
This study used isotonic regression analysis to classify non-linear regression models that were used to describe the growth curve in relation to different quality fit criteria. The best model selection was made by using the weight–age data obtained from Awassi sheep. Ten non-linear models measured by the fit quality determination coefficient, Akaike information criterion, Bayesian information criterion, mean quadratic estimation error, and estimated coefficient of determination were used. As a result of different non-linear models that were used to predict the growth curves of Awassi sheep and the isotonic regression analysis applied to these models, considering the Mean Square Error and R2 values, the Von Bertalanffy model turned out to be the most appropriate model. As a result, it was revealed that the percentage of predictability and goodness of fit of the models increased significantly with isotonic regression analysis, and as a result, more consistent adult weight estimations could be made.
Bu araştırma, Mersin ilindeki tarım personelinin et tüketimine yönelik tutum ve davranışları ile hayvan refahı konusundaki görüşlerini incelemek amacıyla 2020 yılı Eylül-Kasım aylarında anket yoluyla yüz yüze görüşülerek yürütülmüştür. G*Power 3.0.10 yazılımı ile minumum örnek hacminin hesaplanmasında Priori power analizi T testi yaklaşımından yararlanılmıştır. Buna göre, etki büyüklüğü (d) 0,29; 0,80 güç (1-β); %95 güven aralığında ve 0,05 hata payı (α) ile minimum örnek hacmi 96 olarak hesaplanmıştır. Çalışma, anketlerin eksik ya da tutarsız olabileceği de göz önünde tutularak araştırmaya katılmayı kabul eden 100 kişi (n) ile yürütülmüştür. Mersin ilindeki tarım personelinin öncelikli olarak "kırmızı eti" (%48,3) ve en çok da "sığır" etini (%44,3) ve "koyun" (%40,1) etini tercih ettiği gözlenmiştir. Kırmızı eti tercih etmeme nedeni öncelikli olarak pahalı olmasından (%63,7) kaynaklanmaktadır. Katılımcılar arasında kırmızı eti tercih etme nedeninde ise ilk sırayı etin besleyici niteliği (%40,1) almaktadır. Tüketicilerin yarısından fazlası kırmızı eti en çok kendi belirledikleri kasaptan satın aldığı (%51,9), bunun nedeni ise satış yerinin güvenilir (%71,1) olmasını belirtilmiştir. Kırmızı et en çok kıyma şeklinde satın alınırken (%40), porsiyonluk et ise en çok kuşbaşı şeklinde satın alınmaktadır (%74,6). Kırmızı et tüketim şekli ise en çok mangalda (ızgara) (%31,9) formunda tüketilmektedir. Katılımcılar hayvan refahı konusunda en çok "bakım-besleme" parametresinde (%36,2) endişe duyarken, çiftlik hayvanlarının yaşamlarında öncelikli (%23,4) olarak "olumsuz fiziki şartlar" parametresinin düzeltilmesinin gerekliliğini beyan etmişlerdir. Tüketicinin daha bilinçli hale gelmesi amacıyla kırmızı etin besin madde içeriği ve insan sağlığındaki önemi hakkında çeşitli bilgilendirmeler yapılmalı ayrıca, tüketicilerin hayvan refahı konusunda bilinçlendirilmesi gerekmektedir
This study aimed to assess the effects of hydro-priming duration and peanut seed size on the germination performance and the root and shoot characteristics of peanut seedlings under drought conditions. Two experiments were conducted under the laboratory and nursery. Peanut seed sizes (S1: small seeds and S2: large seeds) designated as the main plots, and duration of priming (P1: 0 hour, P2: 5 hours, and P3: 10 hours) was considered as the subplots. A 2 × 3 split-plot completely randomized design with three replications was used. Ten small and ten large seeds were placed in 4 × 4 inch plastic containers for laboratory experiment and 25 × 25 cm cellophane for pot experiment per treatment filled with dry soil at 10% moisture content. Large seeds soaked at 5–10 hours emerged earlier than the unsoaked seeds in this study. Final germination enhanced in bigger seeds also resulted in an increase in the germination index (seeds day−1) and the seedling vigor index. Likewise, larger seeds produced shorter shoots and plant height but broader shoots with more leaves. It is recommended that bigger seeds can be a good source of planting materials when planted in drought conditions and primed at 5–10 hours. However, unprimed smaller seeds can be used as planting materials in moist soil conditions. The interaction effect was noted on the fresh shoot weight of peanut plants as affected by seed size and hydro-priming. Higher fresh shoot weight of peanut plants when exposed to priming regardless of the seed size was obtained.
Ekonomik olarak üretimi yapılan bitkilerden patates başta olmak üzere, Solanaceae familyası üyelerinin önemli bir kısmında solanin, çakonin, solasonin ve tomatin gibi bazı glikoalkaloidler bulunmaktadır. Patateste glikoalkaloid içeriği çevre koşulları ile birlikte genetik olarak da kontrol edildiği için çeşide bağlı olarak önemli derecede değişim göstermektedir. Büyüme koşulları, depolama, taşıma, mekanik zarar, sürgün gelişimi, fitopatojenler, ısı ve ışığa maruz kalma gibi faktörler patateste glikoalkaloid birikimini etkileyen diğer önemli faktörlerdir. Patates steroidal glikoalkaloidleri (SGA'lar) zararlılara ve patojenlere karşı bitki direncinin önemli bileşenleri olmakla birlikte, yüksek seviyeleri insanlar için toksik etki gösterebilmektedir. SGA'ların toksisiteleri merkezi sinir sistemini etkileyen antikolinesteraz aktivitesinden ve sindirim sistemi ve diğer organları etkileyen hücre zarı bütünlüğünü bozucu etkilerinden kaynaklanmaktadır. SGA toksisitesinin alt sınırı yenilebilir yumrularda 20 mg/100 g taze ağırlık ile sınırlandırılmıştır. Patates gibi insanlar tarafından tüketilen ürünlerde bulunan glikoalkaloidlerin biyolojik etkileri faydalı veya zararlı olabilmektedir. Bu nedenle, yumrudaki toksik glikoalkaloid seviyesinin insanlar açısından zararsız seviyede tutulup, aynı zamanda toprak üstü aksamında yüksek glikoalkaloid seviyesini koruyarak patojen ve zararlı saldırılarına karşı bitki direncinin arttırılmasına yönelik çalışmalar yapılmaktadır. Bitkilerin doğaları gereği üretmiş oldukları sekonder metabolitlerin işlev ve fonksiyonlarının bilinmesi ve bu maddelerin hem bitki savunma mekanizması hem de insan sağlığı açısından dokuya özel sentez mekanizmalarının araştırılması, yeni çeşitlerin geliştirilmesinde belirleyici faktörlerden birisi olarak görülmektedir. Bu derlemede, patates glikoalkaloidleri, özellikleri ve biyolojik aktivitelerinin yanı sıra glikoalkaloid birikimini etkileyen faktörler ve toksisiteleri hakkında güncel bilgiler sunulmuştur.
Bu çalışmada probiyotik Lb. acidophilus ATCC 4356 (ATCC 4356) suşu, ekstrüzyon yöntemi ile aljinat kullanılarak kapsüllenmiştir. Bu enkapsüle ve serbest formdaki ATCC 4356 dondurmaya ilave edilerek −18°C’de 3 ay süre ile depolanmıştır. Depolamanın 0, 30 ve 90. günlerinde alınan örneklerde, ATCC 4356’nin canlılığını sürdürebilme yeteneği karşılaştırmalı olarak ortaya konulmuştur. Araştırma sonuçlarına göre, dondurmaya ilave edilen serbest ve enkapsüle ATCC 4356’nın, −18°C’de 3 aylık depolama süresinin sonunda canlılıklarını korudukları, buna karşılık sayılarındaki azalışın istatistiki olarak farklı düzeyde olmadıkları tespit edilmiştir (P > ,05). Bununla birlikte, dondurmaların 90 günlük depolama periyodu boyunca, serbest ve enkapsüle Lb. acidophilus ATCC 4356 sayılarının 107 kob/g’ın altına düşmemiş olması, son üründe probiyotiklerin arzu edilen düzeyde canlılığını koruduğunu göstermiştir. Dolayısıyla bakterinin terapotik etkiler gösterebilme açısından dondurmanın uygun bir gıda olarak kullanılabileceği düşünülmektedir. Serbest ve enkapsüle dondurmalara ait duyusal analiz sonuçlarında ise enkapsülasyonun dondurmanın yapı ve tekstüründe önemli seviyede etkiye yol açtığı (P < ,05) ve genel kabul düzeyi olarak serbest ve enkapsüle dondurmalardaki farkın önemli seviyede olduğu gözlemlenmiştir (P < ,05). Bununla birlikte renk, görünüş, tat ve koku kriterleri bakımından serbest ve enkapsüle dondurmalardaki farkın önemsiz seviyede olduğu belirlenmiştir (P > ,05).
Ülkemizde göletler; Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü, eski Topraksu ve Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü ve son dönemlerde ise İl Özel İdareleri ile belediyeler tarafından planlanıp inşa edilmektedir. Bu çalışmada Erzurum İli Horasan İlçesi kırsalında inşa edilmiş bulunan sulama ve hayvan içme suyu göletlerinin mevcut durumları ve teknik kriterlere uygunlukları hakkında sahada inceleme ve araştırmalar yapılmış, mevcut sorunları ve çözüm önerileri tespit edilmiştir. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre; Horasan İlçesi’ndeki sulama göleti olarak planlanan Aşağı Kızılca Sulama Göleti ile hayvan içme suyu göleti olarak planlanan Hacıahmet Göleti ve Erzurum Büyükşehir Belediyesi tarafından muhtelif sayıda yapılmış olan göletlerden Aşağı Kızılca Sulama Göleti ile kısmen Hacıahmet Hayvan İçme Suyu Göleti teknik kriterlere uygun olarak planlanıp yapılmıştır. Diğer göletlerin hiçbirisi etüt, plan ve projeleme aşamalarından geçmediği için gölet kriterlerine uygun olarak planlanıp yapılmamıştır.
Su bütün medeniyetler için önemli bir unsurdur.Çeşmeler suya verilen önem nedeniyle suyun akıtıldığı özel yapılardır
Bu çalışma, ekmeklik buğdayın Kırik çeşidinde kimyasal bir mutagen olan etil metansülfonatın (EMS) çimlenme ve fide ile ilgili bazı karakterler üzerine etkilerini ve ıslah amaçlı çalışmalarda uygulanabilecek optimum dozu belirlemek amacıyla yapılmıştır. Araştırmada EMS’nin 5 farklı konsantrasyonu [0 (kontrol), %0.1, %0.2, %0.3 ve %0.4] ve 4 farklı uygulama süresi [kontrol (10 min), 1 saat, 2 saat ve 3 saat] kullanılmış ve araştırma tam şansa bağlı deneme planında, faktöriyel düzenlemeye göre 4 tekrarlamalı olarak yürütülmüştür. Denemede çimlenme ve fide ile ilgili bazı karakterler üzerinde durulmuştur. Elde edilen verilere göre, EMS’nin uygulama süresi uzadıkça çimlenme ile ilgili karakterlerde genel bir azalmaya neden olduğu görülmüş; sürgün boyunun 3 saatlik uygulamada kök kuru ağırlığı ve sürgün kuru ağırlığının ise 6 saatlik uygulamada kontrole göre daha yüksek olduğu saptanmış; konsantrasyonlar ortalamalarına göre değerlendirildiğinde ise kök uzunluğunun %0.1, %0.2 ve %0.3’lük konsantrasyonlarda; kök kuru ağırlığı ve sürgün kuru ağırlığının %0.3’lük konsantrasyonlarda kontrole göre daha yüksek olduğu görülmüştür. EMS’nin hem uygulama süresi hem de konsantrasyonunun incelenen fide özelliklerinin birçoğu üzerine etkisi çok önemli olmuştur. Araştırmamızda, farklı süre ve konsantrasyonlarda uygulanan EMS’nin birçok karakteri olumlu yönde etkilediği, dolayısıyla kontrole göre artışa neden olduğu görülmüş, ancak uygulanan süre ve konsantrasyonlara göre lethal doz (LD50) değeri belirlenememiştir.
Bu çalışma, Unio crassus’un deneysel ortamda kurşun II asetat birikim düzeyinin araştırılması amacıyla yürütülmüştür. Bu amaçla Aras Nehri’nden örneklenen U. crassus türü midyeler 3 grupta her tanka 8 adet olacak şekilde stoklanmıştır. Aklimasyon süreci sonunda ilk tank kontrol, ikinci tanka 0,05g/L kurşun II asetat ve üçüncü tanka 0,1 g/L kurşun II asetat muamelesi 21 gün boyunca uygulanmıştır. Deneme sonunda U. crassus örneklerinin kurşun II asetat birikim miktarı ICP-MS cihazında ölçülmüştür. Kontrol grubu için en düşük ve en yüksek kurşun II asetat birikim değeri sırasıyla 0,013±0,00 mg/kg ve 0,119±0,01 mg/kg’dır. İkinci grupta, en düşük ve en yüksek kurşun II asetat birikim değerleri sırasıyla 0,564±0,01mg/kg ve 1,811±0,01 mg/kg olarak tespit edilmiştir. Üçüncü grupta en düşük ve en yüksek kurşun II asetat birikim değeri sırasıyla 0,439±0,02 mg/kg ve 5,217±0,05 mg/kg olarak hesaplanmıştır. Deneme sonunda U. crassus örneklerinde ölüm gözlemlenmemiştir. Elde edilen sonuçlarda, U. crassus’un akarsularda yaşayan ve ağır metal birikimine karşı hassas olmasından dolayı tatlı sularda indikatör midye türü olarak kullanılabileceği saptanmıştır.
Yetersiz ve dengesiz beslenme endişesi ve artan sağlık problemlerinin gıda katkı maddeleri ile ilişkilendirilmesi, tüketicilerin sağlıklı ve minimal işlenmiş fonksiyonel ürünlere olan ilgisini her geçen gün artırmakladır. Diğer taraftan geri kalmış ve gelişmekte olan ülkelerde açlık sınırında yaşayan ve açlıkla mücadele eden milyonlarca insanın varlığına rağmen, endüstriyel toplumlarda büyük ölçüde önlenemeyen gıda israfı ve gıda kaynaklarında azalma devam etmektedir. Bu durum alternatif gıda arayışında büyük etkiye sahiptir. Denizlerde, göllerde, tatlı sularda doğal olarak yetişmeleri ve zengin besin bileşimleri nedeniyle dünyanın pek çok yerinde mikroalgler uzun yıllardır insanların temel besin ve geçim kaynaklarından biri olmuştur. Spirulina platensis, genellikle tek hücreli bir protein olarak kullanılan ve mavi-yeşil alg olarak bilinen ipliksi bir siyanobakteridir. Gıda sektöründe değerlendirilen hammaddelerle karşılaştırıldığında Spirulina, zengin protein, esansiyel yağ asidi ve aminoasit, karotenoit, vitamin ve mineral içeriği yanında veriminin yüksek oluşu ile dikkat çekmektedir. Zengin fitokimyasal içeriğine bağlı olarak karaciğer, sinir sistemi ve böbrek koruyucu etkileri yanında; antitümör, antienflamatuvar, antioksidan, hipoglisemik ve hipolipidemik fonksiyonlara sahip olduğu bildirilmektedir. Bu çalışmada, S. platensis’in bazı fizikokimyasal nitelikleri, insan sağlığına etkileri ve gıda teknolojisinde kullanım potansiyelinden bahsedilmiştir.
Calismada dunya ceviz uretiminde onemli paya sahip olan ulkelerin uretim, dis ticaret ve rekabet gucleri incelenmistir. 2018 yili verilerine gore Turkiye’nin dunya ceviz uretiminde onemli bir ulke oldugunu gostermektedir. Arastirmada 2005-2019 yilarina ait veri seti kullanilmistir. Calismada Balassa Aciklanmis Karsilastirmali Ustunlukler Endeksi (RCA), Vollrath Nispi Ihracat Avantaji Endeksi (RXA), Nispi Ticari Avantaj Endeksi (RTA), Aciklanmis Rekabetcilik Endeksi (RC), Nispi Ithalat Avantaj Endeksi (RMA) ve Tiracet Balans Endeksi (TBI) indekslerinden yararlanilmistir. Indeks sonuclarina gore Turkiye’nin dis ticarette rekabet acisindan dezavantajli oldugu ve dunya ceviz ticaretinde ithalatci durumda oldugu tespit edilmistir.
Gladius ve Dragma) ham protein verimi ile bazı kalite özelliklerinin belirlenmesi amacıyla yürütülmüştür.Çalışma Tesadüf Blokları Deneme Desenine göre 3 tekrarlamalı olarak kurulmuştur.Silajlık mısır çeşitleri hamur olum döneminde hasat edilmiş ve bitkilerde ham protein oranı, ham protein verimi, asit deterjanda çözünmeyen lif (ADF), nötr deterjanda çözünmeyen lif (NDF), potasyum (K), fosfor (P), kalsiyum (Ca) ve magnezyum (Mg) içerikleri belirlenmiştir.İki yılın ortalama değerlerine göre ham protein oranı %6.58-9.84arasında değişmiştir.En yüksek ham protein verimi Samada-07 (353.64 kg/da), Sakarya (287.80 kg/da), ADA-9510 (288.12 kg/da), ADA-9516 (340.45 kg/da), AGA (294.41 kg/da), SY-İnove (285.36 kg/da) ve SY-Gladius (315.44 kg/da) çeşitlerinden, en düşük ise Simpatico (207.35 kg/da) çeşidinden elde edilmiştir.Çeşitlerin ADF ve NDF içerikleri sırasıyla %29.28-42.69ve %46.65-67.23 arasında değişmiştir.Silajlık mısırların mineral madde içerikleri hayvanların ihtiyaçlarını karşılayacak düzeyde olmuştur.Sonuç olarak; ham protein verimi ve kalite özellikleri beraber değerlendirildiğinde, Sakarya, ADA-9510, ADA-9516, SY-İnove ve SY-Gladius çeşitleri daha üstün performans ortaya koymuşlardır.
Living conditions in Turkey has been changed considerably during Covid-19 pandemic. This phase has changed people's normal lives, habits such as eating, resting, and shopping and pushed them to different pursuits. This study aimed to obtain data on the consumption preferences of medicinal and aromatic plants. The survey was conducted in the autumn of 2020. Choices and health services that are effective in the consumption of Medicinal and Aromatic Plant (MAP) of consumers are estimated by statistics and logit regression model to the data obtained from the surveys. It was determined that the coronavirus pandemic increased the consumption of medicinal and aromatic plants by 76%. The plants with the highest consumption during the pandemic were recorded as rosehip, linden, mint, and ginger. Green tea and udihindi were the most consumed medicinal and aromatic plants per month. According to logit regression analysis results;age, duration of use, price, benefit, side effect, access to the chemical, additive, and hope variables increased the consumption of medicinal and aromatic plants and the likelihood of purchasing during the pandemic. It is thought that consumption of MAPs will become widespread and increase during the pandemic.
As in many countries, as a result of the rapid population growth in Turkey, distorted urbanization occurs in cities. Due to this process, the people of the city are becoming deprived of nature day by day. For the urban people who want to find opportunities to meet the need for recreation but cannot find it in urban living spaces, residential gardens, children playgrounds, parks, botanical gardens and such places located in outdoor green area systems, these places undertake a significant role. The vegetation used in these areas seen as an essential element for providing a natural environment. In this study, plant materials used in plant design applications which constitute the urban open-green area system determined in Erzurum city, the plant material used in the main streets, public institution gardens, park and recreation areas, villa gardens, detached residential gardens and site-public housing gardens, were analyzed. Within the survey study conducted and other outdoor plants to the city investigated. With this study, the usage of fruit trees in Erzurum city determined and its contribution to the city and its aesthetics discussed. As a result of the analyzes carried out in this scope, 14932 plants counted in 6 different area usage types. 1716 out of 4292 plants used in the main streets, 910 out of 3426 plants in public institution gardens, 615 out of 3289 plants in park and recreation areas, 476 out of 949 plants in villa gardens, 311 out of 445 plants in detached residential gardens, 1114 out of 2531 plants in site- public housing gardens were determined to be fruit trees. In all land use types, it investigated that fruit tree usage rate among broadleaf trees is 48.85%, 43.88% in main streets,50.50% in public gardens, 30.40% in park and recreation areas, 76.77% in villa gardens 4.64% in detached residential gardens and 61.68% in site-public housing gardens. Research results show that fruity trees are preferred in independent living spaces regardless of income.
Nutrient uptake of chard under well-watered and drought conditions with different NO applications were investigated in this research. NO solutions were prepared with four doses (0, 50, 100, 150 and 200 µM) of sodium nitroprusside as a nitric oxide source and exogenously applied on only seeds (s) or together with seed and foliar (sf) of chard under different levels of drought according to 100% (control), 67% and 33% of the water required to reach field capacity. Nutrient uptake drastically decreased under drought stress. However, progressive effects of NO applications on nutrient uptake have been observed under both well-watered conditions and under drought. The increase in N and P uptake of plant were significant especially for doses of 100 and 150 µM for both s and sf applications. The highest Fe, Cu and Zn content were obtained from 150 µM sf NO application, while the highest Mn and B were obtained from 150 µM s and 200 µM sf NO application in 67% level. However, in 33% level the highest Cu and B content were obtained from 150 µM sf NO application, while the highest Mn and Zn obtained from 100 µM sf and the highest Fe obtained from the 200 µM s NO application.
In this study, planning, design and cost analysis of prefabricated beef cattle barns carried out. Steel mesh was used to strengthen the foundation of the structure. Galvanized-sheet material was used as the carrier and cover material, and shaped like a trapezoid cross-section. The barns, which are planned in the form of tunnel cross-section and tie-stalls type, are designed for 10, 20 and 30-cattle to be particularly suitable for family enterprises. Polyurethane (PU) foam and extruded polystyrene sandwich panel (XSP) were used to provide heat and sound insulation. Cost analysis of the galvanized-sheet barns was compared with the barns constructed by the traditional production method. After analyses, we found that as the number of animals increased, barn cost per animal decreased. The cost reduction rates in the PU foam insulated galvanized-sheet barn were 30.1%, 32.7% and 30.6% for the 10, 20 and 30-cattle respectively. These values were 24.9%, 27.8% and 25.5% for the sandwich panel insulated galvanized-sheet barn. The most economical combination was the polyurethane foam insulation of galvanized sheets. Galvanized-sheet barns are technically sufficient, and economically advantageous than the conventional ones, so it can be recommended to both newly established enterprises and enterprises that want to improve their old barns.
Our food contains macro and micro components that are necessary for us to maintain our lives. In particular, it is mandatory to get the necessary vitamins and minerals for vital functions. Turkey has an enormous diversity of food products due to both geographical and climatic conditions. One of these products is walnut that is grown in almost all regions of our Turkey. Vitamin, mineral and fatty acid composition of walnut varies depending on climate conditions such as temperature and humidity. From the health perspective, walnut is considered a valuable food item. Due to its content of silver ions walnut has an important role in balancing brain health and cholesterol levels. On the other hand, walnut is rich in essential fatty acids such as omega-3 fatty acids. Walnut jam -as one of the walnut products is not common due to the high cost. However, the vitamins and minerals content of the walnut green shell – which is used in walnut jam production-, increased the demand and preference of walnut jam. Walnut and its products play an important role in prevention of cardiovascular diseases, cancer and diabetes because of its high content of unsaturated fatty acids. The outlines of this review are walnut functions and composition, its effect on human health, consumption amount and analysis methods, production of walnut products and its health effects.
The efficiency expected from any pesticide depends largely on the type of plant protection machine used in spraying and the operating parameters of the selected machine. Today, sprayers with different spraying wing width are widely used in field spraying. Especially with field sprayers with large working widths, it is difficult to work at high spraying speeds due to the wing width and wing weight. In this study, wingless field sprayer effectiveness was evaluated. Occasionally for spraying instead of sprayers with standard type field spraying booms, the field sprayers with commercial name Electropar, which are operated with high pressure and with oscillating nozzles are used. Since the sprayer has no wings, it can spray at high tractor speeds. optimum working width of this sprayer, pestisit distribution uniformity on a horizontal surface, etc. Its parameters are unknown. In this study, the optimum working width provided by the sprayer at different operating pressures and nozzle oscillation rates, and volumetric fluid distribution throughout the working width and optimum working parameters were determined. The three different working pressures (1, 2 and 3 MPa) and the transverse volumetric fluid distribution of the three jet nozzle units moving in opposite directions relative to each other on a horizontal ground at two oscillations (44 and 60 rpm) were determined by a portable patternator. Operation of the high-pressure cone jet nozzle unit at 1 MPa pressure and 60 rpm oscillating speeds provided a more uniform transverse distribution than other operating parameters. The increase in operating pressure caused an increase in the volume of fluid accumulated in the patternator's grooves at the same working height and sampling distance. The optimum working width, depending on the operating conditions specified by the boomless sprayer, varied between 11.20 and 12.80 m depending on the spray unit oscillating speed and spray pressure.
Fenolik bileşikler bitkisel kaynaklı olup, aromatik halkasında bir veya daha fazla hidroksil grubu içeren bileşiklerdir. Bitki uçucu yağlarında bulunan bu bioaktif komponentler, doğal antioksidan kaynakları olmaları, serbest radikalleri inaktive etmeleri, oksidatif stresi azaltmaları sebepleri ile terapötik ajan olarak kullanılmış, farmasötik, kozmetik ve gıda araştırma alanlarında yer almışlardır. Bu derlemede, gıda endüstrisinde sentetik antioksidanlar yerine kullanılabilecek timokinon, timol ve karvakrol fenolik bileşikleri incelenmiştir. Timokinon, dünya tarihinde çeşitli hayvan ve insan rahatsızlıklarının tedavisinde yüzyıllardır kullanılan Nigella sativa L.’nin ana aktif bileşenidir. Timol ve karvakrol farmokolojide yaygın olarak kullanılan kekik ve türevlerinin ana bileşenleri olarak bilinmektedir. Çeşitli araştırmalarda timokinon, timol ve karvakrolün sahip oldukları antioksidan aktiviteleri ile lipit oksidasyonunu önleme ve oksidasyonun olası etkilerini azaltma potansiyelleri incelendiğinden, bu çalışmada bu konuda yapılan çalışmalar özetlenmiştir.
In this study, the quality of produced products have a great importance. For this purpose, raw milk samples is obtained from Atatürk University Dairy Plant for every four seasons separately (summer, autumn, winter, spring) to protect human health and produce quality products. Physical and chemical properties (dry matter, fat, ash, protein, specific gravity, acidity and pH) of raw milk samples and microbiological (somatic cell count, total aerobic mesophilic bacteria (TAMB), mould, yeast, coliform bacteria and Staphylococcus aureus (S. aureus)) properties were investigated. Dry matter, ash (P<0.05) and fat (P<0.01) values of raw milk samples were affected significantly by dairy farm, meanwhile protein, specific gravity, pH and acidity values were not affected (P>0.05). Seasons had a significant effect on dry matter, protein, fat (P<0.05), ash and pH (P<0.01) values of raw milk samples. But, seasons did not have a significant effect on only specific gravity and acidity values (P>0.05). TAMB, yeast, mould counts indicated significantly changes based on dairy farms and seasons. On the other hand, coliform bacteria was not affected (P>0.05) by dairy farms and seasons. S. aureus counts were affected statistically by only seasons (P<0.01).