
İklim değişikliği konusu çevresel, ekonomik ve sosyal etkileri nedeniyle dünya çapında tartışılan en önemli sorunlardan biri haline gelmiştir. İklim değişikliği etkisinin büyüklüğünün belirlenmesi ve olası uyum çalışmaları için en önemli iklim değişkenlerinden olan sıcaklık ve yağışın, gelecek dönemlerdeki değişimlerinin belirlenmesi gerekmektedir. Bu amaçla genel dolaşım modellerinin (GDM) kaba çözünürlüklü senaryo çıktıları kullanılmaktadır. Bu çıktıların düşük çözünürlüğe sahip olması bölgesel ölçekteki iklim değişikliği etkilerinin belirlenmesinde doğrudan kullanımlarını kısıtlamaktadır. Bölgesel ölçekteki değişimlerin belirlenebilmesi için GDM çıktılarının uygun bir ölçeğe indirgenmesi gerekmektedir. Bu çalışmada Türkiye’nin en önemli hidrolojik havzalarından biri olan Doğu Karadeniz Havzası’nda (DKH) iklim değişikliğinin aylık toplam yağış ve aylık ortalama sıcaklık değişkenleri üzerindeki olası etkilerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla GFDL-ESM2M GDM modelinin iyimser (RCP4.5) ve kötümser (RCP8.5) senaryolarına ait düşük çözünürlüklü çıktıları Çok Değişkenli Uyarlanabilir Regresyon Eğrileri (ÇDURE) ve klasik regresyon analizi yöntemleri kullanılarak bölgesel ölçeğe indirgenmiştir. Yöntemlerin ölçek indirgeme başarılarının karşılaştırılabilmesi için çeşitli performans istatistikleri kullanılmış ve en yüksek performansı veren yöntem bu istatistiklere göre seçilmiştir. Çalışma kapsamında DKH içinde ve çevresinde yer alan 12 adet meteoroloji istasyonuna ait gelecek dönem (2021-2050, 2051-2080, 2081-2100) aylık ortalama sıcaklık ve aylık toplam yağış değerleri en iyi performans gösteren ÇDURE tabanlı modeller kullanılarak iki farklı senaryo için elde edilmiştir. Elde edilen senaryo verilerine ayrıca Mann-Kendall eğilim analizi uygulanmıştır. Sonuçlar DKH’nın karasal iklim karakteristiğine sahip güney bölümünde (Bayburt, Gümüşhane, Suşehri ve Şebinkarahisar istasyonları) gelecek dönem 2021-2050 periyodunda sıcaklık değerlerinde RCP4.5 senaryosuna göre ortalama 1,0 °C, RCP8.5’e göre ise ortalama 1,5 °C artış beklendiğini göstermektedir. Bunun yanında Rize, Pazar ve Hopa istasyonlarının yer aldığı kıyı şeridinde sıcaklık değerlerinde 2,5 °C’ye varan artışlar öngörülmektedir. Uzun süreli yağış ortalaması değerlerinde ise havza genelinde her iki senaryoya göre düşüş beklenmektedir. 2051-2080 ve 2081-2100 dönemlerinde ise sıcaklık ve yağış değerlerinde beklenen değişimlerin 2021-2050 dönemine kıyasla daha fazla olacağı öngörülmektedir. Eğilim analizi sonuçlarına göre sıcaklık ve yağış için RCP4.5 senaryosuna göre gelecek dönemlerde %5 anlamlılık düzeyinde herhangi bir eğilim beklenmezken RCP8.5 senaryosuna göre sıcaklık için artış, yağış için düşüş eğilimleri tespit edilmiştir.
Gömülü betonarme boru tasarımında yaygın olarak kullanılan yöntemlerden birisi ACPA tarafından 1970’li yıllarda geliştirilmeye başlanılan doğrudan tasarım yöntemidir. Bu yöntemde (SIDD) Tip 4 boru kurulumunda tabanda kayaç malzeme olmadığında boru tabanında özel bir yatak malzemesine ihtiyaç yoktur ve gömülme için herhangi bir kontrol gerektirmemektedir. Bu çalışmada, doğrudan tasarım yöntemine göre Tip 4 kurulum ile gömülen bir betonarme borunun davranışı incelenmiştir. Bu kapsamda zemin-yapı etkileşimi dikkate alınarak beton bir borunun tasarımı için parametrik sayısal analizler yapılmıştır. Analizlerde gömme derinliği ve boru çapı değişimi dikkate alınarak hesaplanan kesit tesirlerine göre gerekli donatı alanları belirlenerek Tip 4 kurulum koşulları için bir abak oluşturulmuştur. Ayrıca belirlenen bu donatı alanları, ülkemizde gömülü boruların tasarımında yaygın olarak kullanılan İller Bankası A.Ş’nin kullandığı donatı alanları ile karşılaştırılmıştır. Böylece Tip 4 kurulum koşulları için bu abaktan yararlanılarak pratik olarak tasarım yapılabilmesi amaçlanmıştır.
Bu çalışma inşaat projelerinde kalite performansını etkileyen faktörleri ve profesyonellerin algılarına göre etki derecelerinin belirlenmesi amaçlamaktadır. Çalışmanın ilk aşamasında literatür taraması ve inşaat profesyonelleriyle yapılan görüşmeler aracılığıyla kalite performansını etkileyen 20 faktör belirlenmiştir. İkinci aşamada, faktörlerin kalite performansına etki derecelerinin belirlenmesi için bir anket tasarlanmış anket sonuçları tanımlayıcı istatistikler, güvenilirlik analizi ve Göreceli Önem İndeksi yöntemleri ile değerlendirilmiştir. Sonuçlar, kalite performansına etki eden en önemli beş faktörün sırasıyla “Başlangıçta projenin detaylıca düşünülmemesi”, “Çalışanların iş kalite bilgisi eksikliği ve/veya tam olarak uygulamaması”, “Taşeron firma seçimi“, “Sözleşme ve eklerine uygunluk” ve “Ekipler arası iş birliği ve koordinasyon“ olduğunu göstermektedir.
Çok amaçlı ardışık baraj haznelerinin işletilmesinde, sistemin davranışını incelemeye olanak sağlayan simülasyon tekniği uygulamalarda tercih edilmektedir. Bu çalışmada, genelleştirilmiş simülasyon programı HEC-ResSim kullanılarak Ceyhan Havzası’nda ardışık olarak inşa edilmiş Aslantaş Barajı, Berke Barajı ve Sır Barajı’nda üretilen yıllık toplam enerjiyi eniyilemek amaçlanmıştır. Barajlar, mevcut durumda üretebilecekleri maksimum enerji için belirlenen kurallar doğrultusunda çoklu rezervuar sistem yaklaşımıyla işletilmiştir. Gerçekleştirilen işletme çalışması ile sistemin Ceyhan Master Planı’nda üretilen yıllık toplam enerjiden %57,87 daha fazla enerji üretebileceği sonucuna ulaşılmıştır.
The method of encasing the stone column with a proper type of geosynthetic material is a widely used technique to provide the required lateral confinement and to avoid the dispersion of granular column material into soft clay. Along with the improved ultimate load capacity and the reduced settlement and bulging, the geosynthetic encasement preserves the easy drainage ability of stone columns. This paper presents the finite element analysis results of a hypothetical embankment on a soft soil deposit which is improved by geotextile encased stone columns and geogrid reinforced sand mat on top. At first, numerical results of three dimensional (3D) finite element model (FEM) were validated via the experimental data of previous field studies. Afterward, parametric studies were carried out on the FEM considering the effect of the sand mat thickness, the stiffness of the geosynthetic reinforcement, and the geosynthetic encasing length and encasement stiffness on both the horizontal and vertical deformation of stone columns. Settlement differences between columns and soft soil in both the short term and long term were also determined. The optimum values of sand mat layer thickness, vertical encasement length, and geosynthetic stiffness are recommended to be used for preliminary designs.