Sexual activity is a common yet poorly understood aspect of athletes’ lives, frequently surrounded by cultural beliefs and traditional practices that lack consistent scientific support. Despite widespread assumptions that sexual activity impairs athletic performance or recovery, empirical evidence remains fragmented and often contradictory. This narrative review synthesizes current literature examining the physiological, psychological, and contextual effects of sexual activity on athletic performance and post-exercise recovery. Mechanistic pathways involving hormonal fluctuations, autonomic nervous system regulation, cardiovascular and neuromuscular responses, sleep quality, and psychological well-being are examined to clarify biologically plausible effects. Evidence indicates that sexual activity typically elicits mild physiological responses comparable to light physical exertion and does not meaningfully deplete energy stores or impair strength, endurance, power, or coordination when occurring several hours or more before competition. Acute hormonal changes, including transient variations in testosterone, cortisol, prolactin, and oxytocin, appear short-lived and unlikely to exert direct negative effects on performance. Psychological outcomes, such as reduced anxiety, improved mood, emotional bonding, and stress regulation, may support readiness and recovery in some athletes, while negative effects are more often linked to sleep disruption, interpersonal stress, or maladaptive timing rather than sexual activity itself. The review highlights that individual variability, belief systems, relationship context, sport-specific demands, and sleep timing play a larger role than physiology alone in shaping outcomes. A critical limitation of the current evidence base is the predominant focus on male athletes, which constrains sex-specific conclusions and clinical guidance. Current evidence does not support universal sexual abstinence before competition, though personalized strategies may be appropriate based on individual responses and preferences. Overall, sexual activity appears largely neutral with respect to athletic performance and may offer recovery-related benefits when appropriately timed and contextualized. Future research should prioritize controlled designs, sex-balanced samples, sport-specific analyses, and objective recovery markers to inform individualized, evidence-based recommendations for athletes and practitioners.
Bu araştırmanın amacı beden eğitimi öğretmenlerinin yapay zeka kaygısı ve öz-yeterlik düzeylerinin incelenmesidir. Betimsel tarama modeline uygun olarak düzenlenecek bu çalışmanın örneklemini; 2025-2026 eğitim öğretim yılında, Diyarbakır ilindeki Milli Eğitim Bakanlığına bağlı eğitim kurumlarında görev yapan 51’i kadın, 199’u erkek olmak üzere toplam 250 beden eğitimi öğretmenleri oluşturmaktadır. Çalışmaya ilişkin veriler; Wang ve Wang (2019) tarafından geliştirilen ve Akkaya vd. (2021) tarafından uyarlanan 16 soruluk Yapay Zeka Kaygısı Ölçeği ve Tschannen-Moran ve Woolfolk Hoy (2001) tarafından geliştirilen ve Çapa, Çakıroğlu ve Sarıkaya (2005) tarafından Türkçeye uyarlaması yapılan 24 soruluk Öğretmen Öz-Yeterlik Ölçeği ile araştırmacı tarafından hazırlanan demografik bilgi formu ile elde edilmiştir. Elde edilen veriler normal dağılım göstermesinden kaynaklı parametrik testler uygulanmıştır. Yapılan incelemeler sonucunda beden eğitimi öğretmenlerinin yaş değişkeni açısından Yapay Zeka Kaygısı Ölçeği Genel ve İş Değiştirme alt boyutu 22-40 yaş aralığındaki öğretmenlerinin ortalama puanları, 49 ve üstü yaş beden eğitimi öğretmenlerinden daha yüksektir. Yine yaş değişkenine göre Öğretmen Öz-Yeterlik Ölçeğinin Öğrenci Katılımı Sağlama alt boyutunda 22-40 yaşındaki beden eğitimi öğretmenlerinin ortalama puanları 49 ve üstü yaşındaki beden eğitimi öğretmenlerinden daha yüksektir. Öğretmenlik yılı değişkenine göre 1-12 yıldır görev yapan öğretmenlerin yapay zeka kaygısı düzeylerinin 13-22 yıldır görev yapan ve 23 ve üstü yıldır görev yapan beden eğitimi öğretmenlerinden daha yüksek olduğu gözlemlenmiştir. Sonuç olarak beden eğitimi öğretmenlerinde yapılan incelemelere göre, genç ve daha az deneyimli öğretmenlerin yapay zeka kaygı düzeylerinin daha yüksek olduğu ancak öğretmen öz-yeterlik düzeylerinde bir farklılaşmanın bulunmadığı belirlenmiştir.
Öz: Şiddet, geçmişten günümüze toplumda bir sorun olarak var olmaktadır. Bu araştırma, buz hokeyinde ortaya çıkan şiddet eğilimlerinin sebeplerini ve bu eğilimlere etki eden cinsiyet, yaş, eğitim düzeyi, spor yapılan il, spor deneyim süresi, milli sporcu olma durumu ve oynadığı mevki gibi değişkenlerin etkilerini incelemektedir. Araştırmanın amacı, Türkiye'deki elit buz hokeyi sporcularının şiddet eğilimi düzeylerini belirlemek ve bu eğilimleri nasıl algıladıklarını ortaya koymaktır. Araştırmaya Türkiye’de 2023-2024 buz hokeyi süper liginde oynayan 112 kadın ve 138 erkek olmak üzere toplam 250 buz hokeyi sporcusu katılmıştır. Araştırmada Türkiye’deki elit buz hokeyi sporcularının şiddet eğiliminin incelenmesi ve değerlendirilmesine yönelik olarak, araştırmanın çalışma grubunda yer alan katılımcılara fiziksel şiddet, sözel şiddet ve duygusal şiddet sorularıyla 3 alt boyut ve 17 maddeden oluşan “Takım Sporlarında Şiddet Eğilimi Ölçeği” uygulanmıştır. Araştırmanın bulguları, Türkiye'deki elit buz hokeyi sporcularının şiddet eğilimleriyle ilgili çeşitli demografik değişkenlerin etkilerini ortaya koymuştur. Erkek sporcuların şiddet eğilim oranları kadınlara göre daha yüksek çıkmasına rağmen, istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmamıştır. Yaş grupları arasında şiddet eğiliminde anlamlı bir fark bulunmamıştır. Üniversite mezunlarının lise mezunlarına göre daha yüksek şiddet eğilimine sahip oldukları bulunmuştur. Milli sporcu olanların fiziksel şiddet eğilimlerinin, olmayanlara göre daha düşük olduğu tespit edilmiştir. Buz hokeyine başlama yaşı değişkenine göre 6-10 ve 11-15 yıl spor yapanların şiddet eğilimlerinin 16-20 yıl spor yapanlara göre daha yüksek olduğu bulunmuştur. Oynadığı mevki değişkenine göre şiddet eğiliminde anlamlı bir fark bulunmamıştır. Erzurum'da spora başlayan sporcuların Ankara'da başlayanlara göre daha yüksek şiddet eğiliminde oldukları tespit edilmiştir. Çalışma, Türkiye'deki elit buz hokeyi sporcularının şiddet eğilimlerini etkileyen faktörleri ve bu eğilimlerin sporcular tarafından nasıl algılandığını ortaya koymaktadır. Çalışmanın sonuçları, buz hokeyinde şiddet eğilimlerinin önlenmesi ve yönetilmesi için önemli bilgiler sağlamaktadır.
The purpose of this study is to investigate the impact of mental toughness levels on the psychological resilience and mental well-being levels of hearing impaired and non-hearing impaired athletes and the extent of the difference between hearing impaired and non-hearing impaired athletes. The study group of the research consisted of 121 hearing impaired and 127 non-hearing-impaired athletes who continue their active sports life in Turkey. Convenience sampling method for non-hearing-impaired athletes and snowball sampling method for hearing impaired athletes were used for data collection. Data was collected online with Google Forms. In the study, structural equation modelling was conducted with Smart PLS program. In Model A, the direct effect of mental toughness on mental well-being and resilience was determined. Model B showed that mental toughness directly affected mental well-being and resilience. Mental toughness has a direct effect on psychological resilience and mental well-being of hearing-impaired athletes and non-hearing-impaired athletes. In addition, the mental toughness, psychological resilience and mental well-being levels of hearing-impaired athletes are higher than those of non-hearing-impaired athletes.
Background: This study examines child abuse in sports environments through Ecological Systems Theory, revealing the multifaceted nature of abuse and the impact of environmental factors at various levels. Methods: With a study design using the phenomenology approach, a qualitative research method, data were collected through semi-structured, in-depth interviews with 11 Turkish participants, including 5 athletes, 4 coaches, and 2 academics with coaching experience in Sports Sciences. Thematic analysis was used to evaluate the data, categorizing findings into four levels: microsystem, mesosystem, exosystem, and macrosystem. Results: Findings show that at the microsystem level, children are exposed to physical, emotional, and sexual abuse, as well as neglect, largely through interactions with coaches and teammates. Physical abuse includes non-contact forms, like dehydration and forced training, and contact abuse, such as violence from coaches and peers. Emotional abuse manifests through psychological pressures and verbal attacks, creating a toxic environment. At the mesosystem level, excessive parental trust in coaches reduces oversight, leaving children vulnerable. In the exosystem, inadequate supervision of coaches and a lack of response to abuse cases by sports clubs worsen the issue. At the macrosystem level, cultural norms and societal attitudes normalize abuse, especially affecting female athletes. Conclusions: The study highlights the need for comprehensive interventions, including family awareness, stricter coach oversight, and robust policies within sports organizations to protect children. By emphasizing the interaction of individual, familial, and societal factors, this research underscores the importance of collective efforts to ensure safer sports environments.
The aim of this study is to examine the physical literacy of high school students. Since the high school age group is between 14-18, it is designed for adolescents. Physical literacy emerges as a concept that does not date back very much. When the literature is examined, it is seen that the number of studies related to this concept is low in Turkish context. A total of 260 high school students residing in the province of Ankara participated voluntarily for this purpose. Regarding the gender distribution of the participants, 163 were female and 97 were male. Demographic information and Perceived Physical Literacy Scale for Adolescents were conducted via Google form. The scale developed by Sum et al. (2018) was adapted into Turkish by Yılmaz and Kabak (2021) has also been used for data collection. Data were collected from the accessible group by simple random sampling method. Descriptive statistics were used in the analysis of the findings. Since the groups showed normal distribution, one-way ANOVA and independent groups t-test were used in the analyses. As a result, no difference was found in the gender variable. At the grade level, significant differences were found between 9th and 11thgrades, and between 9th and 11thgradesagainst 9th.According to the status of doing sports, a significant difference was found in favor of those who do sports. According to the statistics made among those who do sports regularly every week, it was found that as the number of days of exercise increased, physical literacy also increased. The findings are discussed in the light of the relevant literature.
Bu çalışma ile, halk oyuncuların dans öz yeterlilik ve öz güvenleri arasındaki ilişkiyi incelenmek amaçlanmıştır. Halk dansları insanın yaşamında uzun zamandır var olan bir kavramdır. Bu kavram toplumdan topluma farklı figürler ile ifade ediliyor olsa bile temelde aynı amacı taşırlar. Bu araştırmada, mevcut durumun tespiti için nicel araştırma yöntemlerinden, İlişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Bu doğrultuda çalışmamıza Türkiye Halk Oyunları Federasyonu tarafından düzenlenen yarışmada finale katılan ekipler evrenimizi oluşturmuştur. Online ortamda dansçılara ulaştırılan formlar 100 erkek 60 kadın toplam 160 kişi tarafından doldurulmuştur. Araştırmada, veri toplama aracı olarak araştırmacılar tarafından hazırlanan google formları aracılığıyla katılımcıların kişisel bilgilerinin dağılımını belirlemek için 5 soruluk kişisel bilgi formu kullanılmıştır. Aynı zamanda Akın (2007) tarafından Türkçeye uyarlanan özgüven ölçeği ve Turan (2016) tarafından geliştirilen dans öz-yeterlik ölçeği kullanılmıştır. Verilerin normal dağılım gösterip göstermediğine Kolmogorov-Smirnov testi ile bakılmıştır. Elde edilen verilere frekans, yüzde tablolarına ek olarak ölçekler arasındaki ilişkiye Korelasyon analizi ile bakılmıştır. İki grup arasında ki karşılaştırmalar parametrik test olan bağımsız örneklem t tesi ile bakılmıştır. Sonuç olarak, dans özgeçmişi olan dansçıların öz güvenlerinde bir farklılık olmazken dans öz yeterliliklerinde özgeçmişi olan dansçıların daha yüksek skora sahip oldukları ortaya konmuştur. Bireylerin dans öz yeterlilikleri arttıkça aynı oranda öz güvenlerinin de arttığı da bir diğer sonucumuz olarak ortaya çıkmıştır.
Introduction:In this study, we examined the acute effects of a short video-based body scan mindfulness practice on the heart rate variability (HRV) and cognitive performance of professional female basketball players after the first half of a simulated basketball game.Methods:In this crossover randomized controlled trial, nine professional athletes completed a physical loading protocol on two separate days. The protocol consisted of a 10-min Yo-Yo Intermittent Recovery Test Level 1 in the first quarter, followed by a 10-min basketball game in the second quarter. Immediately afterward, they were asked to engage in a 10-min mindfulness practice or watch a 10-min nature-based documentary as a type of mental intervention. Their HRV, Rating of Perceived Exertion (RPE), National Aeronautics and Space Administration Task Load Index 2 (NASA TLX-2), and Go/No-Go test scores were recorded immediately before and after the physical loading and after the mental intervention.Results:The physical demand, effort, and frustration level subscales of the NASA TLX-2 and the RPE scores were found to be significantly higher after the physical loading, and they returned to the baseline level after both types of mental intervention. The Go/No-Go test scores did not differ depending on the measurement time. All time- and frequency-domain heart rate variability parameters, except the low-to-high frequency ratio, were found to be significantly high immediately after the physical loading protocol. However, these parameters returned to their initial levels after both types of mental intervention.Discussion:Completing the tests involved in the study protocol successfully induced physical fatigue, as evidenced by consistent measurement tools, but the one-time and short-term mindfulness practice had no additional benefits for the recovery of heart rate variability, cognitive tasks, or subjective assessment methods, such as RPE and NASA TLX-2, in basketball players with no previous experience of mindfulness practice.
This study was conducted to examine the effect of design thinking on the creative thinking of physical education and sports teacher candidates. The research group of the study, which was created by using the pretest-posttest single-group experimental design, consisted of 14 women and 15 men, who were studying at Ankara University, Faculty of Sport Sciences, Physical Education and Sports Teaching Program and taking the Community Service Practices lesson in the fall semester of the 2022-2023 academic year and it consisted of 29 students in total. As a data collection tool, the “How Much You Have Created Scale” developed by Whetton and Cameron (2002) and adapted into Turkish by Aksoy (2004) and the "Demographic Information Form" prepared by the researchers were used. In this study, the Stanford design thinking model was applied to physical education and sports teacher candidates for 9 weeks in the community service practices lesson. According to the results of the analysis, it was observed that there was a significant change in the pre-test and post-test scores of the physical education and sports teacher candidates from the creative thinking scale after the application. The findings reveal that the design thinking approach is effective in developing the creative thinking of physical education and sports teacher candidates.
Bu araştırmanın amacı, farklı branş spor seyircilerinin siber zorbalık davranışlarının incelenmesidir. Bu amaç doğrultusunda, çalışmada ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Ayrıca, durum tespiti yapılacağı için çalışma, betimsel niteliktedir. Araştırmanın evrenini, spor seyircileri oluştururken, örneklemini ise rastgele yöntemle seçilmiş ve farklı branşlarda spor seyircisi olan 1029 katılımcı oluşturmaktadır. Çalışmada veri toplama aracı olarak, kişisel bilgi formu ve Karaca (2019) tarafından geliştirilen ve “spor seyircilerinin sözel zorbalık, fiziksel zorbalık ve siber zorbalık davranışları ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizinde betimsel analiz, Independent Simple T-testi ve One Way ANOVA testleri kullanılmıştır.”Araştırma sonuçlarına göre, erkek seyircilerin zorbalık ve siber zorbalık düzeyleri kadınlara göre daha yüksek bulunmuştur. Branşlara bakıldığında, “futbol seyircilerinin zorbalık ve siber zorbalık düzeylerinin” diğer branşlardan yüksek olduğu görülmüştür. Yaş ilerledikçe, gelir seviyesi arttıkça ve eğitim düzeyi arttıkça zorbalık ve siber zorbalık düzeyinin azaldığı, Taraftar derneği üyesi seyircilerin zorbalık ve siber zorbalık düzeylerinin daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca müsabaka izleme şeklinin zorbalık ve siber zorbalık düzeyine etki etmediği sonucuna ulaşılmıştır.
The purpose of this research is to examine the cyberbullying behaviors of different sports spectators. For this purpose, relational screening model was used in the study. In addition, due to the fact that due diligence will be made, the study has a descriptive nature. While the universe of the research consists of sports spectators, the sample consists of 1029 participants who are randomly selected and who are sports spectators in different branches. The personal information form developed by the researcher and the verbal bullying, physical bullying and cyber bullying behavior scale of sports spectators developed by Karaca (2019) were used as data collection tools in the research. Descriptive analysis, Independent Simple T-test and One Way ANOVA tests were used in the analysis of the data. According to the results of the research, bullying and cyberbullying levels of male audience members were found to be higher than female audiences. Looking at the branches, it was seen that the bullying and cyberbullying levels of football spectators were higher than other branches. It has been determined that as the age increases, the level of bullying and cyberbullying decreases as the income level increases and the level of education increases, and the bullying and cyberbullying levels of the audience members of the Fan Association are higher. In addition, it was concluded that the way of watching the match did not affect the level of bullying and cyberbullying.
Bu makale yazarlar arasında meydana gelen ihtilaf ve çıkar çatışmasından dolayı geri çekilmiştir.
Dünya sağlık örgütünün (2018), verilerine göre; pek çok ergen günlük en az 60 dakika orta ve yüksek şiddetli fiziksel aktivite (MVPA), yapılmasını öngören tavsiyeleri yerine getirmekte zorlanmaktadır. Dolayısıyla; MVPA seviyesi çocukluktan ergenliğe, ergenlikten erken yetişkinliğe kadar %17 oranında ek bir düşüş göstermektedir. Teknolojik gelişmelerle birlikte; fiziksel aktivitenin azalması ve teknolojinin beden gücü ile yapılan pek çok işi devralması ile birlikte sağlıklı bir yaşam için spor ve düzenli egzersizler önem kazanmıştır. Bu kapsamda özellikle son yıllarda; teknoloji tabanlı fiziksel aktivite uygulamaları günden güne yaygınlaşmaktadır. Lupton (2017) yaklaşık 4 yıl önce; sağlık, diyet ve egzersiz konularına odaklanan büyük uygulama mağazalarında şu anda 160.000' den fazla sağlık uygulaması bulunduğunu ifade etmiştir. Bu tür uygulamalar geneli itibariyle web-tabanlı girişimler, spor aplikasyonları, giyilebilir saatleri aktivite takip eden cihazlar (activity tracker), giyilebilir diğer cihazlar, online uygulama toplulukları olarak sosyal medya platformları gibi çeşitlenmektedir. Ancak; bu tür teknoloji tabanlı fiziksel aktivite, sağlıklı yaşam, beslenme, iyileştirme(rehabilitasyon) uygulamaları ülkemizde henüz Avrupa ve gelişmiş ülkeler ile kıyaslandığında yeterince yaygınlaşmamıştır. Bunun bir sonucu olarak ülkemizde yapılan bu alandaki akademik çalışmalarda da ciddi eksiklikler bulunmaktadır. Bu tür uygulamaların; kişiler üzerindeki kısa, orta ve uzun vadeli etkileri, kullandıkları özellikleri gibi detaylar hakkında akademik literatürde eksiklikler bulunmaktadır. Bu çalışma Fiziksel Aktivitenin Arttırılmasına Yönelik Dijital Teknolojiler Hakkında 2010-2020 yılları arasında İngilizce yayınlaşmış literatürün taranması ve öne çıkan yayınların incelenmesini içermektedir. Bu kapsamda 14 çalışma ele alınmıştır. Araştırma neticesinde; alanın hala gelişmekte olduğu, araştırmacılar tarafından bulunan sonuçların çelişkili olduğu, yetişkin bireylere odaklanıldığı ve özel eğitimli bireylere yönelik teknoloji tabanlı uygulamalarda eksiklikler tespit edilmiştir.
Bu calismanin amaci, Bartin Universitesi Beden Egitimi ve Spor Yuksekokulu’nda (BESYO)ogrenim goren ogrencilerinin fiziksel aktivite duzeyleri ve saglikli yasam bicimi davranislarinin belirlenmesi ve iliskilendirilmesidir. Calismaya Bartin Universitesi’nde BESYO ogrenim goren toplam 159 ogrenci (nkiz:69, nerkek: 90) gonullu olarak katilmistir. Ogrencilerin fiziksel aktivite duzeylerini belirlemede “Uluslararasi Fiziksel Aktivite Degerlendirme Anketi (inaktif, minimum aktif ve HEPA aktif gruplari olarak MET yontemiyle belirlenmistir) kisa formu kullanilirken, saglikli yasam davranislarinin belirlenmesinde “Saglikli Yasam Bicimi Davranislari Olcegi” (kendini gerceklestirme (KG), saglik sorumlulugu (SS), egzersiz (E), beslenme (B), kisilerarasi destek (KD) ve stres yonetimim (SY)) kullanilarak belirlenmistir. BESYO ogrencileri toplam fiziksel aktivite duzeyi acisindan HEPA aktif grupta yer alirken, saglikli yasam bicimi toplam puan acisindan da yuksek sayilabilecek bir puana sahip olduklari bulunmustur. Yapilan Pearson Carpimlar Moment Korelasyon analizi sonucunda arastirmaya katilan ogrencilerin fiziksel aktivite duzeyi ile egzersiz (r=.223; p < 0.01), saglik sorumlulugu (r=.236; p < 0.01), stres yonetimi (r=.192; p < 0.05), kendini gerceklestirme (r=.173; p < 0.05) ve saglikli yasam bicimi davranisi (r=.279; p < 0.01 arasinda anlamli pozitif bir iliski belirlenmistir. Sonuc olarak, calismadaki bulgular Bartin Universitesi Beden Egitimi ve Spor Yuksekokulu ogrencilerin saglikli yasam davranislarinin fiziksel aktivite duzeyini belirlemede etkin oldugu soylenebilir.
Bu calismanin amaci, Bartin Universitesi’nde halk oyunu ile ugrasan ogrencilerinin fiziksel aktivite duzeyleri ve saglikli yasam bicimi davranislarinin belirlenmesi ve iliskilendirilmesidir. Calismaya Bartin Universitesi’nde halk oyunlariyla ugrasan toplam 50 ogrenci (nkiz:27, nerkek: 23) gonullu olarak katilmistir. Ogrencilerin fiziksel aktivite duzeylerini belirlemede “Uluslar arasi Fiziksel Aktivite Degerlendirme Anketi (inaktif, minimum aktif ve HEPA aktif gruplari olarak MET yontemiyle belirlenmistir) kisa formu kullanilirken, saglikli yasam davranislarinin belirlenmesinde “Saglikli Yasam Bicimi Davranislari Olcegi” (kendini gerceklestirme (KG), saglik sorumlulugu (SS), egzersiz (E), beslenme (B), kisilerarasi destek (KD) ve stres yonetimim (SY)) kullanilarak belirlenmistir. Halk oyucularinin toplam fiziksel aktivite duzeyi acisindan HEPA aktif grupta yer alirken, saglikli yasam bicimi toplam puan acisindan da yuksek sayilabilecek bir puana sahip olduklari bulunmustur. Yapilan Pearson Carpimlar Moment Korelasyon analizi sonucunda arastirmaya katilan ogrencilerin fiziksel aktivite duzeyi ile kisilerarasi destek (r=.344; p < 0.05), kendini gerceklestirme (r=.444; p < 0.01) ve saglikli yasam bicimi davranisi (r=.385; p