• 学术搜索
  • 科研智能体
    • Research Labs
    • AI 阅读
    • AI 文库
    • 深度研究
    • 学者亮点
  • 学术资源
    • AI2000
    • 期刊/会议
    • 学者库
    • 学术API
    • 溯源树
    • 数据集
  • 知识沉淀
    • 学术空间
订阅小程序
旧版功能
aminer vip
开通会员低至0.73元/天
一次搞定AI科研
立即登录
  • English
  • 联系方式
    İslami İlimler Dergisi

    İslami İlimler Dergisi

    JournalISSN 1306-7044eISSN 3023-7661

    年发文量

    研究主题

    论文(466)

    排序
    1Yetişkin Bireylerin Hayatı Anlamlandırmalarında Din Eğitiminin Yeri
    İrfan Erdoğan, Ömer Özdemir, Emel Asoğlu

    İnsanlık tarihi boyunca bireyler hayatın anlamına, ölüm ve sonrasına dair varoluşsal sorulara cevap aramışlardır. Bu bağlamda din, bireylerin anlam arayışına rehberlik eden en önemli kaynaklardan biri olmuştur. Yetişkin bireylerde hayatı anlamlandırma ile din eğitimi arasındaki ilişkiyi çeşitli değişkenler açısından ortaya koymayı amaçlayan bu çalışmada nicel araştırma yöntemlerinden biri olan nedensel karşılaştırma modeli kullanılmıştır. Araştırma evrenini İstanbul ilinde yaşayan yetişkinler oluştururken, çalışmanın örneklemi ise bu grubu temsilen sosyo-ekonomik ve sosyo-kültürel seviyeleri birbirinden farklı 517 katılımcıdan oluşmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak kişisel bilgi formu, “Hayatın Anlam ve Amacı Ölçeği” ve “Dini Tutum Ölçeği” kullanılmıştır. Düzenli olarak bir din eğitimi faaliyetine devam edenlerin hayatın anlamı ve amacı puanları daha yüksek iken, hayatın anlamsızlığı ve amaç yoksunluğu puanları anlamlı derecede daha düşük bulunmuştur. Katılımcıların dinin hayattaki yerine ilişkin görüşleri, dini bilgi açısından kendini yeterli görme durumları ve kendilerini dindar olarak tanımlama durumu gibi değişkenler hayatın anlamı ve amacı puanlarında anlamlı farklılıklara yol açmıştır. Ayrıca katılımcıların dini tutum düzeyleri ile hayatın anlamı ve amacı puanları arasında farklı düzeylerde pozitif yönde korelasyon tespit edilmiştir. Sonuç olarak, din eğitimi yetişkin bireylerin ruhsal iyilik hali ve yaşam doyumunu artırma; anlamsızlık duygusu, bıkkınlık hissi, kötümserlik, umutsuzluk duygusu ve amaç yoksunluğu duygularını azaltmada kritik bir rol üstlenmektedir.

    2026
    引用
    AI阅读
    加入学术空间
    2Hanefî Mezhebini Orta Asya’ya Taşıyan Bir Fakih Olarak Ebû Hafs El-Kebîr Ve Buhara Hanefî Okulu
    Muhammet Fatih Kirenci

    Ebû Hafs el-Kebîr (ö. 217/832), 150/767 yılında Buhara’da doğmuş, genç yaşta Bağdat’a giderek Ebû Yusuf ve Şeybânî’den ders almıştır. Hanefî mezhebinin temel kaynakları sayılan el-Asl, el-Câmi‘u’l-Kebîr, el-Câmi‘u’s-Sağîr’in yanı sıra Nevâdirü’s-Salât ve Kitâbu’l-Hiyel’i hocası Şeybânî’den rivayet etmiştir. Bu yönüyle Hanefî birikimi Orta Asya’ya taşıyan en önemli isimlerden biri olmuştur. Bu makalenin amacı, Ebû Hafs el-Kebîr’in biyografisini yeniden inşa etmekle birlikte onun Hanefî geleneği içindeki konumunu ve Buhara Hanefî Okulu bağlamında mezhebin kurumsallaşmasına katkılarını ortaya koymaktır. Biyografisi incelendiğinde onun, Hanefî mezhebini Orta Asya’ya taşıyan Ebû Mutî‘ el-Belhî (ö. 199), Ebû Süleyman el-Cûzcânî (ö. 200) ve Ebû Nasr Muhammed b. Sellâm (ö. 225) gibi çağdaşlarına kıyasla daha belirgin bir konuma sahip olduğu görülmektedir. Özellikle önde gelen müelliflerin ilim silsilelerinde yer alması ve Serâhsî (öl. 483) gibi fakihlerin onun rivayetlerine itimat etmeleri mezhep içerisindeki yerinin anlaşılması için önem arz etmektedir. Hanefî eserlerinde Medresetü Ebî Hafs olarak anılan müstakil bir okuldan bahsedilmesi ise Ebû Hafs’ın Buhara Hanefî Okulunun kurucusu olduğunu göstermektedir. Bu okulun bünyesinde yetişmiş fakihlerin vefat yılları itibariyle 450 yılı aşan kesintisiz bir eğitim merkezi olduğu anlaşılmaktadır. Bu sayede Ebû Hafs’ın mezhebin kurumsallaşmasında belirleyici role sahip olduğu görülmektedir. Nitekim ilim silsilelerinde “Ebû Hanîfe – eş-Şeybânî – Ebû Hafs el-Kebîr” şeklinde isminin üçüncü tabakada zikredilmesi de bu durumu desteklemektedir. Ebû Hafs’a nispet edilen el-Fevâid, el-Fetâvâ ve Mesâilü Ebî Hafs eserleri günümüze ulaşmamıştır. Ancak araştırmamız sonucunda basılı Hanefî eserlerde Ebû Hafs’a nispet edilen yetmiş sekiz fetva tespit edilmiştir. Literatürde bu konudaki müstakil çalışmaların sınırlılığı, onun biyografisi ve fetvaları bağlamında mezhep içindeki rolünün daha kapsamlı araştırılmasını gerekli kılmaktadır. Bu çalışmada nitel araştırma yöntemi benimsenmiş, özellikle tarihsel yöntem ile içerik analizi tekniklerinden yararlanılmıştır. Araştırmanın temel veri seti ise tabakât eserlerinden ve fıkıh literatüründen derlenmiştir. Sonuç olarak Ebû Hafs’ın kurduğu Buhara Hanefî Okulu, Hanefîliğin Orta Asya’da yayılmasını hızlandırmış ve nesiller boyunca fıkıh eğitimi verilen kalıcı bir merkez hâline gelmiştir.

    2026
    引用
    AI阅读
    加入学术空间
    3Din Eğitimi Bağlamında Filmlerin İdeolojik İşlevi Ve Gerçeklik Algısı Üzerindeki Etkileri
    İsmail Çevik

    İnsanın varoluşsal gayesini ahiretten dünyaya indirgemesi; yaşam pratiklerini madde, haz ve dünyevi refah ekseninde yeniden kurgulaması olarak tanımlanan sekülerleşme, modern çağın en köklü ontolojik krizlerinden biridir. Bu zihinsel ve kalbi dönüşümün katalizörü ise modern iletişim araçları ve popüler kültür endüstrisidir. Özellikle sinema ve dizi filmler, sundukları işitsel ve görsel cazibe ile sadece bir eğlence aracı olmanın ötesine geçerek; ideolojik kodların, kültürel değerlerin ve yaşam biçimlerinin zihinlere nakşedildiği hegemonik bir anlam üretim merkezi işlevi görmektedir. Görsel kültürün bu kuşatıcı etkisi, birey merkezli, tüketim odaklı ve nefsani arzuları (haz) önceleyen seküler bir yaşam formunu ideal hayat olarak sunmakta; buna mukabil, fıtrattan gelen manevi değerleri ve dinî ritüelleri hayatın çeperine iterek görünmez kılmaktadır. Bu süreç, özellikle kimlik inşası sürecindeki genç nesillerin, tevarüs ettikleri inanç değerleriyle çatışmasına, ibadet disiplininden kopmasına ve nihayetinde inançsızlık veya deizm gibi farklı teolojik savrulmalar yaşamasına zemin hazırlamaktadır. Dolayısıyla bugün din eğitimi sahasında yaşanan kriz, sadece bir bilgi eksikliği değil, görsel imgelerle inşa edilen seküler zihin yapısının yarattığı bir anlam kaymasıdır. Bu bağlamda çalışma sinemanın insan ruhu ve toplum üzerindeki dönüştürücü gücünü merkeze alarak, sekülerleşme sürecinin din eğitimi üzerindeki tahripkâr etkilerini bütüncül bir yaklaşımla analiz etmeyi amaçlamaktadır. Araştırmada belge incelemesi ve betimsel analiz yöntemleri kullanılarak filmlerin dinî ve ahlaki değerleri nasıl dönüştürdüğü irdelenmiş, ortaya çıkan manevi boşluğu telafi etmek adına din eğitiminin nasıl bir pedagojik ve stratejik vizyon geliştirmesi gerektiği tartışılmıştır. Çalışmanın bulguları, sekülerleşme dalgası karşısında gençlerin manevi bağışıklığını güçlendirecek yeni bir din eğitimi dilinin inşasına katkı sunmayı hedeflemektedir.

    2026
    引用
    AI阅读
    加入学术空间
    4Mebâdi-i Aşera Bağlamında Nahiv İlmi
    Mehmet Kayar

    Herhangi bir ilmi öğrenmek isteyen bir talibin, mutlak anlamda meçhul olana teveccüh etmemesi, hedefinden saparak vaktini boşa harcamaması ve amaçlamadığı şeylere emek sarf etmemesi için, öğrenmek istediği ilmin esas konularına geçmeden önce o ilme dair bazı esasları bilmesi dolayısıyla ilgili ilmin konusuna ve amacına uygun bir donanımla işe başlaması gerektiği ifade edilmektedir Bir ilmi disiplini öğrenmeye talip olan kişinin, elde etmek istediği ilim dalının ona nasıl bir yarar sağlayacağı, o ilmin araştırma sahasını, çözmeye çalıştığı problemleri ve bu problemlerin hangi ilmin ilgi alanına girdiği; ayrıca o ilmi tahsil etmenin dinî boyutunun ne olduğu gibi sorulara cevap bulmadığı sürece mevzu bahis ilim kendisi için muğlak kalacak ve muhtemel zihin karışıklıklarından kurtulamayacaktır. Bu nedenle söz konusu sorunları giderme amacına matuf olarak belirli ilimlere dair yazılmış pek çok eserin mukaddimesinde ve belirli bir disipline yönelik yapılan tedrisat faaliyetinin başında o ilim dalına ilişkin olarak bazı temel ilkelerin bilinmesi gerektiğine vurgu yapılmaktadır. “Mebâdi-i aşera veya mukaddimât-ı aşera” olarak bilinen bu ilkeler; ilim talebesinin bir ilme başlamadan önce basiret üzere olmasını, o ilme ait konuları ait olmayanlardan ayırt etmesini ve o ilmi genel hatlarıyla tasavvur ve idrak edebilmesini mümkün kılmaktadır. Bu ilkeler sırasıyla şöyledir; 1. Elde edilmek istenen ilim dalının tanımı, 2. Konusu, 3. Amacı, 4. Fazileti, 5. Yararlandığı ilimler, 6. Kurucusu, 7. Adı, 8. Diğer ilimlerle ilişkisi, 9. O ilmi öğrenmenin dinî hükmü, 10. Problemleri/meseleleri. Bu unsurlar, ilim taliplerine ilimlerin mahiyetine dair genel bir çerçeve sunmaktadır. Bu çerçeveyi nahiv ilmine tatbik eden çalışmamız, alana katkı sunmak ve nahiv ilmini klasik eserlerden öğrenen talebelerin nahiv ilmine başlamadan önce icmalen de olsa o ilmi tasavvur edebilmelerini sağlayarak daha iyi kavramalarını hedeflemektedir.

    2026
    引用
    AI阅读
    加入学术空间
    5Mâtürîdî Ve Ebü’l-Berekât Nesefî’nin Tefsirleri Bağlamında Hanefîlerin Kur’ân’ın Önceki Kitaplarla İlişkisine Yaklaşımları
    Muhammet Çol

    Bu araştırma, Hanefî mezhebinde Kur’ân’ın önceki kitaplarla ilişkisi meselesine dair geliştirilen yaklaşımları incelemektedir. Çalışmanın temel amacı, Hanefî tefsir geleneğinin iki mümtaz siması Mâtürîdî (öl. 333/944) ve Ebü’l-Berekât Nesefî (öl. 710/1310) özelinde, aynı ekol içerisinde tezahür eden yorum farklılıklarının ilmî ve metodolojik zemininin belirlenmesidir. Bu bağlamda araştırmada Hanefî ekolü içerisindeki süreklilik ve değişim dinamikleri Kur’ân’ın önceki kitaplarla ilişkisi üzerinden izlemeye alınmıştır. Ebû Hanîfe (öl. 150/767) geleneğine güçlü biçimde bağlı olan Hanefî müfessirlerin, söz konusu meselede neden ve nasıl farklı yaklaşımlar geliştirdikleri ile mezhep içi bağlılığın metodolojik ayrışmalara engel teşkil edip etmediği sorusu problematik olarak ele alınmıştır. Nitel araştırma yöntemlerinin esas alındığı çalışmada, Kur’ân’ın önceki kitaplarla ilişkisi meselesi metin tahlili ve mukayeseli analiz yöntemiyle incelenmiştir. Elde edilen bulgular, Hanefî geleneğinde Kur’ân’ın önceki kitaplarla ilişkisi ve bu meselenin birer yansıması olduğu düşünülen namazda Arapça dışında bir dille ibadet meselesi gibi konularda belirgin bir farklılaşmanın bulunduğunu göstermektedir. Mâtürîdî, ibadetlerde asıl olanın lafız değil mana olduğu ilkesinden hareketle, Kur’ân ile önceki kitaplar arasında lafzî değil manevî bir bütünlük bulunduğunu savunmakta ve bu yaklaşımı namazda Arapça dışında bir dille ibadetin cevazı yönünde temellendirmektedir. Buna karşılık Ebü’l-Berekât, Kur’ân’ın i‘câzının Arapça lafzı, nazmı ve fesahatinde mündemiç olduğunu vurgulayarak Kur’ân’ın başka bir dile tam anlamıyla aktarılmasının mümkün olmadığını, dolayısıyla önceki kitaplarla mutlak bir anlam ayniyetinin kurulamayacağını ileri sürmekte ve Arapça bilen birinin namazda Arapça dışında bir dille ibadet edemeyeceğini savunmaktadır. Sonuç olarak çalışma, Hanefî müfessirlerin bu meselede tekdüze olmadıklarını, aksine mezhep içerisinde farklı saiklere dayalı zengin ve karşıt metodolojik tutumların bulunduğunu ortaya koymaktadır.

    2026
    引用
    AI阅读
    加入学术空间
    立即登录,查看全部 466 篇论文

    高被引作者

    作者引用发文
    mehmet mahfuz soylemez924
    Arif Ulu231
    ramazan ozmen231
    mehmet umit231
    salim oğut231
    Mehmet Bilen231
    cemil hakyemez231
    dursun hazer231
    İlyas KAYAOKAY61
    Yazici Ahmet Taylan41

    高产作者

    作者引用发文
    mehmet mahfuz soylemez924
    Ahmet HAMİTOĞLU04
    Abdullah Ahmad Al-Zyout24
    Selim ÇAKIROĞLU04
    Mehmet Hanifi YOLDAŞ13
    Ümit ESKİN13
    Hakan Temir13
    Yahya ARSLAN03
    nurettin gemici03
    İdris SÖYLEMEZ13

    相关期刊

    No data
    No data