Traditional foods play a critical role in maintaining cultural identity, social cohesion, and intergenerational knowledge transmission. In Central Asia, however, empirical research on rural culinary practices—particularly among older adults—is limited. This study aimed to investigate the knowledge, preferences, consumption patterns, and perceived risk of cultural loss of traditional foods among adults aged 60 and over in the Naryn Region of Kyrgyzstan, and to evaluate the sustainability of local culinary heritage. A cross-sectional survey was conducted with residents from five districts of the Naryn Region. Data were collected on demographic characteristics, preferred dishes, consumption frequency, and awareness of endangered traditional foods. Descriptive statistics and frequency analyses were performed to identify patterns of culinary knowledge and practice. Among 43 participants, 74.4% were female and 41.9% held university degrees. Meat-and dough-based dishes dominated food preferences, with Beshbarmak being the most popular (83.7%), followed by Kuurdak (23.2%) and Manty (18.6%). Fermented beverages, including Bozo (79%) and Kymus (65.1%), were widely recognized and predominantly produced at home. Several region-specific dishes, such as Olobo (23.2%) and Kuurma Tea (16.2%), were identified as being at risk of cultural erosion. The study also revealed strong associations between ceremonial occasions and iconic foods, particularly Beshbarmak, highlighting its socio-cultural significance. While emblematic dishes and beverages remain integral to local identity and social rituals, several lesser-known foods face declining recognition, indicating a weakening of intergenerational transmission. These findings underscore the need for targeted preservation strategies, including documentation, community-based culinary education, and integration into cultural tourism initiatives.
Coğrafi işaret sistemi, yöresel değerlerin korunarak sonraki kuşaklara aktarılması amacıyla dünya genelinde kullanılan bir yöntemdir. Somut olmayan kültürel miras kapsamında değerlendirilen gastronomi ürünleri son zamanlarda bu kapsamda ilgili literatürde daha fazla yer almaktadır. Bu bağlamda ele alınan çalışma Şanlıurfa'nın coğrafi işaret potansiyeli taşıyan gastronomi ürünlerini ortaya koymayı amaçlamaktadır. Gastronomi turizmi ve kırsal turizm ilişkisinde yöresel ürünler merkezi bir rol oynamaktadır. Coğrafi işaretleme, bu ürünleri ön plana çıkararak kırsal turizmi geliştirerek bölgenin ekonomik ve sosyal gelişimine katkı sağlar. Nitel araştırma deseninin tercih edildiği çalışmada görüşme (mülakat) tekniği, literatür ve arşiv-doküman analiz yöntemi birlikte kullanılmıştır. Elde edilen veriler içerik ve betimsel analiz yöntemleri kullanılarak incelenmiş ve yorumlanmıştır. Araştırma, Şanlıurfa’nın tescil potansiyeli yüksek gastronomi ürünlerine sahip olduğuna işaret etmektedir. Bu ürünlerin şehrin tanıtımına, kırsal ve gastronomi turizmine vereceği olumlu etkileri bağlamında değerlendirilmesi gerektiği bu doğrultuda ilgili kamu ve sivil toplum örgütlerinin bu ürünlerin tescili ve tanıtımı konusunda çalışma yapmaları gerektiği önerilmektedir.
Social responsibility-based practices have become crucial for the long-term growth of organizations. Empirical studies show that socially responsible human resource management (HRM) positively influences individual behavior; however, limited research investigates its role in mitigating negative employee attitudes and behaviors. Drawing on social exchange theory and self-determination theory, we investigate how and when socially responsible HRM affects knowledge sabotage among employees in the hospitality and tourism industry. We obtained 150 valid surveys from five-star hotel employees in Kyrgyzstan and 240 from hotel employees in T & uuml;rkiye and tested the hypotheses using PLS-SEM. The results show that socially responsible HRM reduces knowledge sabotage and increases workplace belongingness. Workplace belongingness is found to negatively affect knowledge sabotage. Our findings reveal that work belongingness mediates the influences of socially responsible human resource management on knowledge sabotage. More importantly, corporate ethical values strengthen the negative effect of socially responsible HRM on knowledge sabotage via work belongingness, thereby amplifying this impact further in the hospitality and tourism industry. This paper provides theoretical and practical implications for hospitality and tourism researchers and practitioners by demonstrating how socially responsible HRM reduces employee knowledge sabotage through psychological mechanisms and corporate values.
Bu araştırma, Özbekistan'ın Namangan şehrinin gastronomi turizmi potansiyelini sürdürülebilir turizm perspektifinden SWOT analizi ile değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Namangan, zengin yerel mutfağı ve kültürel mirası ile gastronomi turizmi açısından büyük bir potansiyele sahiptir. Araştırma, Namangan’ın içsel faktörleri (güçlü ve zayıf yönleri) ile dışsal faktörleri (fırsatlar ve tehditler) şehrin tüm turizm paydaşlarının değerlendirmeleri ile detaylı bir şekilde ele alarak, bölgenin gastronomi turizmi için mevcut durumu ve gelişim olanaklarını incelemektedir. İçsel faktörler (güçlü ve zayıf yönleri) 4 kategori ve 12 ifade altında toplanırken dışsal faktörler (fırsatlar ve tehditler) ise 6 kategori ve 11 ifade altında toplanmıştır. İçsel faktörlerden güçlü yönler arasında ülkenin en büyük ikinci şehri olması, verimli arazilere ve önemli tarihi eser yapılara sahipliği, iç ve dış turizm için yeterli alt yapıya sahip olması konuları vurgulanırken en büyük zayıf yön olarak reklam, tanıtım ve pazarlama faaliyetlerinin yetersizliği ve yabancı turistlerin diğer şehirleri tercih etmesi vurgusu yapılmıştır. Diğer yandan, tarihi mutfak kültürü ve yemek çeşitliliği en büyük fırsat olarak vurgulanırken mutfak kültürünün unutulmaya yüz tutuyor olması ise en önemli tehdit olarak görülmekte olduğu belirlenmiştir. Sonuç olarak, bu araştırma, Namangan ilinin gastronomi turizmi alanındaki gelişim fırsatlarını ortaya koyarak, sürdürülebilir turizm stratejilerinin oluşturulmasına katkı sağlamayı hedeflemektedir.
Dünyada birçok yönden farklılığı bulunan, fakat toplum olarak yaşayabilen insanların en temel özelliklerinden biri ortak bir kültüre sahip olmasıdır. Kültürün bir parçası olan yemek, her ne kadar tarih boyunca değişikliklere uğramışsa da günümüzde birlikteliklerin önemli bir ayağını oluşturmaktadır. Kültür ve yaşam biçiminin bir parçası olan mutfak ve mutfak kültürü, destinasyonun farklılaşmasında ve marka haline gelmesinde etkili bir faktör olabilmektedir. Kültürlerin kaynaşmasında ve aktarılmasında mutfak kültürü önemli rol oynamaktadır. Bu nedenle, destinasyonlarda sunulan yöresel yemekler ve yörenin kültürü turistlerin seyahatlerinde çok önemli çekicilik unsurudur. Bu araştırma, restoran işletmelerinde servis edilen geleneksel Kırgız mutfağı reçetelerinin standardizasyonunu geliştirmek amacıyla yürütülmüştür. Araştırma, betimsel nitelikli bir çalışmadır. Araştırma kapsamında mevcut Kırgız geleneksel yemekleri reçetelerinin elde edilmesinde “tarama modeli” kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini; internette hizmet veren restoran derecelendirme ve değerlendirme sitelerinde Kırgızistan’da hizmet veren ve internette derecelendirilen ve puanlanan restoran işletmeleri oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise; Kırgızistan’da hizmet veren ve menüsünde geleneksel Kırgız yemekleri sunan restoran işletmelerinden derecelendirme ve değerlendirme sitelerinde yer alan restoran işletmelerine yer verilmiştir. Veriler internet ortamında derecelendirme ve değerlendirme sitelerinde yer alan ve Kırgızistan’da hizmet veren, menüsünde geleneksel Kırgız yemeklerini sunan işletmelerden alınmıştır. Tarama yöntemi 2 aşamada gerçekleştirilmiştir. İlki; restoranlar derecelendirme ve değerlendirme sitelerinden yararlanılmıştır. Sitelerin farklı puanlama sistemleri olduğundan 5 üzerinden puanlama yapan sitelerde 4 ve üzeri, 10 üzerinden puanlama yapan sitelerde 8 ve üzeri puan alan restoran işletmeleri belirlenmiştir. İkinci aşamada; restoranlarda en çok servis edilen geleneksel Kırgız yemeklerinin reçetelerinin internette taranma sayısı belirlenmiştir. Tarama yöntemi ile elde edilen veriler durum analizi yöntemi ile değerlendirilmiştir. Bu aşamada, belirlenen ve internette taranan yemeklerden en çok beğeni alan tarifler yemeğin standart reçetesi olarak sunulmuştur. Araştırma sonucunda; turistler ve yerel halk arasında geleneksel yemeklerin yayınlandırılması ve tercih edilerek popülerleştirmek üzere geleneksel mutfağa talebin çoğalmasını sağlanması, Kırgız mutfağının ve Kırgız halkının tarihinde ve kültürel gelişmesinde önemli yer alan yemeklerin günümüzde tanımı az olduğu nedeniyle Kırgız kültüründe rölü çok olan yemeklerin tanımını yerel halk ve misafirler arasında yayınlaştırılması ve standartlaştırılmış reçetelerin uygulanmasını sağlamak için restoran işletmeleri personelinin eğitimine önem verilmesi önerilmiştir.
Son yıllarda şehirler, çeşitli kültürel, ekonomik ve sosyal çekicilikleri nedeniyle turizm sektöründe öne çıkan destinasyonlar haline gelmiştir. Bu bağlamda, Kırgızistan'ın güneybatısında yer alan Calal-Abad, 2025 Türk Dünyası Turizm Başkenti seçilmesiyle birlikte bir turizm destinasyonu olarak giderek daha fazla görünürlük kazanmıştır. Şehir, doğal kaynakları, kültürel mirası, geleneksel yaşam tarzı ve zengin mutfak kimliğiyle desteklenen gastronomi turizmi açısından özellikle önemli bir potansiyele sahiptir. Bu çalışmanın amacı, Calal-Abad'ın turizm potansiyelini SWOT (Güçlü Yönler, Zayıf Yönler, Fırsatlar, Tehditler) analizi yöntemiyle değerlendirmek ve destinasyon profilini geliştirmek için stratejik öneriler belirlemektir. Çalışma, sürdürülebilir turizm ilkeleri çerçevesinde yapılandırılmış olup, yerel turizm kaynakları, altyapı ve tanıtım gibi iç faktörlerin yanı sıra bölgesel rekabet ve yatırım fırsatları gibi dış faktörleri de ele almaktadır. Bulgular, Calal-Abad'ın gastronomi temelli turizm potansiyelinin bölgesel turizm içinde güçlü bir rekabet unsuru olduğunu; ancak şehrin yetersiz tanıtım stratejileri, turizm altyapısının eksikliği ve düşük uluslararası marka bilinirliği gibi çeşitli zorluklarla karşı karşıya olduğunu göstermektedir. Öte yandan, turizm başkenti unvanı, yerel ürünler için coğrafi işaret alma olasılığı ve uluslararası turizm rotalarına dahil olma potansiyeli, gelecekteki kalkınma için önemli fırsatlar sunmaktadır. Sonuç olarak, stratejik planlama, destinasyon markalaşması ve paydaş iş birliği, Calal-Abad'ın Orta Asya'da sürdürülebilir bir gastronomi turizmi destinasyonu olarak konumunu güçlendirmek için elzemdir.
Chocolate is a delicious food that is widely consumed today. However, when consumed excessively by both adults and children, it poses a health risk due to its high sugar content. Protein-rich functional foods are created by adding insects, which are sustainable food sources. For this purpose, the protein ratio was increased by adding grasshopper flour (0–14%) to the chocolate ganache. The sensory properties and physicochemistry of the chocolates tried by 50 panelists, as well as their purchasing tendency, were determined. It was determined that the control group products were statistically brighter, redder, and yellower than the insect-flour-filled products (before and after storage). The color change was also perceived by the panelists, who preferred the control products. Generally, although the penetration of insect-filled dark chocolates increased compared with the control, it was concluded that insect-filled chocolates were more liked by the males. It has been determined that panelists’ appreciation and purchasing status will increase for the new product after storage ( ). It is thought that this study will form the basis for further research regarding insect nutrition and sustainable food practices, which is a new trend globally.
In recent years, as consumer income levels have increased, restaurant customers' preferences have changed, and this is especially reflected in ALCR customers with high service quality. The research was based on the hypothesis that ALCR's service quality is high. In this study, tourism professionals and academicians aimed to evaluate the product and service quality offered by restaurants - a service sector that aims to provide high-level service - using the secret shopper (SS) method. In the research, 311 restaurant establishments serving in Istanbul, a mega tourism city, were evaluated using the SS method. Since the SS method is an observational technique, the research took a long time (12 months). As a result of the research, it was determined that interaction (p <0.001), physical environment (p < 0.001), management (p < 0.001) and output (p < 0.001) values increased in all restaurant establishments. It was determined that the highest increase was in FDR businesses (p < 0.001). The SS method is commonly used in different service sectors but not in the restaurant industry, and this study applied it here for the first time. The study concludes that inspecting restaurants using SS would increase the quality of the businesses and recommends that tourism professionals apply this method.
Günümüzde festivaller düzenlendikleri bölgenin popülerleşmesinde ve ekonomisinin gelişmesinde, yöresel ürünlerin tanıtımı ve pazarlanmasında, kısacası yerel ekonomi ve turizminin gelişmesinde önemli bir rol oynamaktadır. Araştırmanın amacı; Bişkek şehrinde faaliyet gösteren yiyecek ve içecek işletmelerinin düzenlenen gastronomi festivallerinden beklentileri belirlemek, bu beklentilerin karşılanması için festival organizasyonu paydaşlarına öneriler geliştirmektir. Araştırma kapsamında, verilerin elde edilmesi sürecinde nicel veri toplama yöntemlerinden anket tekniği kullanılmıştır. Araştırmada Kırgızistan’da hizmet vermekte olan yiyecek ve içecek hizmetleri araştırmanın evrenini oluşturmaktadır. Araştırma sonucunda; katılımcı işletme yöneticilerinin festivalin hem yerel esnafa hem de yerel halka ekonomik olarak, Kırgızistan’a ait yerel kültürel öğelerin tanıtımına katkı sağlayacağını düşündükleri ve festivale yüksek oranda katılımın olmasını istedikleri bulgulanmıştır. Araştırma sonucuna göre; bölgeye ait ürünlerin tanıtılmasında farklı reklam çalışmalarının geliştirilmesi, gastronomi ve mutfak sanatları alanında uluslararası platformda tanınırlığı olan uzman profesyonellerin davet edilerek katılımın arttırılması, işletme yöneticilerine festivali organize eden, düzenleyen ve yürüten birimlerde daha aktif olabilecekleri görevler ve sorumluluklar verilmesi gibi öneriler getirilmiştir.
Учурда коомдук тамактануу жайларды тандалышы бир катар факторлор менен шартталып, керектөөчүлөрдүн жаш курагы, маданий баалуулуктары жана социалдык статусу менен тыгыз байланышта. Бул макалада ар кандай муундардын (Z, X, У жана беби-бумерлер) коомдук тамактануу жайларына болгон мамилеси жана тандоодогу артыкчылыктары изилденет. Методология. Бишкек шаарында жашаган 210 респонденттин арасында сурамжылоо жүргүзүлүп, алардын ресторан тандоодогу артыкчылыктары жана өзгөчөлүктөрүн аныктаган негизги факторлор изилденди. Изилдөө эмпирикалык маалыматтарга негизделип, катышуучулардан сурамжылоо аркылуу алынган жооптор сандык жана сапаттык ыкмалар менен талданды. Жыйынтыктар графикалык материалдар аркылуу көрсөтүлүп, ар бир муундун жүрүм-турум өзгөчөлүктөрү салыштыруу жолу менен чечмеленди. Изилдөөнүн жыйынтыктары. Муундар аралык айырмачылыктар коомдук тамактануу жайларын тандоодо, тамак-ашка жана тейлөөгө болгон мамиледе маанилүү роль ойнойт. Z мууну социалдашууга жана тез тамактанууга ыктап, эстетикага жана ылдамдыкка көңүл бурат. X мууну жана беби-бумерлер көбүрөөк салттуу баалуулуктарды карманып, үй-бүлөлүк себептер менен ресторан тандашат. Бул жыйынтыктар ресторан ишмердүүлүгүндө, маркетинг стратегияларын иштеп чыгууда жана тейлөө кызматын өнүктүрүүдө негиз катары кызмат кыла алат.
Reducing food waste in hotels is of importance for the successful management of operational inputs. For that reason, the present study determines the awareness of food waste of chefs working at hotel kitchens. 979 chefs who work at the kitchens of various hotels in Turkey were included in the research. The data was collected with a structured questionnaire. Exploratory factor analysis was performed to determine the construct validity of the scales used in the research. When the chefs' awareness increases, their caring for the faults and omissions causing food waste also increases. There is a significant relationship between the chefs' levels of awareness and their care for faults and omissions causing food waste and taking of measures regarding the prevention of food waste at the enterprises. Reducing food waste may decrease the hotels' expenses. This may be reflected on the consumer as lower sales prices, and on the enterprise as higher profitability. The relationship between the awareness of hotel kitchen staff and ness of food waste among the employees of the sector.
Son yıllarda, toplumlar sahip oldukları mutfak kültürünü ve yemekleri korumak ve yaşatmak istemektedirler. Bu amaçla geliştirilen coğrafi işaretleme sistemine birçok ülke başvurarak sahip oldukları yemekleri envanterlerine geçirmek ve bunu özellikle de turizm alanında kullanmak istemektedir. Araştırma, Özbekistan mutfak kültürüne ait yemeklerden coğrafi işaret alabilecek potansiyele sahip olanların belirlenmesini ve turizm profesyonelleri ile yöneticilere coğrafi işaret alabilmeleri için öneriler sunmak amacını taşımaktadır. Araştırmada, görüşme tekniği ile Özbekistan’da faaliyet gösteren otel ve restoran işletmeleri yönetici ve işletmecileri ile görüşülerek veriler toplanmıştır. Araştırma sonucunda; işletme yönetici ve işletmecilerinin Özbekistan mutfak kültürüne ait yemeklerden coğrafi işaret alabilecek potansiyele sahip olanları belirlenmiştir. Yemeklerin coğrafi işaret alması, turizm işletmelerinde yer alması turiste tanıtımının sağlanması gibi konularda önerilerde bulunulmuştur. Araştırma, Özbekistan mutfak kültürüne ait yemeklerin coğrafi işaret sistemi maarifeti ile koruma altına alınmasını, turizm açısından tüm dünyaya tanıtılmasını, envanter altına alındığı için orijinal tariflerin gelecek nesillere de bozulmadan aktarılmasını sağlaması açısından önemlidir.
Objective: This research was conducted to measure the effect of the perceived INS-L of hotel businesses on employees' JS and JP to achieve the sustainable development goals (SDG). Theoretical Framework: The dynamism in the tourism sector has caused hotel businesses serving in destinations to increase both qualitatively and quantitatively, creating an intense competitive environment in the sector. In the tourism sector, where the number of conscious customers increases day by day, it has been understood over time that investments made only in physical terms are not sufficient, and investments in human resources have been increased. Method: This research was conducted in İstanbul, the tourism center of Turkey, which has the highest number of hotel establishments. A total of 677 employees working in hotel businesses participated in the research voluntarily. Care was taken to select the participants from employees working in different departments and in hotel businesses of different structures and classes. Survey forms consisting of questions used in previous studies were applied and the data were evaluated in the statistical package program. Results and Discussion: In the research, it was determined that employees' perceptions of INS-L had an impact on their JS and JP, and that there was a significant relationship between employees' JS and JP. Research Implications: At the end of the research; it has been emphasized that the INS-L of hotel businesses is important in achieving guest satisfaction and business success, and suggestions have been developed for businesses to ensure this. Originality/Value: The research examining the effect of employees' INS-L levels on their JS and JP offers significant originality and value for the tourism sector.
Dünya ekonomisinde önemli bir payı olan turizm sektörü Covid-19 pandemisi nedeniyle derinden etkilenmiştir. Gerek sınırlama önlemleri gerekse seyahat yasaklarından kaynaklı olarak ulusal ve uluslararası turizm akışı sekteye uğramıştır. Bu çalışmada; Covid-19 virüsünün, insanların 2022 yılı yaz sezonu için planmış oldukları tatil deneyimleri üzerindeki etkilerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Nitel veri toplama yöntemlerinden görüşme tekniği kullanılarak yürütülen çalışmada, Siirt ve Konya il merkezinde görev yapan her yıl tatil deneyimi olan akademisyenler örnekleme dahil edilmiştir. Çalışmada elde edilen veriler belirlenen tema ve kodlara ayrılarak içerik analizi tekniğiyle çözümlenmiştir. Araştırma sonucunda; katılımcıların tatil tercihlerinde tatil sürecine etki eden faktörlerin başında hijyen ve sosyal mesafe kriterlerinin geldiği, tatil süresince ağırlıklı olarak konser ve tiyatro gibi eğlence yerlerine gitmeyi ve yeme-içeme aktiveleri için herhangi bir önlem almayı düşünmedikleri, yoğun olarak kültür turizmi deneyimi için, Ege Bölgesi başta olmak üzere yurtiçinde, kendi özel araçları ile birlikte, 7-14 gün süreliğine ve yazlık/kiralık villa gibi yerlerde konaklamayı planladıkları sonuçlarına ulaşılmıştır.
Bu araştırmanın amacı, deneyimlenen destinasyon yemek imajı, mutfak deneyim memnuniyeti ve davranışsal niyet arasındaki ilişkileri araştırarak, mutfak deneyim memnuniyetinin aracılık rolünü ortaya koymaktır. Kolayda örnekleme yöntemiyle Mersin ve Adana’da yaşayan 291 katılımcıdan anket yoluyla elde edilen veriler, Yapısal Eşitlik Modellemesi (YEM) ile analiz edilmiştir. Ortaya çıkan bulgular yerli halkın mutfak deneyim memnuniyetini anlamlı olarak etkileyen temel değişkenlerin yemeğin lezzeti ve kültürel deneyim faktörlerinin olduğunu göstermektedir. Katılımcıların mutfak deneyim memnuniyetini etkileyen yemek imajı boyutlarının doğrudan davranışsal niyet oluşturamadığı, bu noktada mutfak deneyim memnuniyetinin bu ilişkide tam aracı rolde olduğu görülmektedir.
Amaç: Günümüzde yemek fotoğrafçılığı, sosyal medyanın ve dijital pazarlamanın güçlenmesiyle birlikte giderek daha önemli hale gelmiştir. Yiyecek ve içecek işletmeleri, hazırladıkları yemekleri ve içecekleri görsel olarak çekici bir şekilde sunarak müşteri çekmeyi ve marka bilinirliğini artırmayı hedeflemektedir. Bu araştırma, Bişkek şehrindeki restoran işletmelerinde işgörenlerin yemek fotoğrafçılığına olan ilgi düzeyini, bu alandaki kullanım durumlarını ve bilgi düzeylerini belirlemeyi amaçlanmıştır. Yöntem: Araştırmada, nicel araştırma yöntemlerinden anket tekniğiyle elde edilen verilerin, işgörenlerin yemek fotoğrafçılığına yönelik tutumları ve davranışları analiz edilmiştir. Bu nedenle araştırma örneklemini Bişkek şehir merkezinde faaliyet gösteren restoran işletmelerinde çalışan ve araştırmaya katılmaya gönüllü 306 işgören oluşturmaktadır. Bulgular: Araştırmanın sonucunda; yemek fotoğrafçılığında en önemli ögenin menü planlama çalışmaları yaparken yemek fotoğrafçılığı tekniklerini kullanma, mesleki bilginin, yaratıcılığın, ışığın, kamera kalitesinin, renk uyumunun ve yemek hassasiyetinin olduğu tespit edilmiştir. Restoran işgörenlerinin yemek fotoğrafçılığı alanı ile ilgilendikleri ve ilgilenme nedeni olarak kendilerini geliştirmek şeklinde belirlenmiştir. Sonuç ve Öneriler: Araştırmada varılan sonuçlar doğrultusunda; restoran işletmelerinde işgörenlerin yemek fotoğrafçılığına olan ilgisini artırmak ve bu alanda yeteneklerini geliştirmek için teorik, pratik ve akademik öneriler sunulmuştur. Bu önerilerin uygulanmasıyla işgörenlerin yemek fotoğrafçılığı alanındaki bilgi ve becerilerinin artması ve sektördeki etkilerinin daha da güçlenmesi gibi işgörenlerin kişisel gelişimlerine yönelik öneriler de bulunulduğu gibi çalıştıkları işletmenin reklam ve pazarlama faaliyetlerine olan katkıları da vurgulanmıştır.
Yerleşik hayata geçişiyle birlikte fermente gıdalar insanoğlunun vaz geçemediği ürünler haline gelmiştir. Fermente ürünler kimi zaman turşu, sucuk, zeytin gibi katı, kimi zaman boza, hardaliye, kefir gibi geleneksel bir içecek halinde, kimi zaman da soya, oyster, fish sos gibi lezzetlendirici olarak karşımıza çıkmaktadır. Fermente sos ve içecekler incelendiğinde fermentasyon sürecinde bir miktar alkol oluşabileceği bilinmektedir. Alkol tüketimi hususunda bazı inanç ve yaşam şekillerinde sıkı bir şekilde imtina edilmektedir. Dolayısıyla fermente sos ve içeceklerde oluşabilecek alkol miktarı hakkında alkol hassasiyeti olan tüketicilerin bu ürünler hakkında bilgi sahibi olması gerekmektedir. Çalışmaya 252 kadın 165 erkek toplam 417 kişi katılım sağlamıştır. Katılımcıların %68,1’i alkol kullanmadığını belirtmiştir. Ancak alkol kullanmayan katılımcıların kefir, boza, şalgam suyu, soya sos vb. alkol içerebilen fermente ürünleri tükettikleri de tespit edilmiştir. Ayrıca çalışmada tüketicilerin fermente ürünleri sırasıyla lezzet, sağlık ve keyif için tükettikleri de görülmüştür. Katılımcılar arasında popüler olarak tüketilen fermente içecekler sırasıyla ayran, sirke ve şalgam suyu olurken en çok tüketilen soslarda ise soya sos, fish sos ve oyster sos olmuştur.
Abstract Recently, popular gastronomy is an important tourism activity in the promotion and marketing of societies, cultures and tourism products. Festivals, which are included in tourism, are an important tourism activity in attracting tourists to the region. This study was carried out in order to introduce ethno-fests, which is a new trend in ensuring the sustainability of ethnic culture within the scope of sustainability, and to make it widespread in countries. The data of the study were obtained by the field observation method carried out by the researchers. The researchers who participated as observers of the "1st Supara: Traditional Cuisine of Turkish Peoples Ethno-Fest" organization, the first of which was held in Bishkek/Kyrgyzstan, were observed in the festival area, and those with ethnic characteristics were given in the study. As a result of the study, the importance of introducing ethnic culture, ethnic cuisine culture, ethnic dishes, transferring them to future generations by transferring them to written sources, and reviving the lost ethnic identity characteristics has been emphasized.