
Bu çalışma, gelişmekte olan ülkelerde finansal kapsayıcılığın gelir eşitsizliği üzerindeki etkisini incelemekte ve bu etkinin bölgeler arasında nasıl farklılaştığını ortaya koymayı amaçlamaktadır. Çalışmada, 2000–2023 dönemine ait Latin Amerika, Asya, Afrika ve Orta Asya’dan seçilen 14 gelişmekte olan ülkeye ait panel veri kullanılmıştır. Finansal kapsayıcılık; banka hesabı sahipliği, krediye erişim, tasarruf oranı ve dijital finans kullanımı gibi göstergelerden oluşturulan bir kompozit endeks ile temsil edilmiştir. Gelir eşitsizliği Gini katsayısı ile ölçülmüş, ayrıca kişi başı GSYİH, eğitim düzeyi, işsizlik oranı, kamu harcamaları, enflasyon ve kentleşme oranı kontrol değişkenleri olarak modele dahil edilmiştir. Driscoll-Kraay sabit etkiler yöntemiyle yapılan analizlerde, finansal kapsayıcılığın gelir eşitsizliği üzerinde istatistiksel olarak anlamlı ve negatif bir etkisi olduğu bulunmuştur. Bulgular, bu etkinin bölgesel düzeyde farklılaştığını, özellikle Latin Amerika ve Afrika ülkelerinde daha belirgin olduğunu göstermektedir. Panel Granger nedensellik testi ise finansal kapsayıcılığın gelir eşitsizliğini Granger anlamında etkilediğini ortaya koymuştur. Çalışma, kapsayıcı finansal politikaların eşitsizlikle mücadelede etkili bir araç olabileceğini ortaya koyarak politika yapıcılara önemli öneriler sunmaktadır.Anahtar Kelimeler: Finansal Kapsayıcılık, Gelir Eşitsizliği, Kompozit Endeks, Gini Katsayısı, Gelişmekte Olan Ülkeler, Panel Veri Analizi JEL Sınıflandırması: G21, Q15
Bu çalışmanın konusu ve amacı, Türkiye tarım sektörünün gelişimini Cumhuriyet dönemi çerçevesinde inceleyip, çeşitli bulgular ile destekleyerek belirli dönemlerde söz konusu olan tarım politikalarının olumlu ve olumsuz yönlerini tespit etmektir. Bu tespit, tarımsal destekleme, üretim araçlarının revizyonu ve dış ticaret verileri çerçevesinde analiz edilmiştir. Tarım sektörü dahilinde gerçekleşen gelişimin miras yolu ile sürdürülmesi tarihsel bir yaklaşımı zorunlu kılmış, yıllar içerisinde değişen iktidarların tarım sektörüne yaklaşımını yorumlamaya yardımcı olmuştur. Betimsel analiz yöntemi ile elde edilen bulgulara göre zaman içerisinde değişen hükûmetlerin tarım sektöründeki üretimin verimliliğine doğrudan etki ettiği saptanmış, uygulanan tarım politikalarının olumlu veya olumsuz yönleri tespit edilmiştir. Cumhuriyet’in ilk yıllarında tarım politikaları, nüfusun iaşesi çerçevesinde gerçekleştirilmiş; bu dönem içerisinde tarım ürünlerinin fiyatlandırılması, üreticiye arazi tahsis edilmesi, Medeni Kanun ile özel mülkiyet hakkının tanınması ve Ziraat Bankası vasıtasıyla sağlanan fonlar ile etkili bir üretim modeli özendirilmiştir. 1950 yılı itibarıyla tarımsal üretim için kullanılan üretim araçları ithal edilerek sektörün modernizasyonu hızlandırılmıştır. 1963 yılı itibarıyla tekrardan devletçi politikalar izlenmiş, planlı dönem başlamıştır. 1980 yılı sonrasında dünya genelinde yaşanan gelişmeler ile köyden kente göç hızlanmış, tarım sektörü ise bu değişimden olumsuz etkilenip hâkim sektör olma özelliğini yitirmiştir.Anahtar Kelimeler: Tarım Sektörü, Türkiye Ekonomisi, Tarım Politikaları, Cumhuriyet Dönemi, Betimsel Analiz. JEL Sınıflandırması: O13, Q18, R58.
Bu çalışma, sağlık kurumlarında ultrason cihazı seçim sürecini sistematik ve bilimsel bir yaklaşımla ele almak amacıyla Bulanık DEMATEL ve Bulanık MULTIMOORA yöntemlerini kullanarak kapsamlı bir analiz gerçekleştirmiştir. Ultrason cihazları, sağlık hizmetlerinde teşhis ve tedavi süreçlerinde kritik bir rol oynadığından, cihaz seçimi yapılırken teknik, klinik ve ekonomik kriterlerin çok yönlü olarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Geleneksel karar verme yöntemleri, kriterler arasındaki etkileşimleri yeterince ele alamadığı için bulanık mantık tabanlı çok kriterli karar verme (ÇKKV) yöntemleri bu tür seçim süreçlerinde önemli avantajlar sunmaktadır.Öncelikle, Bulanık DEMATEL yöntemi kullanılarak, ultrason cihazı seçiminde en etkili kriterlerin belirlenmesi ve kriterler arası neden-sonuç ilişkilerinin analizi yapılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre, “Ekran ve Görsel Özellikler”, “Güvenilirlik ve Kalite Standartları”, “Kullanıcı Dostu Arayüz” ve “Uyumluluk & Entegrasyon” kriterleri en yüksek etkiye sahip faktörler olarak belirlenmiştir. Daha sonra, Bulanık MULTIMOORA yöntemi uygulanarak alternatif cihazlar Oran Yöntemi, Tam Çarpımsal Yöntem ve Referans Noktası Yaklaşımı ile sıralanmış ve en uygun cihaz belirlenmiştir.Elde edilen bulgular, ultrason cihazı seçiminde çok kriterli karar verme yöntemlerinin kullanımının önemini ve güvenilirliğini ortaya koymaktadır. Çalışma sonucunda en uygun cihazın yüksek görüntü kalitesi, kullanıcı dostu tasarım ve teknik güvenilirlik açısından en iyi performansı gösteren cihaz olduğu belirlenmiştir. Bu çalışma, sağlık yöneticileri ve karar vericiler için sistematik bir karar destek modeli sunarak, tıbbi cihaz seçiminde daha bilinçli kararlar alınmasını sağlamaktadır. Anahtar Kelimeler: Ultrason cihazı seçimi, Bulanık DEMATEL, Bulanık MULTIMOORA, Çok Kriterli Karar Verme
Bu çalışmada, Elazığ ilinde bir kargo firmasının merkez deposundan ilçedeki şubelere kargo dağıtım ve toplanmasında maliyeti minimize edecek şekilde araç rotalarının belirlenmesi amaçlanmaktadır. Mevcut durumda eşit kapasitedeki üç araç üç ayrı rotada dağıtım ve toplama işlemini gerçekleştirmektedir. İlk rota Kovancılar-Palu-Karakoçan, ikinci rota Sivrice-Maden-Alacakaya-Arıcak, üçüncü rota ise Baskil-Keban-Ağın ilçelerinden oluşmaktadır. Her araç hafta içi her gün sabah il merkezindeki depodan dağıtılacak kargoları alıp mesai saatleri içerisinde ilçelere kargo dağıtım ve toplama faaliyetini gerçekleştirerek gün sonunda tekrar merkez depoya dönmektedir. Mevcut durum bilgilerinden yola çıkılarak eş zamanlı dağıtım-toplamalı, kapasite ve zaman kısıtlı araç rotalama probleminin matematiksel modeli kurulmuş ve farklı kargo yoğunluğu durumları için türetilen problemler GAMS programı kullanılarak çözülmüş ve mevcut durum ile karşılaştırılmıştır. Kargoların 1 gün ertelenmesine izin verilen modelde bazı günlerde 1 saat fazla mesai kullanılarak mevcut duruma göre maliyetin ortalama %18,2, mesafenin ortalama %20,5 oranında azaltılabildiği, mevcut durumda %24,8 olan ortalama araç doluluk oranının %39,1’e çıkarılabildiği hesaplanmıştır. Ertelemenin olmadığı modelde ise günde 1 saat fazla mesai kullanılarak mevcut duruma göre maliyetin ortalama %11,6, mesafenin ortalama %14,7 oranında azaltılabildiği, mevcut durumda %24,8 olan araç doluluk oranının %37,2’ye çıkarılabildiği hesaplanmıştır.Anahtar kelimeler: Araç rotalama problemi, Kargo firmaları, Matematiksel modelJEL Sınıflandırması: C69, L87, M11
Bilgi teknolojilerinin gelişimiyle ortaya çıkan dijitalleşme olgusu, küresel alanda rekabet düzeyinin önemli bir belirleyicisi olarak gelişmiş ve gelişmekte olan ekonomileri etkilemektedir. Dijitalleşme, mikro ve makro düzeyde ekonomideki karar birimlerinin iktisadi karar ve davranışlarını belirleyici niteliktedir. Bu çalışmanın amacı, bilgi ve iletişim teknolojilerindeki gelişmeler doğrultusunda ortaya çıkan dijitalleşmenin kalkınma üzerinde nasıl bir etkiye sahip olduğunu ortaya koymaktır. Bu kapsamda çalışmada 1974-2023 dönemini kapsayan yıllık veri seti kullanılarak OECD ülkelerinde kişi başına düşen gelir ve insani gelişme endeksi ile dijitalleşme göstergeleri olarak internet kullanımı, mobil abone sayısı, geniş bant erişimi arasındaki ilişki panel veri analizi kullanılarak incelenmektedir. Araştırmada serilerin durağanlık düzeylerini ölçen uygun panel birim kök testlerinin yanı sıra değişkenlerin aralarındaki uzun-dönem ilişkiyi araştıran amaca uygun panel eştümleşme testleri kullanılmaktadır. Analiz bulgularına göre ilgili değişkenler arasında uzun dönemli güçlü ve pozitif bir ilişki (eştümleşik ilişki) bulunmaktadır. Bu çerçevede, eştümleşik ilişkinin varlığı, dijitalleşmenin OECD ekonomilerinde kalkınmayı hızlandırıcı bir etkiye sahip olduğunu göstermektedir. Buna göre; dijitalleşmeye yönelik yapılacak yatırımlar ile kalkınmanın kısmi bir göstergesi ve vekil değişkeni olarak kabul edilen kişi başına düşen gelirin artacağı ifade edilebilir. Bu açıdan, çalışmanın politika önerisi olarak dünya ekonomisinde dijital teknolojilerin kullanımındaki artışın gelişmişlik düzeyinin önemli bir dinamik unsuru ve belirleyicisi olacağı ifade edilebilir.Anahtar Kelimeler: Dijitalleşme, Dijital Kalkınma, Panel Eştümleşme JEL Sınıflandırması: 011, 030, B22, C33, 050
One of the most critical decisions investors faces in capital markets is selecting the brokerage firm through which they will conduct their transactions. Especially for beginner investors, evaluating multiple criteria such as costs, service quality, and platform usability is of great importance. In this study, the Best-Worst Method (BWM) and the Measurement Alternatives and Ranking according to Compromise Solution (MARCOS) method, both of which are Multi-Criteria Decision-Making (MCDM) techniques, were employed to determine the most suitable brokerage firm for the new investor profile. Firstly, criteria were evaluated based on three different investor profiles, and criterion weights were determined using the BWM method. Subsequently, the performances of five brokerage firms were analyzed according to the established criteria set using the MARCOS method. According to the results of the analysis, Alternative One achieved the highest suitability coefficient (K₀) and was identified as the most appropriate brokerage firm for beginner investors. This study offers an original contribution to the literature by demonstrating how the combined use of the BWM and MARCOS methods can enhance decision-support processes in capital markets. Additionally, it proposes a systematic approach for facilitating the decision-making process for beginner investors.Keywords: Multi-Criteria Decision-Making, Capital Markets, MARCOS Method, BWM MethodJEL Classification: M10, D70, D81
Çıkar grubu, ortak bir menfaati elde etmek amacıyla bir araya gelen gruplardır. Bir çıkar grubu; elde etmek istediği menfaati, siyasal otoriteye etki ederek gerçekleştirmeye çalışıyorsa baskı grubu ismini alır. Baskı gruplarının en önemli etki yöntemi lobiciliktir. Lobicilik yapan baskı grupları; yasaları kendi kazanımlarını sağlayabilecek şekilde değiştirmek amacıyla, ya yeni yasa tasarıları hazırlarlar ya da var olan yasaya alternatif yasa taslakları düzenlerler. Çalışmamızda, baskı gruplarının lobicilik faaliyetleriyle yoksulluğu gidermek amacıyla mali mevzuatta ne şekilde etki ettiği Dünya’dan örneklerle belirtilmiştir. İlk örneğimiz, American Association of Retired Persons (AARP) isimli yaşlı yoksulların haklarını savunan baskı grubunun, lobicilik faaliyetleriyle Medicare isimli sosyal sağlık güvencesini yasalaştırılmasına yöneliktir. Medicare; maliyeti ABD Hazinesinden karşılanan iki fondan elde edilen, 65 yaş ve üzeri kişiler ile 65 yaş altı belirli engeli veya rahatsızlığı olan bazı kişiler için kullanılan federal sağlık sigortasıdır. Diğer örneğimiz ise, Children’s Defense Fund isimli, çocuk ve genç yoksulluğunu gidermeye yönelik çalışmaları kendine odak noktası haline getirmiş olan çıkar grubunun, Çocuk Vergi Kredisi programının yasalaşmasına yaptığı katkıdır. Bu kredi, ebeveynlerin çocuk yetiştirmesinin artan günlük masraflarını karşılamalarına yardımcı olmayı amaçlar. Türkiye’de asgari ücretin vergi dışı bırakılmasında sendikaların verdiği çaba örnek gösterilmiştir. Birleşik Krallık’ta ise, yakıt yoksulluğunun giderilmesinde baskı gruplarının çalışmaları ve sonrasında güncellenen veya getirilen yardım programları örnek gösterilmiştir. Verilen örneklerde, ilk üç baskı grubunun da yoksulluğu gidermek amacıyla mali mevzuata etki ettiği; ilk örnekteki grubun daha fazla başarılı olduğu, iki grubun ise sınırlı etkide bulunduğu söylenebilir. Anahtar Kelimeler: Baskı grupları, Çıkar grupları, yoksulluk, mali mevzuat.JEL Sınıflandırması: D7, I3, K34
Bilişim sistemleri günümüzde kurumların stratejik yönetsel araçlarının başında gelmektedir. Bu sistemler içinde yer alan yazılım, donanım ve hizmet gibi bileşenler kurumların her sürecinde yöneticilerin karar mekanizmalarına girdi sağlamaktadır. Kurumların başarısı için örgütsel performansın takibinin ve sorunlu alanların iyileştirmesinin düzenli olarak yapılması gerekmektedir. Bunu yapabilmek, bilişim teknolojilerinin olanaklı kılacağı sağlıklı veri toplama ve ölçme değerlendirme yapılabileceği bir sisteme bağlıdır.Bu çalışmanın amacı, alan yazında yapılan çalışmaların sonuçlarının karşılaştırılarak örgütlerin bilişim sistemleri kullanım düzeylerinin örgütsel performansa etkisini tespit etmektir. Araştırmaya ilgili alanda yapılmış, alıntılama sayısı ve içerik zenginliği gibi kriterlerden birini veya birkaçını sağlayan, 2000–2023 yılları arasında yayımlanmış 26 ulusal ve uluslararası çalışma dâhil edilmiştir. İçerik analizinde incelenen araştırma sonuçları karşılaştırılarak konsolide edilmiştir. Elde edilen bulgular, incelenen 26 çalışmanın 23’ünün bilişim sistemleri ve bilgi teknolojileri uygulamalarının örgütsel performansa pozitif katkı sunduğunu ortaya koymaktadır. Bu durum, bilişim sistemlerinin kurum performansı üzerindeki genel eğilimin büyük ölçüde olumlu yönde seyrettiğini göstermektedir.Anahtar Kelimeler: Örgütsel Performans, Yönetim Bilişim Sistemleri, Bilgi Teknolojileri, İçerik Analizi, Teknolojik DeğişimJEL Sınıflandırması: M10, M15, O33, D83
Borsa ile enerji enflasyonu çeşitli ekonomik faktörlerden etkilenmektedir. Bu nedenle borsa ile enerji enflasyonu arasındaki ilişki karmaşık ve çok yönlü olmaktadır. Enerji enflasyonunun borsa üzerindeki etkisi bölgeler, zamanlar arası ve ülkelerin gelişmişlik düzeyine göre farklılık göstermektedir. Birçok çalışma borsa ile enerji fiyatları arasındaki ilişkiyi 2000 – 2022 dönemleri kapsamında araştırmaktadır. Ancak literatür incelendiğinde enerji fiyatları ile borsa elektrik fiyatları arasındaki ilişkiyi inceleyen sınırlı sayıda çalışmanın olduğu görülmektedir. Bu nedenle bu çalışmada sermaye piyasasının niteliğini ortaya koymak amacıyla enerji enflasyonunun BIST elektrik fiyatları üzerindeki etkisi ARDL sınır testi yaklaşımı kullanılarak test edilmiştir. Analiz sonuçlarına göre, enerji enflasyonu, ekonomik büyüme, doğrudan yabancı yatırım ve sermaye yatırımlarının BIST elektrik fiyatları üzerinde istatistiksel olarak anlamlı etkisi olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: BIST elektrik fiyatları, enerji enflasyonu, ekonomik büyüme, sermaye piyasası, ARDL JEL Sınıflandırması: G0, E31, 043
Rapid developments in blockchain, decentralized finance, and tokenization have raised the question of whether Sukuk can complement technology-based financial assets. This study compares the time-varying efficiency and multifractal dynamics of Sukuk indices, DeFi tokens, lending and borrowing tokens, and a FinTech index from May 25, 2020, to November 29, 2023. Using TGARCH, nonlinearity and long-memory tests, MF-DFA, and MF-DCCA, the study examines shock persistence, asymmetric volatility, market efficiency, and cross-market dependence. The findings show that negative shocks increase volatility more strongly than positive shocks and that all markets display nonlinear and multifractal behavior. Sukuk indices, particularly RMENA and RDJSUKUK, show lower market deficiency values than most technology-based assets. However, persistent cross-correlations indicate that Sukuk is not a direct substitute for these assets. Rather, Sukuk may serve as a relatively stable and efficient complementary asset in technology-exposed portfolios.Key Words: Sukuk, DeFi assets, Tokenization, Financial Economics, MF-DFA, MF-DCCAJEL Classification: F65, E44, G15, C58
Devlet kamu hizmetlerini yerine getirirken kamu kaynaklarını ve kamu mallarını kullanmaktadır. Ülkemizde kamu malları kapsamında değerlendirilen akarsular üzerinde hidroelektrik santrallerin inşası uzun yıllardır sürdürülüyor olsa da bu konu ancak 2000’li yıllardan itibaren kamuoyunun gündeminde belirgin bir yer edinmeye başlamıştır. Bunun bir nedeni daha önce devlet eliyle kurulan ve işletilen bu tesislerin 2000’li yılların başından itibaren özelleştirilmesidir. Bu yıllardan itibaren konuya ilişkin yasal değişikliklerin özel sektörün isteklerine göre gerçekleştirildiği, kurulan hidroelektrik santrallerin ise kurulma ve işletilme aşamalarında idare tarafından etkin bir denetime ve yaptırıma tabi kılınmadığı görülmektedir. Böylece santrallerin yapıldığı yerlerde yöre halkının menfaatini ve kamu yararını dışlayan uygulamalar söz konusu olmaktadır. Bu çalışmanın konusu hidroelektrik santrallerin yapımında özel şirketlerin istekleri ile kamunun beklentilerinin uyum içinde olup olmadığının araştırılmasıdır. Çalışmada, konuya ilişkin yaşanan sorunların çözülmesine ilişkin faydalı sonuçlara varılması amaçlanmaktadır. Anahtar Kelimeler: Kamu Yönetimi, Kamu Malları, Hidroelektrik Santraller JEL Sınıflandırması: H40, H41, H42
Araştırmanın amacı, otantik liderlik ve iş yeri arkadaşlığının iş performansı üzerine etkisinin bulunup bulunmadığını tespit etmektir. Çalışma, Ağrı ilinde görev yapmakta olan yiyecek ve içecek işletmeleri çalışanları aracılığıyla yürütülmüştür. Çalışmanın veri setinin analizinde, SPSS 25.0 ve AMOS 24.0 istatistik programlarından yararlanılmıştır. Ölçeklerin yapısal olarak geçerli olup olmadıklarını belirlemek amacıyla doğrulayıcı faktör analizi gerçekleştirilmiştir. Ölçek ifadelerinin güvenilirliklerini tespit etmek için ise iç tutarlılık katsayılarına bakılmıştır. Çalışmanın veri setinin analizinde betimleyici istatistikler ve korelasyon ile regresyon analizinden faydalanılmıştır. Araştırmada anket tekniğinden yararlanılmış olup, aynı zamanda kolayda örnekleme tekniği tercih edilmiştir. Araştırma bulgularına göre otantik liderlik ile boyutları olan ilişkilerde şeffaflık, içselleştirilmiş ahlak anlayışı, bilgiyi dengeli kullanma ve öz farkındalığın iş performansı üzerinde pozitif ve anlamlı etkisinin olduğu tespit edilmiştir. İşyeri arkadaşlığı ile boyutları olan arkadaşlık kurma fırsatı ve arkadaşlık değerinin de iş performansı üzerinde pozitif ve anlamlı etkisinin bulunduğu saptanmıştır. Ayrıca otantik liderlik ile iş yeri arkadaşlığı arasında pozitif ve anlamlı bir ilişkinin olduğu ortaya konmuştur. Anahtar Kelimeler: Otantik Liderlik, İşyeri Arkadaşlığı, İş Performansı JEL Sınıflandırması: M10, M11, M19
Currently, the effects of developments in financial technology are among the topics of intense interest to researchers. Whether fintech will be supportive or disruptive for the banking system is still widely debated. The impact of technologically advanced credit systems on the traditional banking system, especially on the stability and performance of the banking system, remains a controversial issue in the literature. Accordingly, the impact of fintech lending on various indicators in the banking sector is investigated. For this purpose, various results are obtained using the 22 MSCI Emerging Markets data between 2015 and 2020. Accordingly, fintech loans positively affect not only Z-Score, a measure of financial stability, but also return on assets, a measure of financial performance. On the other hand, fintech loans also positively affect bank liquidity. These results reveal the positive effects of fintech lending on the banking sector in emerging economies. Therefore, policymakers and bank managers can contribute to the continued stability of the banking system by creating favorable conditions to encourage and develop fintech lending. Key Words: Fintech lending, Banking System Stability, Banking System Performance, Liquidity JEL Classification: F65, G21.
Demokrasi, toplum yaşantısı içinde bireylere hukuksal bakımdan eşit mesafede yaklaşan, adalet, özgürlük, haklar ve eşitlik gibi kavramlara vurgu yapan ve bu anlamda çoğunluğun iradesi ile hareket eden yönetimi ifade etmektedir. Bu noktada ise yöneten ve yönetilen ilişkisi, demokratik yönetimler için son derece önemli bir hâl almaktadır. Yönetici birimler ve vatandaşlar arasında oluşan iletişim, demokrasinin en etkin alanı olmuştur. Bu hususta demokratik usullerin en çok uygulanma fırsatı bulduğu alan ise yerel yönetimler olarak karşımıza çıkmaktadır. Vatandaşların temel toplumsal ihtiyaçlarını giderme noktasında karşımıza çıkan yerel yönetimler, bunun yanı sıra vatandaşların yönetime dahil olması noktasında da önemli bir yere sahiptir. Bu aşamada siyasal katılım yolları, yönetime dahil olmayı ve denetimi sağlamayı hedeflemektedir. Oy kullanmak, dilekçe vermek, kent konseyleri ve yerel meclis toplantılarına katılmak, geri çağırma uygulamasına başvurmak, anket ve araştırmalara katılmak ve online iletişim kanalları ile talep ve şikayetleri bildirmek gibi bazı yöntemler ile vatandaşların yönetime dahil olması sağlanmaktadır. Teoride sahip olunan bu yöntemler, uygulama sırasında her zaman tam anlamı ile etkinlik gösterememektedir. Teoriden-uygulamaya uzanan bir süreci ifade eden katılım yöntemleri, vatandaşlar ile yönetici birimler arasında oluşan iletişimi sağlamakta önemli bir rol almaktadır. Bu çalışma, yerel yönetimlerde yer alan siyasal katılım yollarının neler olduğunu ve bu yöntemlerin Türkiye’de ne derece uygulandığını incelemeyi hedeflemektedir. Anahtar Kelimeler: Demokrasi, Yerel Demokrasi, Siyasal Katılım, Yerel Yönetimler JEL Sınıflandırması: H70, R50, R59
Mobile devices and platforms, as an essential part of today’s marketing, lead to significant opportunities for marketing decision-makers. Understanding the consumer through online reviews regarding social interactions, e-commerce, and daily activities becomes fundamental in digital marketing. The mobile app market consists of several categories with different characteristics, which require examination in different contexts. The study focuses on health & fitness category in the context of Türkiye market and mobile apps. The research aims to evaluate health & fitness mobile application market through Google Play Store user reviews and research questions are related to discovering topics and sub-topics in the user reviews. Consistent to research aims, the study adopts a topic modeling approach utilizing BERTopic model on 17.921 online reviews for 20 mobile apps. The study concludes 80 individual topics grouped into 10 topic groups namely: activities & fitness, advertisement overload & presence, dissatisfaction, experience sharing, features, feedback & question, functionality, privacy, recommended & not recommended, satisfaction. Theoretical contributions through four theories and practical implications of the study can shed light on future researches and industrial applications. Key Words: Health, Fitness, Mobile Application, User Reviews, Word Of Mouth JEL Classification: M31
Dijitalleşme sürekli ve hızlı bir şekilde gelişerek hayatın her alanında yer almaya başlamıştır. Dijitalleşme beraberinde birçok dijital uygulamayı getirmiştir. Yapay Zekâ, Nesnelerin İnterneti, Dijital İkiz, Block Zinciri, Bulut Bilişim gibi dijitalleşmeyi oluşturan yazılım ve uygulamaların ortaya çıkması hem günlük hayatı hem de iş süreçlerini etkilemiştir. Bu çalışmada dijitalleşmenin maliyet yönetimine etkisi üç temel sektör olan Üretim, Ticaret ve Hizmet sektörleri açısından sıralanmıştır. Bu kapsamda sıralamanın neye göre yapılacağını belirlemek için öncelikle literatür incelenerek dijitalleşmenin maliyet yönetimine etkisinin değerlendirilebileceği kriterler belirlenmiştir. Çalışmada kullanılan yöntem, birden çok ölçüte göre birden çok alternatifin sıralanmasını gerektiren problemler için kullanılan Çok Kriterli Karar Verme (ÇKKV) yöntemi olan Bulanık Analitik Hiyerarşi Prosesi (BAHP)’dir. Çalışmada literatür taraması ile belirlenen kriterler araştırma kapsamında uzman olarak belirlenmiş olan üç karar verici tarafından Saaty ölçeğine göre değerlendirilmiştir. Çalışmanın uygulama kısmında elde edilen sonuçlara göre, ana kriterler içinde İşletme İçi Faktörlerin ağırlığı %89 İşletme Dışı Faktörlerin ağırlığı ise %11 olarak bulunmuştur. Alt kriterlerin karşılaştırılmasının sonucunda en etkili kriter olan maliyet tasarrufu %32 ile birinci sırada yer alırken; sıralamayı veri analitiği (%22), uzaktan çalışma olanağı (%11), iletişim ve iş birliğinde kolaylık (%10), bireysel hataları önlemesi ve kullanım kolaylığı (%9), yasal mevzuat değişiklikleri (%7), zaman tasarrufu (%5) ve son olarak küresel rekabet ortamı (%4) kriterleri takip etmektedir. Kriterlere göre alternatiflerin karşılaştırılmasında ise birinci sırada hizmet sektörü (%59) yer almakla beraber maliyet yönetiminde dijitalizasyona geçişte en çok etkilenen sektör olduğu ortaya çıkmıştır. İkinci sırada ticaret sektörü (%35), üçüncü sırada ise üretim sektörü (%6) yer almıştır. Anahtar Kelimeler: Dijitalleşme, Maliyet Yönetimi, Dijital Dönüşüm, Bulanık AHP JEL Sınıflandırması: C19, C44. M15, M41
Bu çalışma, Türkiye’de tarım-ÜFE değerindeki değişimin takipteki tarımsal kredi miktarındaki değişime etkisini ampirik olarak araştırma girişimidir. Veri dönemi olarak 2010M1-2024M4 yıllarını kapsayan aylık verilerin kullanıldığı bu çalışmada her türlü yapısal değişimi dikkate alan Fourier Artırılmış Dickey-Fuller (FADF) birim kök, Fourier Otoregresif Gecikmesi Dağıtılmış (FADL), Hata Terimleriyle Genişletilmiş En Küçük Kareler (RALS-FADL) eşbütünleşme ve Fourier Toda-Yamamoto (FTY) nedensellik test yöntemleri uygulanmıştır. Bulgular, tarım-ÜFE değerindeki %1’lik yükselişin takipteki tarımsal kredilerin miktarını uzun dönemde yaklaşık %0,62 kadar düşürdüğünü ve etkileşimin yönünün tarım-ÜFE’den takipteki tarımsal kredilere doğru olduğunu ortaya koymaktadır. Bulgulara dayalı olarak, Türk tarım ve bankacılık sektörü arasındaki ilişkinin karşılıklı fayda sağlanan bir ilişki çerçevesinde sürebilmesi için tarım işletmelerinin gelirlerini iyileştirici yasal düzenlemeler yapılması, her bir tarımsal kredi talebinin titiz incelemeye tabi tutulması ve paydaşların iş birliği ve sıkı koordinasyon içinde rollerini aktif bir şekilde oynamaları önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Tarımsal Kredi, Tarım-Üretici Fiyat Endeksi, Fourier Testler, Zaman Serisi Analizi JEL Sınıflandırması: Q14, Q11
Bu çalışmanın amacı son yıllarda insan kaynakları yönetimi (İKY) alanında güncel bir kavram olan ve içeriği hakkında Türkçe yazında yetersiz çalışmalar nedeniyle bir belirsizlik olan çalışan deneyimi kavramı üzerine doküman analiz yapmaktır. Sistematik yazın taraması yoluyla Dergipark, Web of Science, Scopus, Google akademik veri tabanları ve Google arama motorundan çalışan deneyimi ile ilgili makalelere ulaşılmıştır. Kapsayıcı nitel bir araştırma yöntemi olan ve makaleleri derinlemesine okumayı gerektiren doküman analizi yapılarak ulusal ve uluslararası yazındaki 24 çalışma yazar, yıl, amaç, yöntem, sonuç ve teorik temel bakımından incelenmiş, sayısal veriler çıkarılmış ve yorumlanmıştır. Bulgulara göre çalışmaların 21 tanesinin (%88’inin) 2020 ve sonrası yapıldığı; 18 tanesinin (%75’inin) nitel veya karma araştırma olduğu; 13 tanesinin (%54’ünün) çalışan deneyiminin kapsamını anlamaya yönelik çalışmalar olduğu; 11 tanesinin (%46’sının) teorik temele dayandığı gözlenmiştir. Dolayısıyla çalışmaların son dönemlerde yapılması çalışan deneyimine son yıllarda verilen önemi göstermekle birlikte, nitel çalışmaların çoğunluğu çalışan deneyiminin içeriğini neyin oluşturduğunu derinlemesine anlamaya özgüdür. Çalışan deneyiminin kapsamı ve ölçeği oluşturulduktan sonra ilerleyen dönemlerde nicel çalışmaların artacağı ve ampirik olarak daha fazla model testlerinin yapılacağı söylenebilir. Nihayetinde çalışan deneyiminin kapsamını, nasıl yaratılacağını ve yapılan çalışmaları anlamak için yöneticilere ve araştırmacılara özgün bir içerik ve öneriler sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: İnsan Kaynakları Yönetimi, Çalışan Deneyimi, Adanmışlık, Doküman Analizi JEL Sınıflaması: M10, M12, M19
Hükümetlerin, işadamlarının, araştırmacıların, politikacıların ilgisini çekmeye başlayan dijital ekonomi yaklaşık 20 yıl önce ortaya atılmıştır. Dijital ekonominin hızla büyümesi beraberinde elektrik talebini arttırmış ve bu önemli bir CO2 emisyonu sorunu yaratmıştır. Bu çalışma, dijital ekonomi ve CO2 emisyonu arasındaki karşılıklı ilişkiyi ortaya koymaya çalışan araştırmaların yanı sıra yayın, ortak yazarlık, anahtar kelimelerin ortak kullanımı ve bu konulardaki atıfları inceleyerek bibliyometrik analiz gerçekleştirmeyi amaçlamaktadır. Araştırma için kullanılan 337 belge, Web of Science veri tabanından, SCI Expanded, SSCI ve ESCI koleksiyonlarından elde edilmiş ve toplanan bilgilerin işlenmesi VOSwiever yazılımından faydalanılarak yapılmıştır. Elde edilen bulgular, dijital ekonomi ve CO2 emisyonu konuları üzerine araştırma üretimi ve doküman yayınının yıllar itibari ile artış gösterdiği ve literatürdeki yayınlardaki artışın önemli ölçüde 2021'den bu yana gerçekleştiği ve Çin’in konuyla ilgili araştırmalara öncülük ettiği yönündedir. Web of Science veri tabanında dijital ekonomi ve CO2 emisyonu konuları üzerine bibliyometrik bir analiz tespit edilmediğinden, bu makale bu boşluğu doldurmayı amaçlamaktadır. Anahtar Kelimeler: Dijital Ekonomi, CO2 Emisyonu, Nitel Araştırma, Bibliyometrik Analiz JEL Sınıflandırması: Q43, Q54, P28.
Bu çalışmada Türkiye’de 1990-2022 yılları arasında devletin vergi gelirleri ile ekonomik büyüme arasındaki ilişki Maki (2012) eşbütünleşme testi yardımıyla incelenmiştir. Doğrudan yabancı yatırımlar ve kamu harcamaları değişkenlerinin kontrol değişkeni olarak kullanıldığı araştırmanın sonuçlarına göre vergi gelirleri ile ekonomik büyüme arasında uzun dönemli pozitif ilişki olduğu, kamu harcamalarının büyüme ile uzun dönemde pozitif ilişkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Öte yandan doğrudan yabancı yatırımlar değişkenine ait katsayı ise istatistiksel olarak anlamlı bulunmamıştır. Çalışmadan elde edilen bulgulara göre Türkiye’de 1990-2022 yılları arasında vergi gelirlerindeki artışın uzun dönemde kişi başına düşen geliri arttırdığı tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Vergi Gelirleri, Ekonomik Büyüme, Kamu harcamaları, Doğrudan Yabancı Yatırımlar JEL Sınıflandırması: H10, H20, H30