
Bu çalışma MIDI verilerinden elde edilen piyano kayıtlarında sustain pedal kullanımının neden olduğu etkileri ses öznitelikleri üzerinden nicel olarak incelemektedir. Veri üretiminde Frédéric Chopin’in Polonez eserlerine ait 10 adet MIDI kaydı aynı performans verisi korunarak bir piyano VST’si (Virtual Studio Technology) ile pedallı ve pedalsız olacak şekilde iki koşulda yeniden üretilmiştir. Her eser için pedal zamanlamaları göz önünde bulundurularak ilgili MIDI dosyalarından her biri en az 1 sn uzunluğunda olacak şekilde eşleştirilmiş (pedallı ve pedalsız) segment çiftleri oluşturulmuştur. Her segment için zaman düzlemi (RMS, tepe zarfı, ZCR, ACF/MaxACF, tonal güç oranı), izgesel (akı, merkez, yayılım, eğim, rolloff, crest factor, çarpıklık, basıklık) ve kepstral (MFCC 1–13) öznitelikler ayrı ayrı hesaplanmıştır. Pedallı–pedalsız karşılaştırmaların eşleştirilmiş örneklem t-testi (paired-sample t-test) ile değerlendirilmiştir, büyük örneklem etkisine karşı bulguların yorumunda Cohen’s 𝑑z etki büyüklüğü esas alınmıştır. Çalışmanın kısıtlılıkları göz önünde bulundurulduğunda sonuçlar pedal etkisinin özellikle izgesel eğim, maksimum otokorelasyon ve düşük mertebeli MFCC katsayılarında orta düzey ve üzeri etki büyüklükleri ürettiğini göstermektedir. Bulgular, pedal tespiti ve açıklanabilir öznitelik temelli modeller için aday girdiler önermektedir.
Bu çalışma, dans alanında çoğu zaman performansın sürdürülebilirliği, teknik yeterlilik ve sahne üzerindeki işlevselliğin korunabilmesi üzerinden tanımlanan “sağlıklı dansçı” kavramını yeniden ele almayı amaçlamaktadır. Bu yaklaşım, dansçının sahne üzerindeki işlevselliğini açıklamada önemli bir yer tutmakla birlikte, uzun vadeli bedensel sürdürülebilirlik, toparlanma süreçleri ve psikolojik bütünlük gibi boyutların da dikkate alınmasını gerektirmektedir. Bu nedenle çalışma, sahnede performans gösterebilen bir dansçının aynı zamanda sağlıklı bir birey olup olmadığı sorusundan hareketle sağlık kavramını daha bütüncül bir perspektifle tartışmaya açmaktadır. Bu doğrultuda, Joseph Pilates’in Kontroloji yaklaşımından yola çıkılarak yazarın yürütmekte olduğu “Klasik Bale Dansçısı İçin Kontroloji Temelli Sağlıklı Dansçı Modeli” başlıklı sanatta yeterlik araştırması kapsamında geliştirilen yedi hareket ilkesi (varlık/nefes, hareket/mobilite, denge/hizalanma, dayanım/kontrol, edinim/konsantrasyon, tutarlılık/kesinlik ve bütünsellik/hareket entegrasyonu) kavramsal bir model olarak ele alınmıştır. Bu ilkeler, Pilates temelli kavramların bale bağlamına uyarlanmasıyla oluşturulmuştur. İlkeler üzerinden yapılan kavramsal incelemeler, fiziksel uygunluk ile psikolojik süreçler arasındaki etkileşimin sağlık kavramını daha geniş bir çerçevede düşünmeye olanak sağlayabileceğini düşündürmektedir. Bu bağlamda sağlıklı dansçı, yalnızca işlevsel bir beden olarak değil, hareketini algılayabilen, düzenleyebilen, sürdürebilen ve sanatsal varoluşla bütünleştirebilen bir özne olarak yorumlanmaktadır.
Çalışmada Âşık Veysel’in bağlama icrasındaki tını estetiğine disiplinler arası bir ışık tutulmuş ve bağlama icrasındaki tını estetiği niteliğine vurgu yapılmıştır. Araştırmada müzik estetiği bağlamında Âşık Veysel’in bağlama icrasındaki ses tınısı, tarafımca geliştirilen Bağlama İcrasında Tını Estetiği Modeli (BİTEM) üzerinden incelenmesi amaçlanmıştır. Bu kapsamda Âşık Veysel’in bağlama icrası: ebat/yapısal özellik, telleme, perde sistemi ve akort; icra tekniği ve nüanslar; eserlerin estetik bileşenleri; müzik ve icracı arasındaki manevi bağlantı ile elde edilen tını estetiği açısından analiz edilmiştir. Bu çalışmada nitel araştırma yöntemlerinden kaynak taraması yöntemi kullanılmıştır. Araştırmada Âşık Veysel'in bağlama icrasında tını estetiğini oluşturan unsurlar: kullandığı düzen/akort (bağlama düzeni); bam teli olmaksızın yedi çelik telden oluşan (alt 3, orta 2, üst 2) telleme biçimi; 15 perdeli bağlamasında özellikle Si 1 koma bemol-Fa 4 koma diyez perdelerini kullanması; genellikle Mi, Fa, Fa# tonalitesi; 42 cm tekne 56 cm sap boyunda yapısal özellikte bir bağlama kullanması sıralanabilir. Bunların dışında icra özellikleri olarak tane tane çalma, paralel/boğumlama baskılar ve vuruşlar yapma; ses kombinasyonlarını kullanma; çekme-vurma sol el tekniklerini kullanma; dem sesi ve yeden sesi kullanma; parmak vibrasyonu yapma Veysel'in tını estetiğini etkileyen unsurlar olarak görülmüştür. Yanı sıra Veysel'in söz yapısı ve içeriği duygu ve düşüncelerini yansıtması bakımından bağlama icrasında tını estetiğine katkı sunduğu gibi eser ile kurduğu manevi bağın da tını estetiğini oluşturmasına etki ettiği örnek eser incelemeleri ile ortaya koyulmuştur. Sonuçta Âşık Veysel’in kullandığı bağlamanın yapısal özellikleri, icra tekniği, eserin özellikleri ve eserle kurduğu manevi bağın, orta yumuşaklıkta, duru ve yalın bir tını estetiğinin oluşmasına etki ettiği tespit edilmiştir.
Bu çalışma İspanyol gitarist ve besteci Dionisio Aguado y Garcia’ nın (1784 – 1849) Introduction and Rondo eserinin formal ve armonik bir analizini içermektedir. Çalışma aynı zamanda eseri çalışacak gitaristler için çalışma teknikleri, parmak seçimi önerileri ve yorum önerileri içermektedir. Burada verilen yorum önerileri yorumcunun müzikal bakış açısına göre değişkenlik gösterebilir. Buradaki amaç daha çok eseri yorumlamak için kullanılabilecek çeşitli materyalleri ve bu eser örneğinden yola çıkarak daha sonra çalışılacak eserleri buradaki gibi çeşitli işaretlemeler, bölümlemeler ve dinamikler ekleyerek çalışma tekniklerini anlatmaktır. Bu çalışma tekniklerini kullanma alışkanlığını edinmek yorumcunun farklı kısımlar için farklı yorumları deneyerek kendisi için en iyi olan yorumu bulma alışkanlığını edinmesini bir anlamda yorumculuk tekniklerini geliştirmesini sağlamayı amaçlamaktadır. Araştırmanın temel problemi, bu eserin klasik gitar repertuvarında sıklıkla icra edilmesine rağmen performans temelli analitik incelemelerinin sınırlı olmasıdır. Araştırma nitel araştırma yaklaşımı doğrultusunda doküman incelemesine dayalı olarak yürütülmüştür. Çalışma kapsamında eser yeniden notaya alınmış, harflerle bölümlendirilmiş ve her bölüm tonal plan, kadans yapıları, modülasyonlar, akor yapıları ve arpej figürleri gibi çeşitli yönleri ile sistematik olarak incelenmiştir. Analiz süreci formal yapı, armonik yürüyüş ve tematik gelişim ekseninde gerçekleştirilmiştir. Elde edilen bulgular, eserin Klasik dönem form anlayışını temel almakla birlikte erken Romantik döneme özgü armonik öğeler içerdiğini göstermektedir. Özellikle eksik yedili akorlar, kromatik geçişler ve İtalyan artmış altılı akor kullanımı dikkat çeken özellikler arasındadır. Rondo bölümünün A–B–A–C–A form şemasında kurgulandığı ve tonal bütünlük sergilediği tespit edilmiştir. Introduction and Rondo pek çok müzik okulu ve konservatuarın gitar müfredatında yer almasının yanı sıra ulusal ve uluslararası pek çok gitar yarışmasında ve resitallerde de repertuvara alınan eserlerden birisidir. Eser klasik gitar repertuvarının en çok bilinen ve çalınan eserlerinden biri olmasının yanı sıra temposu, pek çok farklı tekniği içeren pasajları ve uzunluğu sebebi ile de zor sayılabilecek eserlerinden birisidir. Bu sebeplerle bu çalışma eserin daha kolay ve doğru şekilde öğrenilmesine ve daha iyi şekilde icra edilebilmesine yardımcı olacak bir kaynak olması amacı ile hazırlanmıştır. Eseri çalışmaya başlamadan önce yapılabilecek çalışmalar kısmı eklenerek icracının eserin deşifre ve icra süreçlerinde yaşayabileceği zorlukların üstesinden daha kolay gelmesi amaçlanmıştır. Analiz sonuçlarına dayalı olarak geliştirilen teknik ve yorumsal çalışma önerilerinin, eserin daha bilinçli ve stilistik açıdan tutarlı bir icrasına katkı sağlayacağı düşünülmektedir.
Bu çalışma, 19. yüzyılın ortalarından 20. yüzyıl başlarına kadar uzanan dönemde döngüsel formun Fransız müziğindeki gelişimini incelemektedir. Bu inceleme, César Franck, Claude Debussy ve Maurice Ravel’in keman sonatları üzerinden yapılmıştır. Franck, klasik kuralları izleyen ama temaları çeşitli kombinasyonlarla yeniden hatırlatan bir yaklaşım sergilerken; Debussy, izlenimcilik etkisiyle daha serbest ve belirsiz bir yapı kurmuştur. Ravel ise, geleneksel kuralları modern bir bakışla harmanlayarak daha düzenli ve kontrollü bir yapı kullanmıştır. Her üç besteci de temaları ya değiştirerek ya da aynı şekilde tekrar ederek eserlerine bütünlük kazandırmış ancak bunu kendi tarzlarını ortaya koyarak yapmışlardır. Araştırma, literatür taraması ve nitel analiz yöntemine dayanarak gerçekleştirilmiştir. Seçilen sonatların nota materyali incelenmiş, döngüsel yapıyı gösteren bölümler analiz edilmiş ve bestecilerin yaşam öyküleri ile eserlerin oluşum süreçleri ele alınmıştır. Her üç bestecinin incelenen keman sonatları bağlamında; Franck’ın, La Majör Sonat’ta temaları her bölümde işleyerek zengin yapı kurduğu, Debussy’nin modal diziler ve ritimlerle özgür form yarattığı ve belirsiz bir tonalite kullandığı, Ravel’in blues ve klasik tarzı sentezleyerek eserlerine özgünlük kattığı söylenebilir. Sonuç olarak, döngüsel formun gelişimi, bu bestecilerin hem geçmişe saygı duyan hem de yenilikçi yönlerini yansıtan yaratıcı bakış açılarını yansıtmaktadır. Bu çalışma, döngüselliğin sadece tema tekrarları değil, aynı zamanda müziğe zaman ve duygu açısından bir bütünlük kazandıran güçlü bir anlatım aracı olduğunu vurgulamaktadır.