• 学术搜索
  • 科研智能体
    • Research Labs
    • AI 阅读
    • AI 文库
    • 深度研究
    • 学者亮点
  • 学术资源
    • AI2000
    • 期刊/会议
    • 学者库
    • 学术API
    • 溯源树
    • 数据集
  • 知识沉淀
    • 学术空间
订阅小程序
旧版功能
aminer vip
开通会员低至0.73元/天
一次搞定AI科研
立即登录
  • English
  • 联系方式
    Milli Folklor

    Milli Folklor

    JournalISSN 1300-3984eISSN 2146-8087中科院 社会学 4区

    年发文量

    研究主题

    论文(1706)

    排序
    1Hasan Mutlucan’dan Karacaoğlan: Üryan Geldim’in Sanatçının Söylemi Ve Sanatındaki Önemi
    Alaz Pesen

    Hasan Mutlucan’ın halk müziği kariyerinde, kendisinin de sağlığında sıklıkla ifade ettiği gibi, kahramanlık türküleri dışında türküler de çok önemli yer tutar. Türk Halk Müziğinin güçlü yorumcusu, ilk kaydının yayınlandığı 1950’den son kaydının yayınlandığı 2011’e dek süren kayıtlı halk müziği yolculuğunda Anadolu’nun farklı farklı yörelerinden derlenen türkülerden örnekler sunmuş, yüzyıllardır bu topraklarda söylenen ve yeniden söylenen türkülerin son derece etkileyici ve kendine özgü yorumlarını icra etmiş, somut olmayan kültürel mirasımızı geleceğe taşımıştır. Elinizdeki çalışma, üç önemli eksikliğin tespitiyle başlar. Birincisi, folklorik ezgilerin değerli yorumcusu Hasan Mutlucan üzerine yapılan akademik çalışmaların eksikliği, makalelerin yok denecek kadar azlığıdır. İkincisi, Hasan Mutlucan’ın basın ve yayın organlarında, siyasal gelişmelerle de bağlantılı olarak hep bir kahramanlık türküsü yorumcusu olarak ön plana çıkarılmış olması ve diğer türlerdeki halk müziği icralarının bu sebeple gölgede kalmış olmasıdır. Üçüncü, ve buna bağlı eksiklik, ilk Karacaoğlan türkü kayıtlarının şimdiye kadar gizli kalmış olması, Hasan Mutlucan’ın bu folklor icralarında görünmez kılınmasıdır. 1959, Hasan Mutlucan’ın bu ilk Karacaoğlan yorumlarının yayınlandığı yıl, 2006 ise sanatçının Karacaoğlan’ın en etkileyici eserlerinden “Üryan Geldim”i kendine has yorumuyla dinleyiciyle son kez buluşturduğu Anadolu’dan Türküler albümünün yayınlandığı yıl olma özelliğini taşımaktadır. Çalışmanın üç amacı vardır: İlki, akademik çevrelerde şimdiye kadar ihmal edilmiş bir folklor yorumcusu olan Hasan Mutlucan’ı mercek altına alan ilk akademik çalışmalardan birini (bildiğimiz kadarıyla da ilkini) gerçekleştirmektir. İkincisi, gazete ve dergi makalelerinde ve basında sıkılıkla yer almış bir halk müziği sanatçısı olan Hasan Mutlucan’ın hep kahramanlık türküleriyle ön plana çıkarılmasından kaynaklanan ve bu sebepten dolayı gölgede kalan özelliğini, yani tüm yörelerden türküler söyleyen bir folklor aktarıcısı olduğunu vurgulamak, bu alandaki boşluğu doldurmak amacıyla bir başlangıç yapmaktır. Üçüncüsü, bunlara paralel olarak, Hasan Mutlucan’ın adı belirtilmeden yayınlanan Karacaoğlan folklor ezgisi yorumlarını gün ışığına çıkarmak, halk müziği yolculuğu açısından konumlandırmak ve sanatçının kariyerindeki önemini vurgulamaktır. Çalışma, yöntem olarak, folklorik ezgilerin değerli yorumcusu, (yeniden) söyleyicisi Hasan Mutlucan’ın Karacaoğlan kayıtlarının daha önce hiç ele alınmamış tarihçesine, André Lefevere’in yeniden yazma ve mesenlik kavramları bağlamında odaklanmakta, folklorda varyant kavramı, makro ve mikro düzeylerde yeniden söyleme kavramıyla ilişkilendirilerek ele alınmaktadır. Karacaoğlan’ın Kara Sevdası filminin incelenmesi yoluyla Hasan Mutlucan’ın ilk (ve bugüne dek gizli kalmış) Karacaoğlan kayıtları tespit edilmekte, künyede adına yer verilmeyişinin nedenleri sorgulanmakta, daha sonraki yıllarda görünür Karacaoğlan yorumları sıralanarak, bu kayıtlarda kendisini görünür kılan unsurlar belirlenmekte, Mutlucan’ın liste başı olan albümü Kahramanlık Türküleri ardından yayınladığı “Üryan Geldim” kaydı ise Klaus Kaindl ve Ruhi Su’nun önerdiği bütüncül bakış açısıyla, yani ses kullanımı, müzik, sözler ve görsel öğeler bütünüyle dikkate alınarak ayrıntılı olarak incelenmektedir. Çalışma, Hasan Mutlucan’ın Karacaoğlan yorumlarının altını çizerken, paralel bir anlatı olarak da sözlü kültürün edebiyat, edebiyatın sinema olarak yeniden yazılışının, sinemaya eşlik eden ve yine asırlar öncesinin folklorik ögeleri olan türkülerin de varyantlar biçiminde müzik albümlerine dönüşmesinin tarihini konu almaktadır. Sözden yazıya, yazıdan filme, filmden plağa dönüşümün yüzlerce yıllık ve sonsuz varyantlık serüveni içerisinde bir folklor yorumcusu olan Hasan Mutlucan’ın Karacaoğlan kayıtlarının ortaya çıkışı, kültür tarihimiz açısından olduğu kadar Hasan Mutlucan’ın kariyeri açısından da dikkate değerdir. Folklor, kültürel çalışmalar, müzik, sinema, tarih ve çeviribilim alanlarını ortak bir noktada buluşturan çalışmada, bu gizli kayıtların belgelerle ortaya çıkarılması, incelenmesi, aynı zamanda da bu daha eski kayıtlarda görünmez kılınmış Mutlucan’ın popüleritesinin arttığı 1970’li yıllar ve sonrasında yayınladığı albümlerde görünür bir Karacaoğlan yorumcusu hâline gelişinin tarihi, Hasan Mutlucan’ın “sadece kahramanlık türkülerinin değil, Anadolu’nun her yöresinden türkülerin yorumcusuyum” ifadesiyle de örtüşmekte, basın ve yayında temsil edilen Hasan Mutlucan’la, gerçek Hasan Mutlucan arasındaki farkı vurgulaması açısından da önem taşımaktadır.

    2026
    引用
    AI阅读
    加入学术空间
    2Kazak Ve Kırgızların Büyüsel Tören Folklorunda “divana” Şiirinin Tür Özellikleri
    Akedil Toyşanulı, Baktiyar Buteyev

    İslâm’ın halk arasında yayılmasıyla, Türk kökenleri oldukça eskilere uzanan Şamanizm’le ilgili inançlar yavaş yavaş toplumun dışına itilmiş ve şaman, toplum için yapmış olduğu manevî hizmetleri yavaş yavaş durdurmuştur. Bu şekilde Türk halklarında eski Şaman ve ortaya yeni çıkan İslâm dininin değerlerini birbirine yaklaştırıp onları birleştiren bir figür belirmiştir. Bu da “divana” tipidir. Divana esas olarak tasavvuf yolunu takip etmiş, sadaka dilenerek halk arasında dolaşmış, takvaya yönelmiş ve herhangi bir mülk sahibi olmamıştır. Ancak veriler analiz edildiğinde divanaların şifa verme, kutsama, ilahi söyleme, hastalıkları sağaltma, ekin dikme, hasat törenleri yapma, hayvancılık-la ilgili dileklerde bulunma, zor durumda kalanların önünü açma gibi hizmetler sunduğu ve halk arasında önemli derecede itibar kazanıp hatırı sayılır bir zenginlik ve başarıya sahip olduğu da dikkat çekmektedir. Örneğin Aalı Tokombayev ve Grigoriy Potanin’in sunduğu verilerde divanaların halk nazarında saygın bir yeri olduğu ve büyük miktarda sadaka aldığı, bazı verilerde ise elde ettiği geliri yardım amacıyla yetimlere, dullara, zor durumda olanlara dağıttığı da yazılmaktadır. Aalı Tokomba-yev, “dubana”nın (divana) epik şiirler ve çeşitli komik hikâyeler söyleyerek insanları güldürüp halkın beğenisini kazanan, derin sırlara sahip bir kişi olduğunu söyler. Dolayısıyla bizce o, ülkeyi büyüleyen halk tiyatrosunun mükemmel bir temsilcisidir. Bilim adamı Hüseyin Karasayev, tanınmış halk şâirlerinin bazen “dubana” kılığında ülkeyi dolaşıp sanatlarını ilgi çekici ve akıcı bir şekilde halka aktardıklarını ve dubananın muhteşem imajından kendi yaratıcılıkları için yararlandıklarını yazmaktadır. Toktogül Satılganov ise divanayı halk şâirliğinin bir türü olarak değerlendirmektedir. Bu konu üzerinde kapsamlı bir araştırma yapılırken divananın ülke çapında dolaşırken söylediği özel bir şiir türü bulunmuştur. Bunu Kazaklar “divanabeyit”, Kırgızlar ise “dubana ırı” şeklinde adlandırmış-tır. Şiirler, divananın halka yönelik işlevini, imajını, amacını ve öğretici vaazını tam olarak yansıt-maktadır. Bu şiirler günümüze kadar Kazak ve Kırgız folklor araştırmalarında incelenmemiştir. Bu-nun temel nedeni divanaların tasavvuf ve dindarlık propagandası yapan, dinî törenler düzenleyen kişiler olmakla birlikte Sovyetler Birliği’nde İslâm’ın yasaklanmış olmasıdır. Böylece bu konu ele alınmamıştır. Bu nedenle divanaların okuduğu şiirlerin metinleri de zamanında halktan derleneme-miştir. Kazakistan, Kırgızistan’da divana şiirinin bazı parçaları bulunmuşken bunun tam aksine Çin Halk Cumhuriyeti’nin Uygur Özerk Bölgesi’nde yaşayan ve hayvancılıkla iştigal etmeleri sebebiyle örf-âdetleri, halk mirası çok iyi seviyede korunmuş olan göçer Kazaklar arasından hacimli, uzun tam metinler tespit edilmiştir. Bilimsel araştırma gezilerinde Çin Halk Cumhuriyeti’ndeki divanabeyitlerin, baksı ezgilerinin, hayvancılık ve avcılıkla ilgili eski şiirlerin unutulmadan bugüne kadar geldiği tespit edilmiştir. Bu çalışmadaki veriler büyük oranda saha araştırmasında elde edilmiştir. 2013 yılında Çin Halk Cumhuriyeti Uygur Özerk Bölgesi’nin Altay ili Burıltoğay ilçesine düzenlenen bilimsel araştır-ma gezisinde eski mirası iyi bilen Kazım Elmenulı’dan divanabeyitin bir örneğini kaydetmiş olmakla birlikte divananın işlevleri, ilgili gelenek ve görenekler hakkında bolca malzeme de derlemiştir. Bu-nunla birlikte divanabeyitin Kazakça başka iki metni de Çin Halk Cumhuriyeti’nin Sincan Uygur Özerk Bölgesi Kazaklarının “Mura” dergisinde yayımlanmıştır. Kırgızlardaki “divana ırı” metinleri Ibrayım Abdrahmanov, Fyodor Fielstrup, Aalı Tokombayev tarafından yayımlanmıştır. Özellikle divanayı çocukluğunda görüp, şiirlerini ezberleyen yazar Aalı Tokombayev’in hatıraları, bu şahsiye-tin çok katmanlı işlevlerini doğru bir şekilde anlamaya, muğlak kalan tarafların daha iyi kavranılma-sına önemli katkıda bulunmuştur. Folklor araştırmalarında halkın kültürel mirasının tür sistemine göre sınıflandırılması oldukça önemlidir. Makalede Kazakların ve Kırgızların divanabeyit (divana ırı) örneğinin tür özellikleri tespit edilip, onun büyü folkloru sistemindeki yeri tarihî-tabaka, tarihî-köken, tarihî-tipolojik açılardan incelenmiştir. Kapsamlı bir araştırma sonucunda Kazak ve Kırgız halklarının büyü folkloru örnekleri yeniden incelenirken kronolojik açıdan şaman ezgileri türünden tarihsel olarak daha sonraki aşamada divanabeyit (dubana ırı) adlı müstakil bir türün yer alması gerektiği ortaya koyulmuştur. Çalışmada divana şiirinin kökeninin Hoca Ahmet Yesevi’nin şiirleri de dahil olmak üzere tasavvuf şiirinden geldiği tespit edilmiştir. Kazak bozkırlarında tasavvufu gelenek hâline getiren son şair Şakerim’in şiirleri de ele alınmıştır. Bu sonuca folklor malzemeleri ve bilimsel gezi esnasında derlenen malzemelerin karşılaştırmalı olarak ele alınmasıyla ulaşılmıştır.

    2026
    引用
    AI阅读
    加入学术空间
    3Mirasın Doğası: UNESCO İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirası Temsilî Listesi'nde Biyokültürel İlişki Modelleri
    Evrim Ölçer Özünel

    Bu makale, UNESCO 2003, Somut Olmayan Kültürel Mirasın Korunması Sözleşmesi’nin İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirası Temsilî Listesi’nde yer alan doğa ve evrenle ilgili bilgi ve uygulamalar alanındaki seçilmiş unsurları biyokültürel çeşitlilik perspektifinden incelemektedir. Çalışmanın çıkış noktası, somut olmayan kültürel mirasın insan toplulukları ile çevreleri arasında kurulan bağlantısal ilişkiler içerisinde varlığını sürdürdüğü düşüncesidir. Bu çerçevede yaşayan mirasın, belirli kültürel formların aktarımıyla sınırlı bir alan olarak ele alındığında layıkıyla anlaşılamayacağı aşikârdır. Yaşayan miras, su rejimleri, mevsimsel döngüler, hareketlilik biçimleri, diğer canlı türleriyle kurulan etkileşimler, bitkiler, malzemeler ve gündelik yaşam pratikleriyle birlikte şekillenen daha geniş bir ilişkiler ağı içerisinde değerlendirilmektedir. Biyokültürel çeşitlilik yaklaşımı, biyolojik, kültürel ve dilsel çeşitlilikler arasındaki karşılıklı bağımlılıkları açıklamaya yönelik önemli bir kuramsal birikim ortaya koymuş ve insan toplulukları ile çevreleri arasındaki uzun dönemli etkileşimlerin anlaşılmasına katkı sağlamıştır. Bu bakış açısıyla özellikle Temsilî Liste’de yer alan doğa ve evrenle ilgili bilgi ve uygulamalar alanındaki unsurların biyokültürel çeşitlilik perspektifinden değerlendirilmesine yönelik çalışmaların azlığı, iki literatür arasındaki kesişim alanlarının daha ayrıntılı biçimde tartışılmasını gerekli kılmaktadır. Bu çalışma, söz konusu ilişki alanlarını görünür kılmayı ve yaşayan mirasın yaşayabilirliğini insan toplulukları ile çevreleri arasında kurulan derin bağlantısal ilişkiler ağı bağlamında yeniden değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Araştırmada, Temsilî Liste’de yer alan seçilmiş unsurlar ele alınmıştır. İnceleme sonucunda, biyokültürel ilişkilerin su ve paylaşım ilişkileri, zaman ve mevsimsel ritimler, hareketlilik ve birlikte uyum, karşılıklı yaşama bilgisi ile bitki, gıda ve şifa ilişkileri etrafında yoğunlaşan farklı örüntüler sergilediği görülmüştür. Bununla birlikte, önerilen modellerin kapalı ve nihai bir sınıflandırma oluşturmadığı, UNESCO listelerinin bütünü birlikte değerlendirildiğinde yeni ilişki biçimlerinin de görünür hâle gelebileceği anlaşılmıştır. Sonuç olarak, çalışma biyokültürel çeşitlilik yaklaşımının somut olmayan kültürel mirasın yaşayabilirliğini anlamaya katkı sağlayan açıklayıcı bir çerçeve sunduğunu ortaya koymaktadır. Bu bakış açısı, kültürel ifadelerin sürdürülebilirliğiyle, onları besleyen ekolojik, toplumsal ve kültürel ilişkilerin de dikkate alınmasını gerekli kılmaktadır. Böylece kültür, çevre, tarım, eğitim ve sürdürülebilir kalkınma alanları arasında geliştirilecek daha bütünleşik koruma politikalarına ilişkin tartışmalar için yeni imkânlar ortaya çıkmaktadır.

    2026
    引用
    AI阅读
    加入学术空间
    4Children As Cultural Agents: Rereading the ICH Convention Through the Convention on the Rights of the Child
    Ahmet Erman Aral

    The safeguarding of intangible cultural heritage (ICH) and the protection of children's rights have been among the concerns of international law and policy over the past decades. While the UNESCO Convention for the Safeguarding of the Intangible Cultural Heritage (2003) Aemphasizes the central role of communities, groups, and individuals in safeguarding, the UN Convention on the Rights of the Child (the CRC) (1989) Apresents a holistic framework and recognizes children as rights-holders in civil, political, economic, social, and cultural domains. However, despite their shared human-centered ethos, these two Conventions have rarely been examined together. The aim of the articleAis to introduce aAnew perspective for the agency of children in safeguarding ICH and contribute to cross-sector engagement and synergy between cultural and human rights frameworks. This paper examines how the Convention on the Rights of the Child's principles of participation, cultural rights, and education can be read in relation to the ICH Convention's focus on intergenerational transmission so as to increase the impact and visibility of children in safeguarding. While existing scholarship has analyzed ICH in relation to human rights, sustainable development, and intellectual property, no study has explored its intersection with the CRC. This gap has resulted in children often being acknowledged only as 'members of communities' or 'passive beneficiaries' instead of as rights-holders whose needs, capacities, and roles deserve greater recognition in safeguarding of ICH. It is important to note that the rationale for this study lies in the growing need to recognize children's roles in intergenerational transmission at a time when globalization, modernization, and standardization place increasing pressures on ICH. Thus, it is important to address this gap to integrate a children's rights perspective into ICH safeguarding and increase the impact of both conventions. This way, it is possible to strengthen the CRC's cultural dimension on the one hand and broaden the ICH Convention's participatory scope to include the youngest generation on the other. Methodologically, the article adopts an interpretive approach, combining documentary analysis of the two Conventions, general comments, and operational texts with qualitative content analysis of UNESCO-supported projects. The study also briefly deals with how concepts such as tradition, education, Aparticipation, and rights are framed and enacted. AConsequently, the findings show that both conventions emphasize education as aAbridge between personal development and cultural continuity, participation as a central principle, and cultural identity as aAright to be respected. At the same time, there are also divergences. Universal standards may not always align with local cultural definitions and implementations of the ICH Convention seldom recognize children as rights-holders. Inscribed elements on UNESCO lists from Europe, Asia, and the Global South illustrate that children are often positioned as learners and beneficiaries, but rarely as important agents of safeguarding. The article concludes that placing the CRC and the ICH Convention in dialogue with one another reframes safeguarding as a responsibility and a human rights endeavor. Recognizing children as active cultural agents affirms the central notion of "transmission" that underpins the ICH Convention and ensures that safeguarding remains relevant, Ainclusive, and resilient in the face of contemporary challenges.

    2026
    引用
    AI阅读
    加入学术空间
    5Folklorun “altıncı” İşlevi: Muhakemeli Kültür Ortamlarında Sürdürülebilir Kalkınmanın Lokomotifi Olmak
    M. Öcal Oğuz

    Sosyal ve beşerî bilimlerde ve özellikle antropolojide kendine önemli bir yer bulan işlev kuramı, halk bilimi alanına da uygulanmıştır. Halk bilimine “sözlü sanat” diyen ve bir anlamda “halk edebiyatı” olarak sınırlayan ve antropolojinin bir alt dalı olarak gören antropologlar, folklorun sınırlı sayıda işlevi olduğunu savunmuşlardır. W. Bascom’un “Folklorun Dört İşlevi” makalesi ile başlayan süreçte, E. Oring ve İ. Başgöz’un makaleleri de bu açıdan ele alınabilir. Bir anlamda folkloru teknolojik gelişmeler nedeniyle geleceğe aktarılması mümkün olmayan, geçmişin yaşamaya devam eden ve unutulmaya direnen kalıntısı olarak gören bu bakış açısı, folklorun yeni kentte de var olmaya ve üretmeye devam etmesinin görülmesiyle değişmeye başlamıştır. Folklor, öncelikle toplumcu gerçekçilik kuramı ve “sınıf folkloru” yaklaşımıyla kente taşınmış, özellikle İkinci Dünya Savaşı öncesindeki ve sonrasındaki ağır ekonomik buhranlarda “uygulamalı halk bilimi” ile kentli halkın sorunlarının çözümünde başvurulan önemli bir kalkınma aracına dönüşmüştür. Hızlı sanayileşme ve göçlerle büyüyen ve eski homojen yapısını kaybeden kentlerde “kent folkloru” ve “grup folkloru” adı altında yeni folklorik üretimlerin, yeni toplanma biçimlerinin ve bir anlamda yeni toplulukların tanımlanmasında başvurulan folklorun, sınırlı sayıda işlevinin olduğu görüşü, doğal olarak geçerliliğini yitirmeye başlamıştır. Bu yaklaşımların ardından Birleşmiş Milletlerin Sürdürülebilir Kalkınma programları ve 2015 yılında kabul edilen Sürdürülebilir Kalkınma 2030 Amaçları, UNESCO’nun kültürlerin korunmasına yönelik normatif enstrümanları ve ilki 1982 yılında yapılan dört MONDIACULT Konferansı, uluslararası toplumu “kültür sürdürülebilir kalkınmanın lokomotifidir” fikrinde buluşturmuştur. Bu süreçte “kültürler arası yakınlaşma”, “sürdürülebilir barış”, “diplomaside yumuşak güç” gibi kavramlar kültürün ve daha çok “somut olmayan kültürel miras” başlığı altında folklorun yeni işlevleri arasına girmiştir. UNESCO’nun 1989 Tavsiye Kararı ile başlayan ve 2003 yılında kabul edilen Somut Olmayan Kültürel Mirasın Korunması Sözleşmesi ile devam eden süreç ise bir anlamda “folklor, sürdürülebilir kalkınmanın lokomotifidir” görüşünü ortaya çıkarmış ve desteklemiştir. Bu makale, Birleşmiş Milletler ve UNESCO’da yapılan bu çalışmalara atıfla, folklorun işlevlerini sınırlayan bakış açılarına “ironik” bir göndermeyle “altıncı işlev” başlığı altında çocukların, gençlerin ve gelecek kuşakların “sözlü kültür” veya “muhakemeli kültür” ortamlarında yetişmelerinin önemini folklor alanından seçtiği örneklerle göstermeye çalışmaktadır. Son dönemlerde dünyada ve Türkiye’de konuyla ilgili yapılan çalışmalar, çocuk eğitiminde ve yetiştirilmesinde folklorun türlü form, biçim ve türlerinin onların ruh ve beden sağlığının korunması açısından ne derece önemli olduğunu vurgulamaktadır. Örneğin bu konuda yapılan araştırmalar, ailelerin haftada üç-beş kez çocuklarıyla birlikte yemek yiyip sohbet etmelerinin bile onları ne denli zararlı alışkanlıklardan alıkoyduğunu savunmaktadır. Makale özü itibarıyla çocukların aile içinde, akranları arasında ve sosyal çevrelerinde yalnızlık duygusu yaşamadan, depresyon, obezite gibi ruhsal ve bedensel hastalıklara düşmeden, zararlı alışkanlıklar edinmeden ve suça karışmadan yetişmelerinde folklorun yerini vurgulamakta ve aksi durumlarda ortaya çıkacak maddi ve manevi kayıpları “sürdürülebilir kalkınma” üzerinden göstermektedir.

    2026
    引用
    AI阅读
    加入学术空间
    立即登录,查看全部 1706 篇论文

    高被引作者

    作者引用发文
    Alim Koray Cengiz883
    Emine Cakir4615
    Fazil Ozdamar458
    Kenneth Laine Ketner381
    Selcan Gurcayir Teke3215
    Ahmet Erman Aral278
    Nebi Ozdemir258
    Hilal Erdoğan Aksu243
    Metin Ekici2411
    Demet Şafak231

    高产作者

    作者引用发文
    Kubilay Aktulum023
    M. Ocal Oguz122
    Selcan Gurcayir Teke3215
    Evrim Olcer Ozunel115
    Emine Cakir4615
    Metin Ekici2411
    Tuna Yildiz011
    Esma Simsek010
    Gozde Tekin239
    Naciye Yildiz09

    相关期刊

    Ars Orientalis
    Iran
    Industrial Archaeology Review
    Muqarnas
    REVUE D ETUDES TIBETAINES
    SANAT TARIHI DERGISI-JOURNAL of ART HISTORY
    Plural. History. Culture. Society
    Shodoznavstvo
    Art-Sanat
    Historia i Swiat