
Eğitim programlarının temel ögelerinden biri ölçme değerlendirme eylemidir. Ölçme değerlendirme, öğrenme eksikliklerinin belirlenmesi, belirlenen hedef kazanımlara ulaşma düzeyi ve programın etkililiği hakkında veri toplamak amacı ile yapılmaktadır. Bu çalışmanın amacı ortaokullarda görev yapan öğretmenlerin değişen sınav sistemine yönelik görüşlerinin belirlenmesidir. Çalışma grubunu Doğu Anadolu Bölgesinin bir ilinin bir ilçesinde görev yapan 30 ortaokul öğretmeni oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından oluşturulan yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Verilerin analizinde betimsel içerik analizi tekniği kullanılmıştır. Çalışma sonucunda yeni sınav sistemi, üst düzey becerileri ölçme, anlama yorumlama becerilerini geliştirme, şans başarısını en alt düzeye indirme ve çok kapsamlı değerlendirme imkânı sunması olumlu görüşler arasında yer almaktadır. Yenilenen sınav sistemi ile ilgili öğretmenlerin, yeterli düzeyde dokümana ulaşamadığı, kazanım senaryoları ile sınırlama getirildiği, ülke geneli yapılan ortak sınavlarda bireysel farklılıkların dikkate alınmadığı ve kapsam geçerliğini düşürdüğü olumsuz düşünceler arasında yer almaktadır. Yenilenen sınav sistemi geniş bir zamanda uygulanırsa, yeterli materyal ve dokümana sahip olunursa başarılı olabileceği öğretmenlerin görüşleri arasında yer almaktadır.
Bu çalışmanın temel amacı, zorunlu eğitimini tamamlamış olan ağır zihinsel engelli bireylerin iletişim, öz bakım, günlük yaşam becerileri, toplumsal ve sosyal durumlarını belirlemek, bu süreçteki sorunları belirleyerek mevcut durumu ortaya koymaktır. Araştırma, durum çalışması olarak tasarlanmış olup çalışma grubu, İç Anadolu Bölgesi'nde bir ilde yaşayan ve ağır zihinsel engelli yetişkin çocuğa sahip 19 ebeveynden oluşmaktadır. Araştırmacı tarafından geliştirilen yarı-yapılandırılmış görüşme formu kullanılarak, ebeveynlerle detaylı görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Veriler, MaxQda programı aracılığıyla içerik analizi ile değerlendirilmiştir. Araştırmanın bulguları, engelli bireylerin ilerleyen yaşlarına rağmen bağımsız yaşam becerilerine ulaşamadıklarını, başka bir kişiye bağımlı bir yaşam sürdüklerini göstermektedir. Ayrıca, engelli bireylerin iletişim, sosyal uyum, toplumsal normlara uyma ve öz bakım konularında zorluklar yaşadıkları, davranış problemlerinin devam ettiği ortaya çıkmıştır. Ebeveynlerin ise bu süreçte ekonomik, psikolojik ve sosyal sorunlar yaşadıkları belirlenmiştir. Ebeveynler, özellikle kendi yaşlarının ilerlemesinden kaynaklı sağlık problemi yaşadıkları bunu da çocuklarına bakım be ilgilenme düzeylerini etkilediğini belirtmişlerdir. Çocuklarının da yaşı ilerlediği için mevcut sağlık problemlerine ek olarak yaşa bağlı yeni sorunlarının da ortaya çıktığını ifade etmişlerdir. Ebeveynlerin ihtiyaç duyduklarında çocuklarını bırakabilecekleri güvenilir yerlerin sayısının arttırılması, engelli raporlarının ebeveyn onayları doğrultusunda resmî kurumlar arasında paylaşılabilmesinin işlemleri kolaylaştıracağı belirtilmiştir. Toplumda engelli bireylere karşı farkındalığın artırılmasına yönelik özellikle kamu kurumlarının çalışmalarının arttırılmasının olumlu sonuçlar doğuracağı görülmektedir.
Bu çalışma kapsamında sınıf öğretmenlerin problem çözme süreçlerindeki uygulamaları Polya’nın 4’lü problem çözme süreci olan problemi anlama, strateji geliştirme, stratejiyi problem çözümüne uygulama ve problemi değerlendirme basamakları dikkate alınarak incelenmiştir. Yaklaşım olarak nitel araştırmanın benimsendiği araştırma betimsel amaçlı olup, özel durum deseninde yürütülmüştür. 30 sınıf öğretmeni ile gerçekleştirilen çalışmada öğretmenlerin mesleki tecrübeleri 1- 14 yıl arasında değişmektedir. Geçerlilik ve güvenirlik çalışmaları yapılan ve araştırmacılar tarafından geliştirilen problem çözme beceri testinde rutin ve rutin olmayan tartma alt öğrenme alanını içeren problemler yer almaktadır. Elde edilen veriler araştırmacılar tarafından geliştirilen rubrik kullanılarak ve betimsel olarak analiz edilmiştir. Sınıf öğretmenlerinin teoride sunmuş oldukları problem çözme ile ilgili bilgileri uygulama süreçlerinde eksiklikler yaşadıkları ve değerlendirme basamağına problem çözme süreçlerinde yer verilmediği sonuç olarak karşımıza çıkmaktadır. Polya’nın problem çözme basamaklarının tamamını tartma alt öğrenme alanına ait problem çözme süreçlerinde hiçbir katılımcının uygulamadığı görülmüştür. Hiç değinilmeyen problem çözme basamağının değerlendirme basamağı, en çok vurgu yapılanların ise plan yapma ve planı uygulama basamakları olduğu ortaya çıkan bir diğer sonuçtur. Yapılan değerlendirme ile problem çözme başarısı noktasında farklı yeterlilikler gösteren sınıf öğretmenlerinin mesleki tecrübeleri ile yeterlilik seviyeleri arasında doğrudan ilişki olmadığı sonucu ortaya konulmuştur.
Bu çalışmanın amacı, Türkiye’nin Karadeniz Bölgesi’nin Doğu Karadeniz bölümünde yer alan üniversitelerin sosyal bilgiler eğitimi bölümlerinde öğrenim gören 4. sınıf öğretmen adaylarının doğal afet okuryazarlık düzeylerini belirlemektir. Çalışmada örneklem seçme yöntemi olarak ölçüt örnekleme, yöntem olarak tarama modeli kullanılmıştır. Çalışma 232 sosyal bilgiler öğretmen adayı ile yürütülmüştür. Çalışmanın verileri kişisel bilgiler formu, başarı testi, davranış ve duyuşsal eğilimler ölçeğinden oluşan Doğal Afet Okuryazarlığı Anketi ile toplanmış; katılımcıların başarı testi ile davranış ölçeği puanının orta, duyuşsal eğilimler ölçeği puanının ise yüksek düzeyde olduğu tespit edilmiştir. Başarı, davranış ve duyuşsal eğilimler puanlarının birleşiminden elde edilen puan yüksek düzey aralıklarına denk geldiği için Doğu Karadeniz bölümündeki sosyal bilgiler 4. sınıf öğretmen adaylarının doğal afet okuryazarlık düzeyinin yüksek seviyede olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Çalışmada incelenen değişkenler arasında yer alan yaş, üniversitedeki afet planı, acil toplanma ve sığınak yerini bilme değişkenlerine ait doğal afet okuryazarlık puanlarının, diğer değişkenlere kıyasla daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Ayrıca bu değişkenlerde doğal afet okuryazarlığını oluşturan başarı, davranış ve duyuşsal eğilim düzeylerinin de yüksek seviyede olduğu saptanmıştır. Çalışma grubunu sosyal bilgiler eğitimi 4. sınıf öğretmen adaylarının oluşturması ve öğretmen adaylarının doğal afetlerle ilgili ders almış olmaları nedeniyle, doğal afet okuryazarlığı bileşenlerinden yüksek puan almaları beklenmiş; ancak bu durumun gerçekleşmediği tespit edilmiştir. Türkiye’nin Doğu Karadeniz bölümünü kapsayan bu çalışmanın, farklı bölgelerde yapılması önerilmektedir.
Programlama eğitimi, günümüz dünyasında giderek daha fazla önem kazanmaktadır. Bilgisayarların hayatımızın her alanında yer alması, programlamayı üzerinde düşünülmesi gereken bir konu haline getirmiştir. Bu araştırma, Türkiye’deki üniversitelerin programlama ile ilgili eğitim verilen bölümlerinde öğrenim gören öğrencilerin programlama eğitimine yönelik görüşlerini incelemeyi amaçlamaktadır. Tarama yöntemi kullanılarak gerçekleştirilen çalışmaya, Türkiye’nin yedi farklı coğrafi bölgesinde bulunan 41 farklı üniversiteden toplam 409 lisans öğrencisi katılım sağlamıştır. Araştırma verileri, öğrencilerin programlama eğitimine yönelik memnuniyet, nitelik ve mesleğe hazırlamaya katkı ile ilgili görüşlerini değerlendiren 20 soruluk bir anket ile toplanmıştır. Araştırmadan elde edilen sonuçlar, öğrencilerin almış oldukları programlama eğitiminden genel olarak memnun olmadıklarını ve eğitimlerin mesleğe hazırlamaya yeterince katkıda bulunmadığını düşündüklerini göstermektedir. Öğrenciler, verilen programlama eğitimlerinde uygulama saatlerinin azlığı, öğretim materyallerinin yetersizliği ve büyük ölçekli projelerde deneyim kazandırma eksikliği gibi sorunları vurgulamışlardır. Araştırmadan elde edilen sonuçlar çerçevesinde programlama eğitimlerinde uygulamaya daha fazla önem verilmesi, eğitimlerin daha görsel ve uygulamalı yöntemlerle desteklenmesi, eğitimler planlanırken öğrenci görüşleri ve geri bildirimlerinin dikkate alınması, öğretim materyallerinin güncellenmesi önerilmektedir.