
Bu çalışmanın amacı Bosna-Hersek’in Saraybosna şehrinde bulunan Savaş Çocukluğu Müzesi’nde savaşın çocukluk hafızasında nasıl temsil edildiğini değerlendirmektir. Bu kapsamda çalışmada Savaş Çocukları Müzesi’ndeki anlatılar temel alınarak müzelerin tarihsel olayların aktarımındaki rolü vurgulanmaktadır.
Bu çalışma, Gülşan Değirmenci-Erdoğan tarafından kaleme alınan Adana Basın Tarihi (1873-2000) adlı eserin eleştirel bir değerlendirmesini sunmaktadır. Türkiye’de yerel basın tarihi çalışmalarının sınırlı olduğu bir literatürde, Adana gibi önemli bir kentin basın tarihini geniş bir zaman dilimi içerisinde ele alan bu eser, önemli bir veri derlemesi niteliği taşımaktadır. Çalışmada eserin kapsamı, yöntemi ve sunduğu katkılar incelenmekte; özellikle veri sunumu ile analitik çerçeve arasındaki ilişki değerlendirilmektedir. Bu bağlamda eserin güçlü yönleri ortaya konulurken, metodolojik sınırlılıkları ve arşiv kullanımına ilişkin eksiklikleri de tartışılmaktadır. Sonuç olarak eser, yerel basın tarihine önemli bir katkı sunmakla birlikte, analitik derinlik açısından geliştirilmeye açık yönler barındırmaktadır.
Amaç: Makalenin amacı, Cumhuriyetin ilk yıllarında okul kütüphanelerinin durumunu koleksiyonlarındaki kitap türleri açısından değerlendirmektir. Bu değerlendirmeyi yapabilmek için Kabataş Sultani Mektebi Kütüphanesine ait kütüphane kataloğu incelenmiştir. Çalışmada erken Cumhuriyet döneminde okul kütüphanelerindeki kitapların adedi ve konuları değerlendirilerek dönemin okul kütüphaneleri hakkında fikir sahibi olmak amaçlanmıştır. Yöntem: Makalede doküman analizi yöntemi kullanılmıştır. Kütüphane kataloğunun incelenmesinde belgesel tarama tekniğinden yararlanılmıştır. Makalede; “Kabataş Sultani Mektebi Kütüphanesinin kataloğunu oluşturmak için izlenen belirli bir yöntem var mıdır?” “Kütüphane kataloğunda kitapların konusal dağılımı dikkate alınmış mıdır?” sorularının cevapları aranmıştır.Bulgular: Çalışmada Kabataş Sultani Mektebinin 547 tane kitaba sahip olduğu, kitaplar içinde edebi türde eserlerin sayısının diğer türdeki eserlerden fazla olduğu tespit edilmiştir.Sonuç: Bu çalışma ile Kabataş Sultani Kütüphanesi kataloğu oluşturulurken belirli bir yöntemin takip edilmediği ve katalogda yer alan kitapların tematik dağılımının dikkate alınmadığı ortaya çıkmıştır.Özgünlük: Bugüne kadar yapılan çalışmalarda erken cumhuriyet dönemindeki okul kütüphanelerinin kataloglarını analiz eden bir çalışmanın yapılmamış olması makalenin özgün yanını oluşturmaktadır.
Amaç: Bu araştırmanın amacı, Balıkesir İl Halk Kütüphanesi’nde yer alan, 3-8 yaş arası fen temalı resimli çocuk kitaplarının fiziksel ve içerik özellikleri açısından incelemesidir.Yöntem: Bu çalışmada doküman analizi yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini, Balıkesir İl Halk Kütüphanesi’nde bulunan 3-8 yaş arası 87 fen temalı resimli çocuk kitabı oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak, araştırmacılar tarafından geliştirilen Fen Kitaplarını Değerlendirme Formu kullanılmıştır. Verilerin analizinde içerik analiz tekniği kullanılmıştır.Bulgular: Kitapların; 31 tanesi kurgusal, 31 tanesi bilgi veren ve 25 tanesi de karma türde resimli çocuk fen kitabıdır. Kitapların en çok 24-32 sayfa aralığında olduğu belirlenmiştir. Etkinliklerin, en çok bilgi veren kitaplarda, fen materyallerinin en çok karma kitaplarda ve ek bilgilerin en çok bilgi veren kitaplarda bulunduğu tespit edilmiştir. Her üç kitap türünde de uzman bilgisi ve sözlük içerme sayısının sınırlı olduğu gözlenmiştir. Kitaplarda en sık geçen değer kelimesinin duyarlılık olduğu, yaşam bilimlerinin en sık ele alınan alan olduğu gözlenmiştir. Kapak konu uyumu, kitap planının tutarlı olması, resimlerin estetik ve sanatsal açıdan nitelikli olması ve resimlerin ilgi çekici olması bakımından kurgusal kitapların ve bilgi veren kitapların karma kitaplara göre daha yetkin olduğu görülmüştür. Her üç kitap türünde de en fazla hayvanlar ve çevre konuları yer almaktadır. Hayvanlar daha çok bilgi veren kitaplarda (16) ve karma kitaplarda (6) geçmesine rağmen, çevre ise daha çok kurgusal kitaplarda (11) geçmektedir. Çok az kitapta yazım hatasına rastlanmıştır. Ayrıca, incelenen kitaplarda bazı kavram yanılgıları, hatalı ve eksik bilgi, resimleme hatası ve antropomorfizm bulunmuştur. Bazı kitaplar çocukların yaş ve gelişimine uygun bulunmamıştır.Sonuç: Tüm kitap türlerinin fiziksel ve içerik özellikler bakımından üstünlükleri ve sınırlılıkları bulunmaktadır. İncelenen kitaplarda bazı kavram yanılgıları, hatalı ve eksik bilgi, resimleme hatası, antropomorfizm içeren kelimeler bulunmuştur. Bazı kitaplar ise, çocukların yaş ve gelişimine uygun bulunmamıştır. Özgünlük: Bu çalışmanın bulguları; eğitimcilere, yazarlara, öğretmenlere, ebeveynlere, kütüphane uzmanları ve yayınevlerine fen temalı resimli çocuk kitaplarının kullanımı ve üretilmesine yönelik önemli ipuçları sunmaktadır.
Amaç: Ortaokul öğrencilerinin sosyal sorumluluk düzeyleri ile kitap okuma alışkanlıkları arasındaki ilişkinin çeşitli değişkenlere ve öğrenci görüşlerine göre incelenmesidir. Yöntem: Araştırma sorularına yanıt vermek için karma yöntem araştırması açıklayıcı desenden yararlanılmıştır. Nicel araştırma kapsamında “Ortaokul Öğrencilerine Yönelik Sosyal Sorumluluk Ölçeği” ile “Ortaokul Kitap Okuma Alışkanlığı Ölçeği” ve nitel araştırma kapsamında araştırmacılar tarafından hazırlanan görüşme formu kullanılmıştır. Nicel verilerin analizinde tanımlayıcı istatistiksel analizler, t-testi, ANOVA ve kanonik korelasyon analizi; nitel verilerin analizinde ise betimsel analiz tekniği kullanılmıştır.Bulgular: Öğrencilerin sosyal sorumluluk düzeylerinin yüksek, “Çevreye Duyarlılık” boyutunun boyutlar arasında en yüksek, “Yardımlaşma” boyutunun ise en düşük düzeyde olduğu; kitap okuma alışkanlıkları düzeylerinin yüksek, “Kitapların Becerilere Yansıması” boyutunun yüksek, “Kitaplardan Hareketle Anlatıma Yönelme” boyutu ortalamasının en düşük olduğu görülmüştür. Öğrencilere göre sosyal sorumluluk düzeylerinin yüksek olmasının sebepleri sosyal çevre ve aile, sosyal sorumluluk düzeylerinin düşük olmasının en önemli sebepleri ise telefon ve sosyal çevredir. Öğrencilerin kitap okuma alışkanlığının düşük olmasının sebepleri teknolojik araçlara zaman ayırmak ve kitapların konularının ilgi çekici olmaması olarak sıralanmıştır. Kitap okuma alışkanlığı yüksek olan öğrenciler de sosyal çevre etkisi ve her şeyi bilme merakı ile okuduklarını belirtmişlerdir.Sonuç: Sonuç olarak öğrencilerin, sosyal sorumluluk düzeyleri ile kitap okuma alışkanlığı arasında pozitif yönlü bir ilişki olduğu görülmüştür. Öğrencilerin sosyal sorumluluk düzeyinin cinsiyet ve sınıf düzeyi, öğrencilerin kitap okuma alışkanlığı düzeyinin ise cinsiyet, sınıf düzeyi, sınıf kitaplığı ve ev kitaplığı değişkenlerine göre anlamlı farklılık gösterdiği belirlenmiştir. Öğrencilerin sosyal sorumluluk düzeyleri ve kitap okuma alışkanlıklarının düşük ya da yüksek olma sebepleri ortaya konulmuştur.Özgünlük: Yapılan bu araştırma, öğrencilerin kitap okuma alışkanlıkları ile sosyal sorumluluk davranışları arasındaki ilişkiyi çeşitli değişkenlere göre ortaya koyması bakımından alanyazına katkı sunmaktadır. Bunun yanında, daha önce sınırlı sayıda araştırmada kullanılan “kanonik korelasyon analizi” tekniği ilk kez kitap okuma alışkanlığı ve sosyal sorumluluk düzeyi ilişkisinin belirlenmesinde kullanılmıştır.
Amaç: Bu çalışma, Osmanlı döneminde Filistin’de kurulan kütüphanelerin mevcut durumunu, sunduğu hizmetleri, vakıf geleneğiyle ilişkisini ve kültürel mirası korumadaki rolünü bütüncül bir çerçevede incelemeyi amaçlamaktadır.Yöntem: Nitel bir araştırma olarak tasarlanan çalışmada, arşiv kayıtları ve vakfiyeleri kapsayan tarihsel doküman analizi ile Kudüs ve Batı Şeria'daki uzmanlarla yapılan sözlü tarih anlatımları bir arada kullanılmıştır. Elde edilen veriler; kütüphanelerin kurumsal yapısı, koleksiyonların korunma durumu ve sosyal işlevleri olmak üzere üç ana temada analiz edilmiştir.Bulgular:Araştırma bulguları, Filistin kütüphaneleri hakkındaki akademik çalışmaların son derece sınırlı, dağınık ve sistematik olmaktan uzak olduğunu göstermektedir. Özellikle Kudüs'te bulunan vakıf kütüphanelerinin günümüzde işgal koşulları, fiziksel tahribat, koleksiyon kaybı ve belgelere erişimin engellenmesi gibi doğrudan tehditlerle karşı karşıya olduğu tespit edilmiştir. Mescid-i Aksa ve Halidiye gibi vakıf kütüphanelerindeki pek çok eserin kataloglanıp sınıflandırılmaması veya araştırmacılara kapalı olması, bilimsel üretimi ve tarihsel araştırmaları büyük ölçüde sınırlandırmaktadır. Bu eserlerin acilen korunma, sınıflandırma ve dijitalleştirme sürecinden geçmesi gerekmektedir.Sonuç: Bu çalışma, Osmanlı döneminde Filistin’de kurulan kütüphanelerin bölgenin kültürel, bilimsel ve toplumsal yaşamındaki sürekliliği nasıl şekillendirdiğini ortaya koymaktadır. Sonuç olarak, Kudüs merkezli vakıf kütüphanelerinin geçmişte yalnızca dini kurumlara hizmet etmediği; aksine geniş halk kesimlerine ve akademisyenlere bilgi sunan çok yönlü kültür kurumları olduğu vurgulanmaktadır. Bu kütüphanelerin günümüzde karşılaştığı fiziksel tehditler ve erişim kısıtlamaları görünür kılınarak, Filistin’in entelektüel mirasının yaşatılması adına sürdürülebilir koruma yaklaşımlarının geliştirilmesi, koleksiyonların düzenlenmesi ve eserlerin araştırmacıların erişimine açılması için acil adımlar atılması gerektiği somut biçimde ortaya konmuştur.Özgünlük: Literatürde Osmanlı kütüphaneleri genellikle makro düzeyde incelenirken, Filistin bağlamındaki boşluğu dolduran bu çalışma; işgalin yarattığı engelleri ve kataloglama eksikliklerini akademik düzeyde ilk kez sistematik olarak ortaya koyması bakımından oldukça özgün bir değere sahiptir.
Amaç: Çalışmanın amacı, toplumsal kalkınmada somut olmayan kültürel mirasın (SOKÜM) yönetimi konusunda Türkiye’deki yasal düzenlemelerin ve karar verici yetkililerin farkındalıklarını değerlendirmektir. Yöntem: Araştırmada nitel veri toplama yöntemi olan doküman analizi ve yarı yapılandırılmış görüşme ile nicel veri toplama yöntemi olan anket tekniği kullanılmaktadır. Bu kapsamda Türkiye Cumhuriyeti (T.C.) Cumhurbaşkanlığı Mevzuat Bilgi Sisteminden anahtar kelimelerle politika belgelerine erişim sağlanmıştır. Analiz aşamasında politika belgeleri MAXQDA 24 yazılımına yüklenmiştir. Politika belgelerinden kodlar oluşturulmuş, sıklık bilgileri belirlenmiştir. Katılımcılardan elde edilen veriler de üç aşamada analiz edilmiştir. Yarı yapılandırılmış görüşme sorularından alınan yanıtlar MAXQDA 24 ile anket soruları ise SPSS 22 ile analiz edilmiştir. Her iki yazılımdan elde edilen verilerin sıklık ve yüzde bilgileri tablolarla gösterilmiştir. Bulgular: Çalışmanın bulgularına göre Türkiye’de toplumsal kalkınmada SOKÜM’ün yönetiminde koruma, erişim ve sürdürülebilirlik bağlamında sosyal, ekonomik, kültürel ve teknolojik unsurların tümünü içeren üretici kültür politikası bulunmamaktadır. Ancak dijital kültür ekonomisi konusunda çalışmaların planlandığı bulgular arasındadır. Katılımcıların toplumsal kalkınmada SOKÜM’ün yönetimi konusunda bilgi ve farkındalık düzeylerinin yüksek olduğu da araştırma sonucunda elde edilmiştir. Sonuç: Araştırma sonucunda Türkiye’de toplumsal kalkınmada SOKÜM’ün yönetiminin dağınık yapıda olduğu belirlenmiştir. Sosyal, ekonomik, kültürel ve teknolojik gelişme unsurlarını içeren, koruma, erişim ve sürdürülebilirlik ilkeleri doğrultusunda yol gösterici niteliği olabilecek bir yasal düzenleme ya da politika belgesi bulunmamaktadır. SOKÜM yetkililerinin bilgi ve farkındalık düzeyleri bulunmaktadır. İş birliği çalışmalarıyla etkili yönetim faaliyetleri gerçekleşebilir. Özgünlük: Literatürde toplumsal kalkınmada SOKÜM’ün yönetimi konusunda sınırlı sayıda çalışma bulunmaktadır. Bu bağlamda çalışma konusu oldukça önemlidir. Bu araştırmayla Türkiye’de toplumsal kalkınmada SOKÜM’ün yönetiminde kültürel bellek kurumları öncülüğünde eğitim, kültür, sanat, teknoloji ve ekonomi unsurlarının tümünü kapsayan yasal düzenlemenin yer almadığı belirlenmiştir.
Bu çalışma, “Bilgi, Bilim ve Bilgi Merkezleri Odağında Etik” başlıklı kitabın bir incelemesini sunmayı amaçlamaktadır. Toplam sekiz bölümden oluşan kitapta; etiğin bilgi, bilim, bilgi merkezleri ve teknoloji ile olan ilişkisi kuramsal ve kavramsal bir temel çerçevesinde ele alınmaktadır. Eserde etik kavramının netleştirilmesi amacıyla öncelikle ahlâki değerler ve felsefi sorgulama arasındaki farklar analiz edilmiş; ardından Bilgi ve Belge Yönetimi (BBY) alanı kapsamındaki kavramların ve kurumsal yapıların etik ile olan bağlantıları tematik başlıklar altında incelenmiştir. Bu çerçevede müzecilik etiği konusunun da kapsama dâhil edilmesi, bilgi-belge ve bilgi merkezi unsurlarının etik düzlemdeki bütünlüğünü sağlayan kapsayıcı bir yaklaşım ortaya koymaktadır. Çalışma, ayrıca etik ilkelerin bilgi ve belge kurumları ile bu alanda çalışan uzmanlar üzerindeki etkilerini, dijital çağın getirdiği yeni sorumluluklar bağlamında değerlendirmektedir. Bu yönleriyle kitap, BBY disiplininin etik ile olan kesişim noktalarını hem güncel yansımaları hem de geleceğe yönelik öngörüleri üzerinden bütüncül bir perspektifle yansıtmaktadır. Bilgi ve Belge Yönetimi disiplini içinde etik konusuna dair bütüncül bir yaklaşımla hazırlanması bakımından da ulusal literatürde bir ilk niteliği taşıyan bu çalışma, sunduğu kapsamlı içerikle hem meslek profesyonelleri hem de öğrenciler için konunun kavranmasını ve anlamlandırılmasını kolaylaştıran rehber niteliğinde bir işlev üstlenmektedir.
Bu çalışmada, Riga Teknik Üniversitesi bünyesinde yükseköğretimde sürdürülebilirlik ve yapay zekâ araştırmaları temasıyla düzenlenen Uluslararası Personel Haftası’na katılım sürecinde edinilen deneyimlerden hareketle uluslararası etkileşimin önemi vurgulanmakta ve etkinlik kapsamında kazanılan deneyimler paylaşılmaktadır.
Bu çalışma, Osman Fikret Topallı’nın 1938 tarihinde gerçekleştirdiği bir konferansa ve bu konferansa ilişkin çalışma notlarının Ruşen Topallı tarafından yayına hazırlanmasıyla oluşturulmuştur. Çalışmada, ilk olarak matbaanın icadı ve Osmanlı’daki gelişimi hakkında genel bir bilgilendirme yapılmış sonrasında ise Giresun’daki matbaacılık ve matbuat tarihi ayrıntılı biçimde incelenmiştir. Topallı’nın çalışma notlarının kitap formuna dönüştürülmesiyle oluşan ikinci bölümde ise Giresun’un matbuat tarihinde yer edinmiş basın-yayın organları ve şahsiyetler ayrıntılı olarak tanıtılmıştır. Çalışma, bir yerel tarih çalışması niteliğindedir ve amacı doğrultusunda Giresun’daki matbaacılık ve matbuat çalışmasının yirminci yüzyılın başındaki görünümünü başarılı şekilde özetlemiştir.
Amaç: Büyük dil modellerinin davranışlarını anlama ve kontrol etme çabaları, yapay zekâ güvenliği açısından kritik öneme sahiptir. Bu çalışma, Chen ve arkadaşlarının (2025) geliştirdiği yöntemi Türkçeye uyarlamaktadır. Amaç, Türkçe dilinde eğitilmiş üretken bir dil modelinin aktivasyon uzayında belirli kişilik özelliklerini temsil eden persona vektörlerini çıkarmaktır. Araştırmanın hedefi, bu vektörlerin diller arası transfer edilebilirliğini ve Türkçe dil modellerinde güvenlik uygulamalarındaki potansiyelini ortaya koymaktır.Yöntem: Yedi persona (kötülük, aşırı uyumluluk, halüsinasyon, iyimserlik, kabalık, ilgisizlik, mizah) için her biri bir olumlu ve bir olumsuz komut içeren 63 karşıtsal komut çifti oluşturulmuştur. Cevap ortalaması (response averaging) stratejisi kullanılarak modelin 32. katmanından vektörler çıkarılmış; etkinlikleri Vektör Etkinlik Skoru (VES) ve davranışsal geçerlilikleri ise yönlendirme testleri ile değerlendirilmiştir.Bulgular: Çıkarılan persona vektörleri, hedeflenen kişilikleri başarıyla kodlamıştır (ortalama VES: 0,183±0,069). Geometrik VES ile gözlemlenen davranışsal performans arasında orta-güçlü pozitif bir korelasyon (r = 0,576) elde edilmiştir. Mizah personası, hem geometrik (VES=0,277) hem de davranışsal (etki=0,300) metriklerde en yüksek performansı sergilemiştir.Sonuç: Bulgular, persona vektörlerinin diller arası transfer edilebilirliğini doğrulamakta ve Türkçe dil modellerinde davranışsal izleme, kontrol ve veri seti denetimi için sağlam bir temel sunduğunu göstermektedir. VES ile davranışsal performans arasındaki korelasyon (r=0,576), yönteminin geçerliliğini desteklerken, daha kapsamlı doğrulama ihtiyacını da ortaya koymaktadır.Özgünlük: Bu araştırma, söz konusu yöntemi Türkçeye uygulayan ve persona vektörlerini Türkçe dil modellerinden çıkaran ilk çalışmadır. Dolayısıyla, diller arası transfer edilebilirlik literatürüne somut katkı sunmakta Türkçe doğal dil işleme alanındaki güvenlik araştırmalarına öncülük etmektedir.
Bu çalışma, Dr. Öğr. Üyesi Banu Funda Yıldırım ve Doç. Dr. Halise Şerefoğlu Henkoğlu’nun editörlüğünde hazırlanan Dijital Dönüşüm: Bilgi Yönetimi Yaklaşımları başlıklı kitabın incelemesini içermektedir. Eserde, yükseköğretimden sağlığa, ekonomiden kamuya farklı disiplinlerde dijital dönüşüm süreçlerinin, yeni teknolojiler, fırsatlar, zorluklar ve stratejik öneriler doğrultusunda ulusal ve uluslararası gelişmeler bağlamında ele alındığı 7 bölümden oluşmaktadır. Eser, dijital dönüşüm kavramının ortaya çıkışı, temel prensipleri, nasıl bir araya geldiği ve dijital dönüşüm sürecinin nasıl başarılı bir şekilde yönetileceği ve bilgi yönetimine etkilerine odaklanmaktadır.
This study draws on experiences gained during participation in the International Staff Week organised at Riga Technical University (Latvia), which focused on sustainability and artificial intelligence research in higher education. The aim is to highlight the importance of international interaction and to share the experiences gained throughout the event.
Purpose: This study aims to evaluate the library function in historical buildings, specifically at the & Uuml;sk & uuml;dar Selimiye Children's Library, in the context of children's library design criteria based on existing literature. The study is essential in contributing to the literature on children's library design criteria and the & Uuml;sk & uuml;dar Selimiye Children's Library. Method: A literature review was conducted on the library function in historical buildings and the design criteria of children's libraries, grouping the design criteria under five main headings. These five criteria and their sub-indicators were analyzed using a descriptive analysis method at the & Uuml;sk & uuml;dar Selimiye Children's Library. Tables were created using the data obtained from the analysis and quantified by assigning scores. Findings: Five criteria, namely Environmental Features, Interior Space, Facilities, Safety and Well-being, which emerged in line with the building design criteria in the book titled "A Guide to Children's Library Services" (Y & imath;lmaz, 2019) published by the International Federation of Library Associations and Organizations (IFLA), were evaluated through & Uuml;sk & uuml;dar Selimiye Children's Library, which was determined as a sample. The findings show that although there are design criteria for libraries and the library is intended to be designed with these criteria in mind, the historical nature of the building may not make some interventions and actions possible. On the other hand, if the previous function of historical buildings is similar to the new function, these criteria may be met. The sample building considered in this study, which initially served as a school, was later used as a police station and a library. The fact that it now functions as a library, with the last two functions being the same, has been effective in ensuring that it mostly meets the criteria for a children's library. Implications: Due to some limitations in historic buildings, the criteria are applied under the dominance of the historic building, and while many basic indicators are met, many others may be missing for this reason. The study reveals the extent to which the criteria for a children's library can be applied in a historic building. Originality: In the literature, there are many studies on children's libraries in historical buildings, children's libraries, & Uuml;sk & uuml;dar Selimiye Children's Library, but this study is unique in terms of evaluating & Uuml;sk & uuml;dar Selimiye Children's Library according to the design criteria developed in accordance with IFLA objectives and the 'Children's Library Services Guide' book.
Purpose: This study aims to show how reproducibility and replicability concepts can be applied in quantitative research. The MRIR (Methods-Results-Inferential Reproducibility) and EDCR (Exact-Direct-Conceptual Reproducibility) models were used as conceptual frameworks and applied through a specific Multi-Criteria Decision Making (MCDM) case. This approach fills a gap in practical examples in Turkish academic literature and demonstrates how existing studies that do not fully adhere to open science standards can be made transparent in line with FAIR principles. Method: In this regard, the MCDM analysis in a doctoral thesis (Yayla, 2017), which was not previously published in full compliance with open science standards, was considered as a "methodological case". A two-phase analytical approach was employed: In the first phase, the original TODIM analysis was recreated in R using the algorithms from the dissertation, and the MRIR model's methods and results were evaluated. In the second phase, in line with the EDCR model, a separate analysis was conducted on the same data using a different method (MARE) and a specific weight assignment method (IDOCRIW). The entire process was supported by interactive web interfaces developed to improve transparency and was complemented by open-source code shared via OSF. Findings: The reproducibility analysis confirmed methodological consistency by verifying that the alternative ranking from the original study (A2>A3>A1) remained unchanged. The replicability analysis showed that, despite preserving the ranking, substantial epistemic uncertainty underlies the deterministic scores produced by the TODIM method. The MARE method displayed uncertainty intervals (0.20-0.90) that covered nearly the entire decision space for alternatives A1 and A3. Additionally, it was observed that the objective weights calculated using IDOCRIW differed significantly from the subjective weights in the original study, indicating a paradigm shift in criterion priorities. Implications: This study introduces an integrated approach to translating the principles of reproducibility and replicability into practice, grounded in theoretical models, making a solid contribution to the Turkish literature in this area. The findings show that different methods can uncover various dimensions of reality-such as deterministic results and epistemic uncertainties-when examining the same phenomenon. This suggests that replication efforts should assess not just result consistency but also methodological complementarity. The "retrospective transparency" approach offers a practical model for turning existing academic work into resources that align with open science standards. Originality: This study is one of the first practical examples to examine the concepts of reproducibility and replicability by integrating them with contemporary theoretical frameworks such as MRIR and EDCR, using a specific MCDM problem in the Turkish context. It is especially valuable for documenting the process of retrospectively revealing transparency in a study whose data were not originally shared, in line with open science principles, and for quantitatively demonstrating the epistemic uncertainty revealed by different methods.
Purpose: This study aims to adapt the "Perception of Wisdom Exploratory Rating Scale (POWER)"developed by Karami (2020) into Turkish and to examine its validity and reliability in a Turkish sample. Method: The study was conducted with 345 participants, comprising teachers and teacher candidates: the adaptation process involved translation, expert review, a pilot study, and psychometric testing. Exploratory and confirmatory factor analyses were applied. Findings: As a result of the Exploratory Factor Analysis, the original seven-factor structure of the scale was largely preserved. The total variance was calculated as 66.91%. Confirmatory Factor Analysis results (chi(2)/sd = 1.833, CFI = .942, RMSEA = .049) indicated a good model fit. The Cronbach's Alpha of the scale was found to be .948. Implications: The results demonstrate that the Turkish version of the POWER scale is a valid and reliable tool for evaluating the multidimensional nature of wisdom in the Turkish language and culture. Originality: This study makes a unique contribution by being the first to adapt the interdisciplinary POWER scale into Turkish and to assess its suitability in a new cultural context.
Purpose: This study aims to reveal the education and training of librarians in the Ottoman Empire throughout the 19th and 20th centuries, and their institutional roles, by examining actual individuals. Method: Therefore, the biographies described under the Atesizade Mehmed Bedreddin Selcuki Fund in the SALT Research Database were examined, revealing twenty-six individuals engaged in librarianship-related professions. The study employed document analysis to transcribe the indicated biographies and tried to access the librarians' records kept in the State Archives. Findings: The biographies were compared with civil service records, and both sources were utilized to provide an extensive overview of the librarians'professional careers and education. From 1867 until 1919, these biographers served as library inspectors or librarians in various libraries. Implications: A profile of the "librarian" is presented through the biographies of individuals employed in libraries in the Ottoman Empire after the 19th century. Through these individuals, the transitional process of the institution of libraries in the Ottoman Empire, the intertwining of the traditional, religiously based educational structure with the modern state bureaucracy, and the diversity of libraries in terms of both competency and human resources were illustrated. Originality: In the few publications on Ottoman librarians, a profile of librarians has been presented either by examining the instructions or by focusing on a small number of known individuals. The unavailability of records on actual librarians and the absence of professional information in civil service records at the State Archives have hindered, to date, the identification of librarian profiles based on real individuals. The identification of individuals who worked as librarians and the identification of the Ottoman librarian through real individuals make this study unique and original.
Objective: The efforts to understand and control the behavior of large language models are of critical importance for AI safety. This study adapts the methodology developed by Chen et al. (2025) to the Turkish language. The aim is to extract persona vectors, which represent specific personality traits in the activation space of a generative language model trained in Turkish. The research seeks to demonstrate the cross-lingual transferability of these vectors and highlight their potential for security applications in Turkish language models. Method: For seven personas (evil, sycophancy, hallucination, optimism, impoliteness, apathy, humor), 63 pairs of contrastive prompts were created, each containing one positive and one negative command. Using the response averaging strategy, vectors were extracted from layer 32 of the model. Their effectiveness was evaluated using the Vector Effectiveness Score (VES), and their behavioral validity was assessed through steering tests. Findings: The extracted persona vectors successfully encode the targeted personality traits (mean VES= 0.183 +/- 0.069). A moderate-to-strong positive correlation (r = 0.576) was found between the geometric VES and the observed behavioral performance. The humor persona showed the highest performance in both geometric (VES=0.277) and behavioral (effect=0.300) metrics. Implications: The findings confirm the cross-lingual transferability of persona vectors and provide a solid foundation for behavioral monitoring, control, and dataset screening in Turkish language models. The correlation between VES and behavioral performance (r=0.576) supports the validity of the methodology, while also indicating the need for more comprehensive validation Originality: This research is the first study to apply this methodology to the Turkish language and extract persona vectors from Turkish language models. Therefore, it makes a concrete contribution to the cross-lingual transferability literature and pioneers safety research in the field of Turkish natural language processing
Amaç: Bu çalışmanın amacı yeni bir belge türü olarak ortaya çıkan akıllı sözleşmelerin Türk mevzuatındaki hükümler çerçevesinde delil değerinin korunması için arşivsel güvenilirlik yaklaşımlarından yararlanılıp yararlanılamayacağını incelemektir.Yöntem: Çalışmada nitel araştırma yöntemlerinden doküman analizi tercih edilmiştir. Türk mevzuatının akıllı sözleşmelerde aradığı delil değeri özellikleri belirlenmiş ve bunların arşivsel güvenilirlik yaklaşımlarıyla nasıl korunabileceği tartışılmıştır.Bulgular: Çalışmada arşivsel güvenilirlik yaklaşımlarının akıllı sözleşmelerin delil değerinin korunmasında oldukça başarılı sonuçlar vereceği anlaşılmıştır. Akıllı sözleşmeler ve onların doğal dillerdeki karşılığı arasındaki ilişki arşivsel bağ aracılığıyla kurulabilir. Akıllı sözleşmeler aracılığıyla yürütülecek süreçlerin belge yönetimi standartları ve kurumsal belge yönetimi politika ve prosedürleri ışığında gerçekleştirilmesinin gerekli olduğu görülmektedir. Çünkü kullanılan sistemlerin standartlara uyumluluğu ve sürece ilişkin prosedürlerin benimsenmesi delil değerinin başarıyla korunmasını artırmaktadır.Sonuç: Bu çalışmada Türk mevzuatının akıllı sözleşmelerde aradığı delil değeri özellikleri belirlenmiş ve bunların arşivsel güvenilirlik yaklaşımlarıyla nasıl korunabileceği tartışılmış; akıllı sözleşmelerin delil değerinin korunmasında bu yaklaşımlar benimsenirse başarılı sonuçların elde edilebileceği kanaatine ulaşılmıştır. Özgünlük: Arşivcilik ve belge yönetimi disiplininde blokzincirlere yönelik çeşitli araştırmalar bulunsa da akıllı sözleşmelerin müstakil bir belge türü olarak değerlendirilip delil değerinin tartışıldığı bir çalışmaya rastlanılmamıştır. Neticede bu makale, kendisini şekillendiren ana disiplinler olan arşivcilik ve belge yönetimindeki ilk örneklerden biri olarak kabul edilebilir.
Amaç: Bu çalışmanın amacı Karami (2020) tarafından geliştirilen “Perception of Wisdom Exploratory Rating Scale (POWER)” ölçeğini Türkçeye uyarlamak ve Türk örnekleminde geçerlilik ve güvenilirlik analizlerini yapmaktır.Yöntem: Araştırma, öğretmen ve öğretmen adaylarından oluşan 345 katılımcı ile gerçekleştirilmiştir. Uyarlama süreci çeviri, uzman görüşü, pilot uygulama ve psikometrik testleri içermektedir. Veriler üzerinde Açımlayıcı ve Doğrulayıcı Faktör Analizleri uygulanmıştır.Bulgular: Açımlayıcı Faktör Analizi sonucunda ölçeğin yedi faktörlü özgün yapısı büyük ölçüde korunmuş, toplam varyans %66,91 olarak hesaplanmıştır. Doğrulayıcı Faktör Analizi sonuçları (χ²/sd = 1.833, CFI = .942, RMSEA = .049) modelin iyi uyum gösterdiğini ortaya koymuştur. Ölçeğin Cronbach’s Alpha değeri .948 olarak bulunmuştur.Sonuç: Elde edilen bulgular, POWER ölçeğinin Türkçeye uyarlanmış halinin geçerli ve güvenilir bir ölçme aracı olduğunu ve bilgeliğin çok boyutlu yapısını Türk kültürü ve dili bağlamında değerlendirmeye olanak sunduğunu göstermektedir.Özgünlük: Araştırma, bilgeliği disiplinler arası bir yaklaşımla ele alan POWER ölçeğinin ilk kez Türkçeye uyarlanarak kültürel bağlama uygunluğunu değerlendirmesi bakımından özgün katkı sağlamaktadır.