yönlü ve istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olduğunu göstermektedir. İş tatmini arttıkça sessiz istifa eğilimi azalmaktadır. Çoklu regresyon bulguları, eğitim düzeyi ve kıdemin iş tatminini pozitif yönde; çocuk sayısının ise negatif yönde etkilediğini ortaya koymuştur. Gelir değişkeni korelasyon düzeyinde anlamlı görünmekle birlikte, regresyon analizinde diğer değişkenler kontrol edildiğinde iş tatminini anlamlı biçimde yordamamıştır. Özgünlük: Çalışma, Türkiye sanayi sektörü bağlamında sessiz istifa ve iş tatmini ilişkisini ampirik olarak inceleyen araştırmalara katkı sağlamaktadır. Bulgular, iş tatmininin artırılmasının sessiz istifa eğilimini azaltma potansiyeline sahip olduğunu göstermektedir.
Purpose: This study presents a mixed integer scheduling model for radiology technicians that focuses on legal regulations and employee preferences. Radiology technicians are underrepresented in literature despite being subject to strict legal and health constraints. Key features of this study include balancing total working hours and night shift assignments, considering voluntary overtime preferences, radiation safety regulations, and gender-sensitive technician requirements. Methodology: The MIP model was developed for multi-week scheduling to balance workload among technicians who volunteer for overtime. The model has been validated in a public hospital in Türkiye. Findings: The proposed model has resulted in measurable and radical improvements in workforce management. The standard deviation in total working hours decreased from 53.92 to 2.95, showing an improvement of approximately 95%. Similarly, the standard deviation in night shift distribution decreased from 2.19 to 0.61. The model achieved 100% compliance with legal regulations and personnel preferences by generating an optimal solution in a short time of 1.34 seconds. Originality: This study presents an original model that combines radiation safety constraints with an equity framework based on individual preferences. It makes a contribution to literature, particularly by maximizing operational efficiency in seconds while protecting the legal rights of technicians and by considering gender-sensitive technician requirements.
Amaç: Bu çalışma, kamu kurumunda çalışan yöneticilerin dijital olgunluğa yaklaşımlarını dijital olgunluk boyutları üzerinden incelemeyi amaçlamaktadır. Yöntem: Araştırma, nitel veri analiz tekniklerinden biri olan tematik analiz üzerine temellendirilmiştir. Veri toplama sürecinde yarı yapılandırılmış mülakat tekniği tercih edilmiştir. Bu teknik, araştırmacıya belirli bir soru seti çerçevesinde hareket etme imkânı tanırken, aynı zamanda katılımcıların kendi perspektiflerini ayrıntılı şekilde ifade etmelerine olanak sağlamaktadır. Analiz sürecinin görselleştirilmesinde MAXQDA Analytics Pro (24.11.0) programından yararlanılmıştır. Bulgular: Dijital olgunluk boyutlarını anlama temasına yönelik katılımcı görüşleri, teknoloji kategorisinde yoğunlaşmıştır. Görüşme bulguları, yeni teknolojilerin maliyetli olması, insan kaynakları (bilgi teknolojileri alanında), teknoloji ve teknik altyapı yetersizliği, faaliyet alanının yayınlığı ve kamu kurumu niteliği gibi faktörlerin dijital olgunluğa ulaşmayı etkilediğini göstermektedir. Özgünlük: Literatür incelendiğinde, araştırmacıların farklı kurum, kuruluş ve şirketlerin dijital olgunluğunun geliştirilen bir model veya var olan bir dijital olgunluk model ile anket tekniği üzerinden ölçülmeye çalışıldığı görülmüştür. Posta idareleri özelinde yöneticilerin dijital olgunluğa bakışı, tutumu veya algısı ile ilgili herhangi bir çalışmaya rastlanmamıştır. Bu kapsamda yapılan çalışma, posta idaresinde yönetici pozisyonunda bulunan kişilerin dijital olgunluğa bakış açısını mülakat tekniği ile dijital olgunluk boyutları üzerinden inceleyerek literatürdeki boşluğun kapatılması amaçlanmıştır.
Purpose: Third-wave coffee shops occupy a critical position in the food and beverage sector due to their intensive resource consumption, high levels of food waste generation, and multilayered supply chain structures. This study aims to evaluate the sustainability performance of third-wave coffee shops operating in the province of Siirt within a multidimensional framework. Methodology: A qualitative research design was adopted, encompassing all 18 third-wave coffee establishments operating in Siirt. Data were collected through semi-structured face-to-face interviews and analysed using thematic analysis within the scope of content analysis. Findings: The findings reveal that sustainability practices are weakly institutionalised and largely characterised by fragmented, inconsistent, and individually driven initiatives. Significant shortcomings were identified in food waste management, resource efficiency, and recycling practices, while the use of local products and collaboration with local suppliers emerged as a relatively robust sustainability practice. Originality: This study addresses a critical gap in the sustainability literature by examining how sustainability is implemented in third-wave coffee shops within a non-metropolitan context. By revealing that sustainability practices remain largely individualised rather than institutionally embedded, the findings underscore the necessity of strengthening sustainability governance and integrating sustainability into core business operations.
Amaç: Bu çalışma, 2004–2023 dönemi için 22 OECD ülkesinde döngüsel ekonomi göstergeleri ile enerji dönüşümünün çevresel performans üzerindeki etkilerini incelemektedir. Çevresel performans kişi başına CO₂ emisyonları ile ölçülürken, döngüsel ekonomi malzeme verimliliği, geri dönüşüm oranı ve belediye atıkları ile temsil edilmektedir. Yöntem: Çalışmada ikinci nesil panel veri ekonometrisi ile makine öğrenmesi yöntemlerini birleştiren hibrit bir yaklaşım kullanılmaktadır. Analizde CIPS birim kök testi, Westerlund eşbütünleşme testi ve uzun dönem katsayıları için CCEMG tahmincisi uygulanmıştır. Ayrıca doğrusal olmayan ilişkileri incelemek ve değişken önemini belirlemek amacıyla Random Forest, XGBoost ve SHAP analizi kullanılmıştır. Bulgular: Sonuçlar, yenilenebilir enerji kullanımının CO₂ emisyonlarını anlamlı biçimde azalttığını göstermektedir. Çevresel Kuznets Eğrisi (EKC) hipotezi desteklenmekte olup gelir ile emisyonlar arasında ters-U şeklinde bir ilişki tespit edilmiştir. Döngüsel ekonomi göstergeleri arasında yalnızca geri dönüşüm oranının anlamlı ve negatif etkisi bulunurken, diğer göstergelerin dolaylı ve doğrusal olmayan etkiler yoluyla işlediği belirlenmiştir. Özgünlük: Çalışma, döngüsel ekonomi ve enerji dönüşümünü panel veri ekonometrisi ile makine öğrenmesi yöntemlerini birlikte kullanarak analiz etmekte ve çevresel performans üzerindeki doğrusal olmayan ve heterojen etkilere ilişkin özgün bulgular sunmaktadır.
Amaç: Türkiye’nin 81 ilinde yer alan halk kütüphanesi verileri ile halk kütüphanesi kullanıcılarının kitap ve materyal kullanma etkinliğinin ortaya çıkarılması amaçlanmıştır. Yöntem: İller düzeyinde kitap okuma alışkanlıklarının etkinliğini değerlendirebilmek amacıyla, nümerik bir yöntem olan Bulanık Veri Zarflama Analizi kullanılmıştır. Bulgular: Kitap okuma ve materyal kullanma açısından, aralarında Adana, Balıkesir, Bursa, Diyarbakır, Konya, Mersin ve Van gibi büyükşehirlerin de bulunduğu 19 ilin etkin olmadığı belirlenmiştir. Kullanılan yöntem gereği etkin olan iller, etkin oldukları düzeylere göre gruplandırılmıştır. Etkin olmayan illerin 7 tanesi yani %37’sini büyükşehirler kapsamaktadır. 5 alfa düzeyinde (1-0,75-0,5-0,25-0) etkin olan 25 il bulunmaktadır. 4 alfa düzeyinde (0,75-0,5-0,25-0) etkin olan 11 il vardır. Bunlar arasında İzmir ve İstanbul’un da bulunduğu 8 büyükşehir yer almaktadır. Üç alfa seviyesinde (0,5-0,25-0) etkin olan 8 il bulunmaktadır ve aralarında herhangi bir büyükşehir yoktur. Sadece iki alfa düzeyinde (0,25-0) etkin olan 6 il vardır. Sadece bir alfa düzeyinde (0) etkin olan 11 il bulunmuştur. Özgünlük: Literatürde kütüphane etkinliklerine ilişkin çeşitli çalışmalar bulunmakta olup, bu çalışmaların büyük bir kısmı kütüphanelerin genel etkinliğinin ölçülmesine odaklanmaktadır. Bu araştırmayı önceki çalışmalardan ayıran temel özellik ise, halk kütüphanelerine ait veriler kullanılarak il bazında kitap okuma ve materyal kullanma etkinlik düzeylerinin hesaplanmasıdır.
Purpose: This study examines the relationship between entrepreneurial satisfaction among traditional and new-generation entrepreneurs in Istanbul and their psychosocial sustainability and future productivity expectations. Methodology: This study employs a cross-sectional quantitative design based on survey data to examine the relationships between psychosocial factors, entrepreneurial satisfaction, and future productivity expectations. Principal Component Analysis (PCA) was used to reduce questionnaire dimensionality, and ordered logistic regression was employed because the dependent variable is ordinal. Findings: Higher scores on the “Personal Development and Creativity” dimension are positively associated with entrepreneurial satisfaction. Entrepreneurs with stronger expectations of achieving long-term goals and increasing income also report higher satisfaction. Additional analyses show that higher entrepreneurial satisfaction is associated with stronger confidence in achieving five-year goals and higher expectations of income growth. Originality: This study examines entrepreneurial satisfaction together with psychosocial sustainability factors and future productivity expectations. Its main contribution is analyzing the satisfaction–productivity relationship in two ways: How future productivity expectations are associated with entrepreneurial satisfaction, and how entrepreneurial satisfaction is associated with confidence in achieving five-year goals and expectations of income growth.
Purpose: Governments often adopt export-led strategies to promote economic growth, with export credit agencies (ECAs) playing a central role by providing financing, insurance, and guarantees to exporters. This paper examines the relationship between Türkiye’s ECA, Turk Eximbank, and Turkish export performance over the period 2000–2024. Methodology: Using an unbalanced panel of 160 trading partners, the study analyzes the association between Turk Eximbank’s insurance support and Turkish exports employing pooled OLS, fixed-effects, Poisson fixed-effects, and Poisson Pseudo-Maximum Likelihood (PPML) estimators. The empirical strategy allows for country-specific heterogeneity and common time shocks, while the PPML specification includes country and year fixed effects and is treated as the benchmark estimator. Findings: The results show that the relationship between insurance support and exports is statistically significant across specifications, although both its magnitude and sign depend on the estimator used, with inference primarily based on the PPML estimates. Originality: The study makes an original contribution to the literature, as no prior research has examined the relationship between Turk Eximbank insurance support and Türkiye’s export performance, an approach not previously undertaken for this timeframe.
Purpose: This study aims to examine the impact of institutional quality on tax compliance in developing countries. Specifically, it investigates whether political, economic, and legal institutions exert differentiated effects on taxpayers’ compliance behavior, thereby providing a more systematic assessment than existing studies that often treat institutions in an aggregated or unsystematic manner. Methodology: The analysis covers 24 upper-middle-income developing countries over the 2006-2020 period. Employing panel data techniques with robust estimators, the study evaluates both overall institutional quality and its sub-dimensions (political, economic, and legal institutions) while controlling for key macroeconomic variables such as economic growth, human development, government size, and tax burden. Findings: The results reveal that improvements in institutional quality significantly enhance tax compliance. Among the institutional sub-dimensions, political institutions exert the strongest positive influence, followed by economic and legal institutions. The findings also underscore the role of economic growth, human development, government size, and an equitable tax burden in fostering greater compliance across countries. Originality: By systematically distinguishing between different institutional dimensions, this study advances the tax compliance literature beyond conventional aggregated analyses. The research provides empirical evidence on how governance structures shape taxpayer behavior in developing countries and offers concrete policy implications for strengthening fiscal capacity through institutional reforms.
Purpose: This study aims to explore the necessary steps for countries to enhance their position and competitiveness regarding their logistics performance (LP) and sustainable energy efforts. Methodology: The impact of innovative activities on LP and energy sustainability (ES) is investigated using data collected from three major indices (GII, LPI, SSI), and two research questions are tested within a structural equation modeling framework. Findings: The results indicate that innovation significantly influences both ES and LP. Countries should focus on providing better training for personnel, improving institutions and markets, and encouraging research and development activities to improve their LP. Notably, there is an intriguing negative relationship between innovation and ES. Originality: While previous research advocates for increased innovative efforts in sustainable energy use, future research should explore the reasons behind the inverse relationship found in this study. Employing a more comprehensive dataset or analyzing these relationships on a company-by-company basis may also provide a more personalized perspective for future studies.
Amaç: Bu çalışma otomotiv ve makine imalatı KOBİ’lere özgü, geçerli ve güvenilir bir "Dijital Olgunluk Ölçeği" geliştirerek dijital dönüşüm kapasitelerini ölçmeyi ve teknolojik adaptasyonu stratejik olarak değerlendiren ampirik bir çerçeve sunmayı amaçlamaktadır.Yöntem: Konya’daki otomotiv ve makine işletmelerinden yapılandırılmış anketlerle veri toplanmıştır. Ölçek geliştirme sürecinde literatür sentezi, uzman görüşü ve dilsel eşdeğerlik aşamaları izlenmiştir. Yapı geçerliliği ve boyut saptaması için Açıklayıcı Faktör Analizi, ardından AMOS ile Doğrulayıcı Faktör Analizi uygulanarak uyum indeksleri kabul edilebilir sınırlarda doğrulanmıştır.Bulgular: Dijital olgunluğun beş temel boyutu belirlenmiştir: Dijitallik (altyapı), Uyum (örgütsel esneklik/değişim direnci yönetimi), Erişim (veri ağları/pazar entegrasyonu), İş Modeli (stratejik değer yaratımı) ve Entelektüel Sermaye (insan kaynağı yetkinlik ve bilgisi). Bulgular, dijital dönüşümün teknolojik yatırımın yanı sıra yönetimsel ve beşerî kapasite inşası olduğunu göstermektedir.Özgünlük: Küresel modelleri (PwC, IMPULS) yerel sanayi dinamikleri ve KOBİ kısıtlarına uyarlayarak özgün katkı sağlanmıştır. Ölçek, KOBİ’ler için öz değerlendirme ve stratejik yol haritası işlevi görmektedir. Özellikle Entelektüel Sermaye’nin ampirik olarak dijital olgunluğun bileşeni sayılması, teknoloji odaklı literatürü yönetimsel-insanî bir perspektife taşıması açısından değerlidir.
Amaç: Bu araştırmanın amacı, Kastamonu şehir merkezinde bulunan yıldızlı otellere odaklanarak, bölgesel bir turizm destinasyonunda otel yöneticilerinin akıllı teknolojilere ilişkin algılarını, deneyimlerini ve stratejik değerlendirmelerini incelemektir. Yöntem: Keşifsel bir tasarım benimseyen bu araştırma, yedi adet otel yöneticisiyle yapılan yarı yapılandırılmış yüz yüze görüşmelere dayanmaktadır. Veriler, MAXQDA yazılımı ile desteklenen refleksif tematik analiz kullanılarak analiz edilmiştir.Bulgular: Bulgular, otel yöneticilerinin akıllı teknolojilere karşı temkinli ancak iyimser bir tutum sergilediğini göstermektedir. Akıllı sistemler daha çok operasyonel verimlilik, maliyet ve enerji tasarrufu ile rutin işlerin otomasyonu amacıyla benimsenmekte, gelişmiş yapay zekâ temelli kişiselleştirme veya radikal dönüşümler sınırlı kalmaktadır. Sürdürülebilirlik ve konuk deneyimine yönelik teknolojiler, stratejik bütünlükten ziyade parçalı ve operasyonel düzeyde uygulanmaktadır. Finansal kısıtlar, altyapı yetersizlikleri ve yatırım getirisine ilişkin belirsizlikler, KOBİ ağırlıklı bölgesel destinasyonlarda teknoloji benimseme sürecini belirleyen temel faktörlerdir.Özgünlük: Bu araştırma, akıllı otel teknolojilerini misafir perspektifi yerine bölgesel bir destinasyonda faaliyet gösteren otel yöneticilerinin bakış açısıyla ele alması bakımından özgündür. KOBİ ağırlıklı bir bağlamda teknoloji benimsemenin operasyonel, sürdürülebilirlik ve stratejik boyutlarını nitel yöntemle inceleyerek, metropol merkezli akıllı konaklama literatürüne alternatif ve bağlamsal bir katkı sunmaktadır.
Amaç: Bu çalışma, KOSGEB veri tabanında kayıtlı Ar-Ge yapan küçük ve orta büyüklükteki işletmelerde (KOBİ) Ar-Ge yoğunluğunun özsermaye kârlılığı (ROE) üzerindeki cari ve gecikmeli etkilerini incelemeyi amaçlamaktadır. Ar-Ge harcamalarının kısa ve orta vadedeki kârlılık etkisinin KOBİ ölçeğinde sistematik biçimde test edilmesi araştırmanın temel sorusunu oluşturmaktadır.Yöntem: 2014–2023 dönemini kapsayan ham veri setinden türetilen ve etkin analiz dönemi 2016–2023 olan 738 firmaya ait 4.903 firma-yıl gözleminden oluşan panel veri seti kullanılmıştır. Ar-Ge yoğunluğunun cari ve iki yıla kadar gecikmeli etkileri dağıtılmış gecikme modeli çerçevesinde test edilmiş; İki Yönlü Sabit Etkiler modeli ve Driscoll-Kraay robust standart hatalar tercih edilmiştir.Bulgular: Cari yıl Ar-Ge yoğunluğu özsermaye kârlılığını anlamlı biçimde olumsuz etkilemektedir. Bir yıl gecikmeli Ar-Ge yoğunluğu ise kârlılık üzerinde pozitif ve anlamlı etki yaratmaktadır. İki yıl gecikmeli etki istatistiksel anlam taşımamaktadır. Özgünlük: Çalışma, Ar-Ge ve kârlılık ilişkisini halka açık firmalar yerine KOSGEB veri tabanında yer alan KOBİ'ler üzerinden inceleyerek literatürdeki önemli bir ampirik boşluğu doldurmaktadır. Ayrıca, Ar-Ge yoğunluğunun etkilerini yalnızca cari dönemle sınırlı tutmayıp dağıtılmış gecikme modeli çerçevesinde dinamik olarak ayrıştırması, kısa ve orta vadeli etkilerin farklı yönlerde ortaya çıkabileceğini göstermesi bakımından özgün bir katkı sunmaktadır.
Amaç: Bu çalışmanın amacı, Türkiye elektrik enerjisi planlamasında Çok Kriterli Karar Verme (ÇKKV) yöntemlerinin kısıtlarını aşmak üzere önerilen Relational Membership Value Calculation (RMVC) algoritmasının performansını değerlendirmek ve sürdürülebilir enerji projeksiyonları sunmaktır.Yöntem: Araştırmada, Enerji Piyasaları İşletme A.Ş. (EPİAŞ) ve Türkiye Elektrik İletim A.Ş. (TEİAŞ) verilerinden elde edilen 61488 adet gerçek zamanlı saatlik veri noktası, Python tabanlı veri madenciliği teknikleriyle işlenmiştir. 7 farklı enerji kaynağı; kapasite faktörü, şebeke stresi, maliyet (LCOE) ve emisyon gibi teknik, ekonomik, çevresel ve politik boyutları temsil eden 9 kriter altında analiz edilmiştir. Önerilen RMVC algoritması; TOPSIS, VIKOR, GRA ve WASPAS yöntemleriyle kıyaslanarak test edilmiştir.Bulgular: Analiz sonuçları, klasik yöntemlerin (özellikle TOPSIS) yüksek verimliliğe sahip fosil kaynakların çevresel dezavantajlarını maskelemesine izin verdiğini, RMVC’nin ise bu aykırı değerleri ilişkisel yöntemle dengeleyerek daha kararlı sıralamalar ürettiğini göstermektedir. Tüm yöntemlerde Jeotermal Enerji ilk sırada yer alırken; RMVC sıralaması (Jeotermal > Rüzgâr > HES > Linyit > İthal Kömür > Güneş > Doğal Gaz), yenilenebilir kaynakları üst sıralara taşıyarak Türkiye’nin 2053 Net Sıfır Emisyon hedefleriyle tam bir tutarlılık sergilemiştir.Özgünlük: Bu çalışma, enerji planlaması literatüründe soft küme teorisine dayalı göreceli üyelik yaklaşımını ilk kez kullanarak, adayları ideal çözüme uzaklıkları yerine verinin kendi içindeki gizli örüntüleri üzerinden değerlendiren metodolojik bir yenilik sunmaktadır.
Amaç: Bu çalışmanın amacı, gıda tedarik zincirinde sürdürülebilirlik perspektifiyle bir değer akış haritalama yaklaşımı geliştirmek, israfları tespit ederek kısa, orta ve uzun vadeli iyileştirme önerileri sunmaktır.Yöntem: Araştırmada bir gıda işletmesinde Değer Akış Haritalandırma yaklaşımı gerçekleştirilmiş, ürün/ürün ailesi seçimi yapılmış, mevcut durum haritalaması hazırlanmış, gelecek durum haritası tasarlanmış ve değer akış planı oluşturularak yalın üretim teknikleri uygulamaya geçirilmiştir.Bulgular: Çalışma sonucunda, değer akış haritalama yaklaşımının gıda tedarik zincirinde israfları azaltmada etkili olduğu, sürdürülebilirlik odaklı süreçlerin rekabet avantajı sağladığı belirlenmiştir. Ayrıca kısa vadeli iyileştirmelerin hızlı çözümler sunduğu, orta vadeli planlamaların düzenli takip ve sürdürülebilirlik hedeflerini içerdiği, uzun vadeli planların ise yatırım odaklı stratejik adımları kapsadığı tespit edilmiştir.Özgünlük: Bu araştırma, değer akış haritalama yönteminin gıda tedarik zincirinde sürdürülebilirlik bakış açısıyla bütünleşik bir şekilde ele alınması bakımından özgün katkı sunmaktadır. Çalışma, sadece israfların azaltılması değil, aynı zamanda sürdürülebilirlik parametrelerinin süreç yönetimine entegre edilmesi ile literatürdeki boşluğu doldurmaktadır.
Purpose: In the transportation and storage sector, which constitutes the backbone of global supply chains, the intense competition and high capital requirements experienced in recent years have made the effective management of financial resources and the multidimensional measurement of performance critical. This study aims to evaluate the financial performance of 13 transportation and storage companies listed on Borsa Istanbul (BIST) for the 2022-2024 period by using an integrated Multi-Criteria Decision-Making (MCDM) framework. Methodology: In the analysis, 13 financial ratios were weighted using the objective Entropy method, and company rankings were derived via the MOORA approach. The robustness of the model was systematically validated in two stages through scenario-based analyses and comparisons with the ARAS, TOPSIS, COPRAS, and VIKOR methods. Findings: The findings indicate that operational efficiency (specifically receivables and inventory turnover) and liquidity quality were the primary determinants of performance, while the relative importance of profitability indicators increased towards 2024. The ranking results identify GRSEL and TLMAN as consistently top-performing firms, whereas TAVHL and RYSAS exhibited weaker performance. Originality: Consequently, this study contributes a current and evidence-based perspective to the literature by demonstrating with methodological robustness that sustainable competitiveness is achieved through efficiency and debt optimization rather than profitability.
Amaç: Bu çalışmanın amacı, Beyoğlu ilçesinde yaşayan vatandaşların e-devlet ve e-katılım uygulamalarına yönelik algılarını ve bu uygulamaların yerel yönetim süreçlerine olan etkilerini incelemektir.Yöntem: Araştırmanın evrenini İstanbul ili Beyoğlu ilçesinde ikamet eden bireyler oluşturmuştur. Kozmopolit yapısı ve farklı sosyo-ekonomik grupları barındırması nedeniyle Beyoğlu örneklem bölgesi olarak seçilmiştir. Çalışmada 411 katılımcıdan veri toplanmış, e-devlet ve e-katılım kavramlarını ölçmek amacıyla İnam (2020) tarafından geliştirilen ölçek uyarlanarak kullanılmıştır. Verilerin analizinde Jamovi 2.5.6 yazılımı tercih edilmiş; Yapısal Eşitlik Modeli (YEM) ve Ordinal Lojistik Regresyon Analizi uygulanmıştır.Bulgular: Araştırma bulguları, e-devlet ve e-katılım uygulamalarının Beyoğlu ilçesinde yaygın olarak kullanıldığını ve bu uygulamaların vatandaşların belediye hizmetlerine erişimini önemli ölçüde kolaylaştırdığını ortaya koymuştur. E-danışma ve e-karar verme süreçlerinin e-katılım üzerinde olumlu etkisi vurgulanmış, ancak bazı alanlarda eksikliklerin giderilmesi gerektiği belirlenmiştir.Özgünlük: Bu çalışma, e-devlet ve e-katılım uygulamalarının yerel yönetim süreçlerindeki etkilerini Beyoğlu ilçesi özelinde ele alarak literatüre katkı sağlamaktadır. Bulgular, vatandaş memnuniyetinin artırılması ve yerel yönetimlerin etkinliğinin güçlendirilmesi için stratejik öneriler sunulmasına olanak tanımaktadır.
Amaç: Belediyelere yönelik performans ölçümleri sonraki dönem bütçe programları için önemli olması kadar fayda ve verimlilik bakımından da önem arz etmektedir. Belediyelerin gerçekleştirdikleri faaliyetlerinin belirlenen hedeflere ulaşmadaki başarısı şeffaflık, tutarlılık, ihtiyaçlar ve maliyet kapsamında da değerlendirilir. Bu nedenle çalışma kapsamında Türkiye’de büyükşehir belediyelerinin ekonomik harcama kalemleri için performans düzeyi karşılaştırmasının yapılması amaçlanmıştır. Yöntem: Çalışmada ekonometrik analiz olarak Çok Kriterli Karar Verme (ÇKKV) yöntemlerinden PROMETHEE yöntemi kullanılmıştır. Türkiye'deki büyükşehir belediyelerinin 2014-2020 dönemine ait faaliyet raporlarında yer alan bütçenin ekonomik harcama kalemlerine ilişkin bilgiler kullanılmıştır.Bulgular: Analiz sonuçlarına göre; büyükşehir belediyelerinin yedi yıllık süre zarfında kişi başına düşen performansa dayalı bütçe gerçekleşmeleri için tüm alternatifler birlikte değerlendirildiğinde, seçim ve sıralamaya göre Net Promethee “Ph” sonuçları sırasıyla kriter çubuğuna (eksen) en yakın İzmir (0,42), Ankara (0,41), Gaziantep (0,37) ve İstanbul (0,35) illeri olarak bulunmuştur. Bu iller bütçeleme performansı bakımından en başarılı belediyeler olarak belirlenmiştir.Özgünlük: Bu çalışma ile büyükşehir belediyelerinin etkin harcama potansiyeli karşılaştırmalı olarak verilmektedir. Böylece yerel yönetimlerde verilerin doğru ve sağlam tutulması ile etkin ve verimli çalışma odaklı ölçümlerin yapılmasının önemine dikkat çekilmektedir.