
Araştırmada Gymnasium (üniversiteye hazırlayan akademik lise türü) ve Gesamtschule (akademik ve mesleki eğitimi bir arada sunan çok programlı okul türü) okullarındaki öğrencilerin söz varlıkları karşılaştırılmıştır. Bu kapsamda Türkçe Ulusal Derlemine göre ilk 4000 sözcük içerisinden 8 temada (hayvan, yiyecek, giysi, ulaşım, organ, materyal, aile ve zaman) sınıflandırılan 32 sözcük belirlenmiş ve bu sözcüklere yönelik tanılayıcı ve ifade edici söz varlığı testleri uygulanmıştır. İlişkisel araştırma yönteminin kullanıldığı araştırmada, katılımcıların okul türlerine göre ifade edici ve tanılayıcı söz varlığı puanları, bu puanların sözcüklerin sıklık düzeylerine ve temalarına göre farklılıkları analiz edilmiştir. Ayrıca çalışma kapsamında öğrencilerin söz varlıklarının farklılıkları, cinsiyet değişkenine göre incelenmiştir. Araştırma sonucunda ikinci dilde (Almanca) eğitim alan Türkçe-Almanca iki dilli öğrencilerden, daha yüksek akademik başarıyla öğrenci kabul eden Gymnasium okullarına devam eden öğrencilerin ana dilleri olan Türkçe söz varlığında, daha yüksek başarıya sahip oldukları belirlenmiştir. Bu sonuç da iki dilli öğrencilerin ana dillerindeki başarılarının ikinci dile ve dolayısıyla ikinci dilde yapılan akademik eğitimle ilişkili olduğunu düşündürmektedir.
Bu araştırmada şeffaflık ve açıklanabilirlik ilkesi bağlamında Gemini yapay zekâ modelinin yazma becerisini değerlendirme sürecine ilişkin öğretmen görüşlerini tespit etmek amaçlanmıştır. Bu doğrultuda araştırma, karma yöntem deseni temelinde yapılandırılmıştır. Çalışma grubunu 23 Türkçe öğretmeni oluşturmuş ve araştırma yüz yüze gerçekleştirilmiştir. Nicel veriler, araştırmacı tarafından geliştirilen dört boyutlu ve 16 Likert tipi maddeden oluşan sorular aracılığıyla; nitel veriler ise üç açık uçlu soru yoluyla elde edilmiştir. Nicel veriler betimsel istatistiklerle, nitel veriler ise içerik analizi yöntemiyle çözümlenmiştir. Bulgular, öğretmenlerin puanlama şeffaflığı (Ort=4.16) ile gerekçelendirme ve içerik kalitesi (Ort=4.03) boyutlarını yüksek düzeyde olumlu değerlendirdiğini göstermiştir. Eğitimsel uygunluk boyutunda (Ort=3.68) geri bildirimlerin öğretim süreçlerinde kullanım potansiyeli olumlu bulunmuş ancak öğrenci düzeyine uygunluk konusunda belirgin kaygılar ortaya çıkmıştır. Etik güven ve adalet boyutu (Ort=2.95) ölçeğin orta noktasının altında kalmış ve katılımcıların büyük çoğunluğu yapay zekânın notlandırmada tek başına kullanılmasını sakıncalı bulmuştur. Nitel bulgular, ölçüt şeffaflığı ve somut örnek kullanımının güçlü yönler; öğrenci düzeyine uygun dil kullanımı ve geliştirici geri bildirim eksikliğinin ise geliştirilmesi gereken yönler olduğunu göstermiştir. Sonuç olarak Gemini tarafından gerçekleştirilen yazma becerisi değerlendirmesi; şeffaflık açısından yeterli bulunmakla birlikte öğrenci erişilebilirliği, pedagojik uyum ve etik güven boyutlarında sınırlılıklar taşımaktadır. Bulgular, yapay zekânın yazma becerisinin değerlendirilmesinde ancak öğretmen denetiminde ve pedagojik uygunluk gözetilerek kullanılabileceğine işaret etmektedir.
This study aimed to investigate the effects of process-genre-oriented writing methods on middle school students' skills in informative text writing, AI-assisted writing, and multimodal text creation. The study was conducted using a sequential embedded mixed methods design, in which the quantitative component employed a quasi-experimental, nonequivalent, pretest–posttest control group design. Qualitative data were collected through interviews and analyzed using thematic analysis. The study was conducted with 7th-grade students over a 5-week, 13 h training period encompassing the pre-test, training, and post-test phases. Results from valid and reliable rating scales were analyzed using the Mann–Whitney U test and were supported by interviews. Three rubrics were developed for this study. The analysis results demonstrated a significant difference in favor of the experimental group. The themes derived from the qualitative data indicated that students found this approach practical, that it helped them develop positive attitudes towards writing, and that it contributed to their writing skills.
Bu araştırmada, 2019 ve 2024 Türkçe Dersi Öğretim Programlarına göre hazırlanan 5 ve 6. sınıf Türkçe ders kitaplarında yer alan dinleme/izleme metinleri çeşitli değişkenlere göre karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. Nitel araştırma yöntemiyle yürütülen çalışmada, metinlerin analizinde doküman incelemesi tekniği kullanılmış ve değerlendirme süreci çeşitli ölçme araçlarıyla desteklenmiştir. Araştırma sonucunda özellikle 2024 programıyla birlikte dinleme/izleme metinlerinde işitsel/görsel çoklu ortam kullanımının arttığı, konuşma hızının azaldığı, mantıksal tutarlılığın sağlandığı ve şiddet ögelerinin ortadan kaldırıldığı tespit edilmiştir. Buna karşın tür dağılımında hikâye edici metinlerin %60,71 oranıyla baskınlığını koruduğu, 2024 ders kitaplarında şiir türüne yer verilmediği ve seslendirmelerde erkek seslerinin %84,45 oranıyla baskın olduğu saptanmıştır. Yapılan nicel hesaplamalarda metinlerin ortalama okunabilirlik puanlarının 43,29-46,11 aralığında kalarak 8 ve 9. sınıf düzeyindeki “eğitsel okuma” kategorisinde yer aldığı, dinlenebilirlik puanlarının ise 1,13-1,85 aralığında değişerek “zor” kategorisinde yer aldığı belirlenmiştir. Sonuç olarak yeni programın sunduğu teknolojik ve yapısal gelişmelere rağmen metin seçiminde dilsel anlaşılabilirlik ve öğrenciye görelik ilkelerinin henüz tam anlamıyla sağlanamadığı anlaşılmaktadır.
Bu araştırmanın amacı, öğrenenlerin bilişsel ve metabilişsel süreçlerinde önemli bir rol oynayan içsel konuşmayı ölçmek amacıyla Alderson-Day vd. (2018) tarafından geliştirilen İçsel Konuşma ölçeğinin “Varieties of Inner Speech Questionnaire- Revised (VISQ-R)” Türkçeye uyarlanmasıdır. Çalışma, Uluslararası Test Komisyonu (ITC) yönergeleri temel alınarak 9 aşamada (çeviri, uzman görüşü, dilsel eşdeğerlik vb.) gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın ana saha uygulaması için ölçek eğitim fakültesinde öğrenim gören 323 öğretmen adayı ile yürütülmüştür. Ölçeğin yapı geçerliliği Doğrulayıcı Faktör Analizi (DFA) ile, güvenirliği ise Cronbach Alfa (α) ve McDonald's Omega (ω) iç tutarlılık katsayıları ile incelenmiştir. DFA sonuçları, ölçeğin orijinal formundaki beş faktörlü ve 25 maddelik nihai yapısının (Diyalojik, Değerlendirici/Eleştirel, Diğer Kişiler, Sıkıştırılmış, Pozitif/Düzenleyici) Türk kültüründe doğrulandığını, modelin kabul edilebilir uyum değerlerine (χ²/df = 2.87, RMSEA = .076) sahip olduğunu göstermektedir. Ölçeğin genel iç tutarlılık katsayıları α = .836 ve ω = .839 olarak hesaplanmış olup, alt boyutlara ait katsayılar .691 ile .865 (α: .691-.863; ω: .695-.865) arasında değişmektedir. Sonuç olarak, İçsel Konuşma Ölçeği Türkçe Formu'nun eğitim araştırmalarında eğitimciler üzerinde uygulanılabilecek geçerli, güvenilir ve pedagojik bir ölçme aracı olduğu tespit edilmiştir