
Fransız sanatçı Ememem, 2016 yılında Lyon kentinde sanat eserlerini üretmeye başlayan anonim bir sanatçıdır. Kimliği bilinmeyen sokak sanatçısı kaldırımları bir bakıma mozaik sanatı ile süsleyerek ya da yamayarak mozaik sanatına güncel bir bakış açısı getirmiştir. İleri dönüşüm, sokak sanatı, mozaik sanatı gibi çeşitli alanların birleşimini ifade edecek şekilde geliştirdiği ‘flacking’ terimi giderek yaygınlaşmakta ve yerel belediyelerin de dikkatini çekmektedir. Bu çalışmanın amacı çok eski bir sanat dalı olan mozaik sanatının güncel terimlerden türetilmiş bir yüzü olan flacking sanatını tartışmaya açmaktır. Kapsam olarak İstanbul’dan örnekler bulmaya çalışılarak, yurtdışı örnekleri ile karşılaştırılacaktır. Çalışma; mozaik sanatını canlandırmak, yurdumuzdaki örneklere akademik bir bakış açısı getirmek; İstanbul’daki güncel bu denemeleri literatürde kayıt altına almak bakımından önemli görülmüştür. Yöntem olarak nitel araştırma yöntemlerinden genel tarama modeli kullanılarak hem mozaik sanatının tarihine dair hem flacking terimine dair literatür ve fotoğraf taraması yapılmıştır. Ardından gözlem ve fotoğraflama yöntemleri ile kapsama dahil olan sanat denemeleri araştırılmıştır. Maltepe ve Kadıköy’de bu terime karşılık gelen örneklere rastlanmıştır. Sonuç bölümünde ise flacking sanatının yurtdışı ve İstanbul örnekleri sanatsal ve işçilik bazında karşılaştırılmıştır. Dünya genelindeki örnekler, mozaik sanatının kamusal alanda nasıl etkileyici ve anlamlı projelere dönüştürülebileceğini göstermektedir. Ancak ülkemizde modern mozaik denemelerinin henüz yetersiz olduğu görülmüştür. Mozaik sanatının gelişmesi için çeşitli dersler, atölyeler, kamusal alanlarda uygulanacak çağdaş örnekler ile bu değerli sanatın kaybolmaması adına girişimler yapılması gerektiği tespit edilmiştir.
Bu araştırma, Karabük ili Eskipazar ilçesi sınırlarında yer alan Paphlagonia Hadrianopolisi Antik Kenti’nde ortaya çıkarılan Kuzeybatı Nekropol Kilisesi’ne ait tavus kuşlu mozaik panosunun çağdaş sanat anlayışıyla yeniden yorumlanmasını konu almaktadır. Antik dönemde ölümsüzlük, yeniden doğuş ve cennet kavramlarıyla ilişkilendirilen tavus kuşu figürü, Bizans mozaik sanatında önemli bir ikonografik simgedir. Çalışmanın amacı, bu tarihî mozaiğin sembolik anlamını koruyarak, çağdaş malzeme ve tekniklerle yeniden üretilmesi olmuştur. Orijinali doğal taş tesseralardan oluşturulan; Bema panelinde tavus kuşu figürlü, refrigerium sahnesinin işlendiği pano, 220 x 130 cm ölçülerinde olup güncel bir sanat yaklaşımıyla cam mozaik (cam tessera) tekniğiyle yeniden üretilmiştir. Cam tessera; renk zenginliği, ışık geçirgenliği, kolay biçimlendirme ve hijyenik özellikleri nedeniyle tercih edilmiştir. Uygulama, Karabük Üniversitesi Safranbolu Şefik Yılmaz Dizdar Meslek Yüksekokulu Geleneksel El Sanatları Bölümü öğrencileri tarafından “Vitray” dersi kapsamında gerçekleştirilmiştir. Yeniden yapılan mozaikte ölçüler 277 cm x 196 cm ölçülerinde olup tasarımı orijinaline uygun olarak yapılmıştır, iki simetrik tavus kuşu ve ortada üzüm salkımı taşıyan antik kap motifi yer almaktadır. Bizans ikonografisine göre kutsal suyu ve ebedî yaşamı simgeleyen bu kompozisyon, cam malzemenin parlaklığıyla farklı bir çağdaş estetik kazanmıştır. Pano, kazı alanının dokusuna uygun biçimde sergilenmek üzere monte edilmiştir. Monte sistemi özel bir demir tasarımla çalışmanın sürdürülebilir olması açısından en dayanıklı şekilde mozaik yerleştirilerek ortaya çıkarılmış; antik kentin kazı alanındaki özel deponun ön cephesine halka açık bir alana yerleştirilmiştir. Bu çalışma, geleneksel mozaik sanatının çağdaş sanatla buluştuğu disiplinler arası bir örnek oluşturmuştur. Kültürel mirasın korunmasıyla birlikte, cam mozaik tekniği sayesinde tarihsel bir motif günümüz sanatına taşınmış ve estetik süreklilik sağlanmıştır. Uygulanabilirlik konusunda da antik bir sahne günümüzde de çağdaş olabilme özelliğini mozaik sanatı ile de günümüze yansıtmıştır.
2020 yılında, Diyarbakır İli, Çınar İlçesi, Gürses Mahallesi, Özgider Mezrası’nda, Diyarbakır Müzesi Müdürlüğü tarafından bir kurtarma kazısı yapılmıştır. Yürütülen kazı çalışmaları sonrasında, düzgün olmayan taşların sıralanışının takip edilebildiği kadarıyla farklı dönemlerde yapılan eklemelerle genişletildiği anlaşılan, altı odalı kırsal bir villanın duvar ve temel kalıntıları ile bu büyük kompleksin 6 no.’lu mekân olarak adlandırılan birimi içerisinde bir zemin mozaiği gün ışığına çıkarılmıştır. Ağırlıklı olarak beyaz, gri, sarı, kırmızı, turuncu ve siyah renklerdeki tesseraların birleştirilmesiyle oluşturulduğu görülen eserin, malzeme ve teknik özelliklerinden, süsleme kompozisyonun oluşumunu sağlayan desen repertuarının sunduğu verilerden ve benzer zaman aralığına ait örneklerle yapılan karşılaştırmalardan hareketle Geç Roma-Erken Bizans Dönemi’ne (İS 4-5. yüzyıl) ait olduğu düşünülmüştür. Geç Antik Çağ’a tarihlenen bu mozaiğin zemininde dalgalanmalar, kopmalar, çökmeler; yüzeyinde ise patina (kireçlenme) gibi doğal ve beşerî faktörlere bağlı olarak gelişen tahribat nedeniyle özgün yapısını yitirdiği ve günümüze bütünlüğünü koruyan bir eser olarak ulaşamadığı görülmüştür. Ancak özellikle orta bölümünün çok büyük bir deformasyona uğradığı ve ciddi ölçüde tahrip olduğu gözlemlenen eser, var olan tüm bu olumsuzluklara rağmen farklı açılardan tetkik edilebilmiş, yapılan bu derin ve kapsamlı araştırmayla mozaiğin hem teknik özelliklerinin hem de süsleme kompozisyonunun biçim ve üslup özelliklerinin ana hatları belirlenebilmiştir. Bu çalışmada, Diyarbakır’da, Özgider Mezrası’nda yapılan kurtarma kazıları sonrasında ortaya çıkarılan, üzerinde geometrik ve bitkisel desenler ile hayvan figürlerinin yan yana getirilişiyle belli bir süsleme kompozisyonunun yaratıldığı görülen zemin mozaiği incelenecektir. Eserin malzeme ve teknik özelliklerinin neler olduğu belirlenecek, süsleme kompozisyonunu oluşturan betim ögelerinin hem form hem de forma yüklenen sembolik anlamları analiz edilecek özetle eser, ikonografik ve ikonolojik açıdan ele alınıp yorumlanacaktır. Ayrıca ilk kez bu yayınla tanınacak olan, bulunduğu coğrafya dolayısıyla nadir bir örnek olarak çağdaşı diğer örneklerle bir arada değerlendirilmesi gerektiği düşünülen zemin mozaiğinin pek çok farklı ölçütün temel alınarak incelenmesiyle bölge ve yerleşim alanının sanatsal üretim süreçlerine, bu sürecin hangi sanatsal gelenekler takip edilerek biçimlendirildiğine ve bölgenin kültürel etkileşim sahasının nasıl şekillendiğine dair yeni bilgiler sunulacak, sonuç olarak eserin Geç Roma-Erken Bizans Dönemi Anadolu mozaik sanatı içindeki yeri belirlenmeye çalışılacaktır.
Fransız sanatçı Ememem, 2016 yılında Lyon kentinde sanat eserlerini üretmeye başlayan anonim bir sanatçıdır. Kimliği bilinmeyen sokak sanatçısı kaldırımları bir bakıma mozaik sanatı ile süsleyerek ya da yamayarak mozaik sanatına güncel bir bakış açısı getirmiştir. İleri dönüşüm, sokak sanatı, mozaik sanatı gibi çeşitli alanların birleşimini ifade edecek şekilde geliştirdiği ‘flacking’ terimi giderek yaygınlaşmakta ve yerel belediyelerin de dikkatini çekmektedir. Bu çalışmanın amacı çok eski bir sanat dalı olan mozaik sanatının güncel terimlerden türetilmiş bir yüzü olan flacking sanatını tartışmaya açmaktır. Kapsam olarak İstanbul’dan örnekler bulmaya çalışılarak, yurtdışı örnekleri ile karşılaştırılacaktır. Çalışma; mozaik sanatını canlandırmak, yurdumuzdaki örneklere akademik bir bakış açısı getirmek; İstanbul’daki güncel bu denemeleri literatürde kayıt altına almak bakımından önemli görülmüştür. Yöntem olarak nitel araştırma yöntemlerinden genel tarama modeli kullanılarak hem mozaik sanatının tarihine dair hem flacking terimine dair literatür ve fotoğraf taraması yapılmıştır. Ardından gözlem ve fotoğraflama yöntemleri ile kapsama dahil olan sanat denemeleri araştırılmıştır. Maltepe ve Kadıköy’de bu terime karşılık gelen örneklere rastlanmıştır. Sonuç bölümünde ise flacking sanatının yurtdışı ve İstanbul örnekleri sanatsal ve işçilik bazında karşılaştırılmıştır. Dünya genelindeki örnekler, mozaik sanatının kamusal alanda nasıl etkileyici ve anlamlı projelere dönüştürülebileceğini göstermektedir. Ancak ülkemizde modern mozaik denemelerinin henüz yetersiz olduğu görülmüştür. Mozaik sanatının gelişmesi için çeşitli dersler, atölyeler, kamusal alanlarda uygulanacak çağdaş örnekler ile bu değerli sanatın kaybolmaması adına girişimler yapılması gerektiği tespit edilmiştir.
Dionysos/Bacchus et son thiasos ont joué un rôle majeur dans la décoration en mosaïque en Afrique du Nord, où pratiquement toutes les villes ont livré des pavements inspirés de la légende et de l'imagerie dionysiaques. Les recherches récentes se sont détournées des analyses purement iconographiques ou techniques pour s'orienter vers des approches contextuelles qui considèrent les mosaïques dans leur cadre architectural d'origine. Notre étude examine comment les mosaïques dionysiaques pouvaient fonctionner dans les cadres spatiaux et culturels des provinces africaines et cherche à comprendre le lien entre les mosaïques et la nature de ces espaces décorés. Une méthode analytique a été appliquée à un large échantillon de pavements sélectionnés dans toutes les provinces africaines (une cinquantaine) à travers une analyse iconographique, stylistique, spatiale et comparative, couvrant une large période chronologique allant du Haut Empire romain à l'Empire romain tardif. Notre étude révèle une grande diversité de contextes architecturaux, avec une nette prédominance de l'architecture domestique. Dans certains exemples, nous pouvons observer un programme iconographique et des schémas spatiaux pour les mosaïques dionysiaques africaines adaptés en fonction de la fonction de la surface à décorer (comme à Lambaesis, Thysdrus). La récurrence de certains thèmes suggère des choix délibérés plutôt que des sélections purement décoratives. Cette atmosphère de mosaïque dionysiaque est principalement évidente dans les espaces domestiques de la partie publique, dans les salles de réception et, dans une moindre mesure, dans les grands espaces publics. Il semble que Dionysos soit la divinité la plus associée à la coordination du programme iconographique dans la majorité des résidences africaines riches, où les mosaïques servaient d'indicateurs iconographiques culturels, sociaux et même religieux.