Öz: Acele deneyimi kavramı ilk olarak macera turizmi alanına (Buckley, 2012) yakın zamanda (Tez, 2023) ise ciddi serbest zaman literatürüne dahil edilmiştir. Araştırmada, ciddi serbest zaman katılımcılarının “acele deneyimlerini” değerlendirebilecek kısa bir psikometrik ölçüm aracının Türk kültürü için adaptasyon çalışmasını gerçekleştirmektir. Bu bağlamda, araştırma ciddi serbest zaman katılımına ilişkin katılımcılarının acele deneyimlerini değerlendirebilecek ulusal alanda ilk nicel ölçüm aracını sunmaktadır. Araştırmanın evren ve örneklemini Türkiye’de yer alan ciddi serbest zaman katılımcıları (macera-yüksek riskli sporcular ve ekstrem sporcular) oluşturmaktadır. Araştırmada ölçüt örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Veriler çevrimiçi oluşturulan “Google Form” aracılığıyla ve kartopu yöntemi ile katılımcılara ulaşılarak toplanmıştır. Ciddi serbest zaman katılımcılarından toplanan veriler ile katılımcılara ilişkin “tanımlayıcı istatistiksel analizler”, verilerin dağılımına ilişkin normal varsayımına ilişkin analizler”, yapının Türk kültürü için doğrulanmasına ilişkin AFA ve Birinci Düzey DFA”, yapıya ilişkin ek güvenirlik ve geçerlilik analizi olan “birleşim ve ayrışım geçerliliği (AVE-CR), ölçüm güvenirliğine ilişkin Cronbach Alpha, katılımcıların verdikleri cevaplara ilişkin taban ve tavan etkileri analizleri yapılmıştır. Yapı güvenirliği için AFA ve DFA gerçekleştirilmiştir ve bu kapsamda Türk kültürü için Acele Deneyimi Ölçeği’nin tek faktörlü ve 13 maddelik faktör yapısı ile geçerli ve güvenilir ölçmeler yapabilen bir ölçüm aracı olduğu belirlenmiştir.
Araştırmada, Türk kültürüne özgü spora ilişkin mükemmeliyetçilik örüntüleriyle ilişki olarak rekreasyonel amaçlı çeşitli sporlarla uğraşan çocuk sporcuların spora ilişkin mükemmeliyetçilik düzeylerinin demografik değişkenler açısından incelenmesi amaçlanmıştır. Kolayda örnekleme yöntemi gerçekleştirilen araştırmaya Türkiye’de çeşitli illerdeki spor kulüpleri altında yer alan rekreasyonel amaçlı çeşitli sporlarla (voleybol, futbol, yüzme, tenis, cimnastik ve basketbol) ilgilenen 394 çocuk sporcudan veriler toplanmıştır. Veri toplama aracı olarak “Sporda Mükemmel Performans Ölçeği (Çocuk Formu)” kullanılmıştır. Verilerin analizinde tanımlayıcı istatistikler, T-testi, Anova, Post-Hoc analizleri kullanılmıştır. T-testi analizi sonuçları, cinsiyet ve yaş değişkenleri ile cinsiyet, ebeveyn baskısı ve antrenör baskısı değişkenlerinin performans mükemmeliyetçiliği ile anlamlı bir ilişkisi olduğunu göstermiştir (p
IntroductionThis study investigated the dose-dependent effects of evening caffeine ingestion on rowing performance, sleep quality, and daytime sleepiness in trained male rowers.MethodsUsing a double-blind, randomized, crossover design, 13 university-level rowers (mean age = 22.07 ± 2.21 years; mean body mass = 77.66 ± 6.45 kg) completed four 2,000 m time–trial sessions between 19:00 and 20:00 h under placebo (PLA), low-dose capsule caffeine (3 mg/kg, LDC), moderate-dose capsule caffeine (6 mg/kg, MDC), and high-dose capsule caffeine (9 mg/kg, HDC) conditions. Performance metrics, heart rate, and subjective sleep assessments were collected. Rowing performance was assessed by a standard 2,000 m rowing ergometer (Concept II, United States) time trial. Sleep quality was measured with a numerical rating scale in the morning after each trial, and daytime sleepiness was measured with the Karolinska Sleepiness Scale.ResultsResults indicated significantly improved rowing times and power output with HDC and MDC compared to PLA (p < 0.05), with HDC yielding the most notable enhancements (d = 0.40–0.41). However, these ergogenic benefits were accompanied by significantly impaired sleep quality and elevated daytime sleepiness in both HDC and MDC groups (p < 0.01; d = 1.3–1.5). Notably, adverse effects such as headache, insomnia, and gastrointestinal discomfort were predominantly reported in the HDC condition (p < 0.05). Although LDC offered mild performance improvements with minimal sleep disruption, only the high dose condition exhibited large physiological and perceptual trade-offs.DiscussionThese findings indicate a clear dose–response relationship, wherein higher evening caffeine intake improves performance but has detrimental effects on sleep and recovery markers. Coaches and athletes should carefully balance caffeine dosing against potential recovery costs, especially in evening training or competition contexts.
In the extant literature, the concepts of motivation and addiction have been employed to elucidate how a considerable number of unpleasant experiences for extreme sports participants can eventually become rewarding. The objective of this study was to develop a scale to measure the behavioral addiction levels of extreme sports athletes. A plethora of addiction and motivation scales (MS) exists; however, none of them are measurement tools that can assess emotional responses and simultaneously address motivation and addiction. Moreover, they are not specific to extreme sports participants. The present study comprised 1,073 participants engaged in extreme sports and incorporated psychometric analyses encompassing a literature review, expert review, exploratory and confirmatory factor analysis. The MS factor structure was determined using the Principal Axis Factoring (PAF) method. The analysis yielded a three-factor structure comprising 16 items, accounting for 63.00% of the total variance. In order to validate the structure, first- and second-order factor analysis was performed. The fit indices obtained at both levels were consistent with the acceptable limits specified in the literature. In the final results, 16 items related to three factors, namely “hedonic deprivation,” “tolerance,” and “hedonic opposition,” were validated. Furthermore, the AVE, CR, and √AVE values were calculated. The analysis results indicated that each sub-dimension in the measurement model exhibited a distinct structure and fulfilled the established validity criteria. Cronbach’s Alpha and Split-Half coefficients were calculated to ascertain the reliability of the measurement. The floor and ceiling effects of the MS were also examined. Finally, ROC analysis was employed to evaluate the measurement tool. The findings of this research indicate that the MS, which has been developed and comprises 16 items and a three-factor structure, is a valid and reliable instrument capable of simultaneously addressing motivation and addiction in the context of extreme sports. The scale is of significance as it is the inaugural quantitative measurement tool with the capacity to assess addiction. In conclusion, the MS provides a novel, theory-based contribution to the literature by integrating motivation and behavioral addiction within a single, psychometrically validated framework specific to extreme sports.
Bu araştırma, çeviklik performansının yalnızca fiziksel değil, bilişsel bileşenlerle de ilişkili olduğu yönündeki artan bilimsel ilgiden doğmuştur. Çalışmanın amacı, sporcularda yön değiştirme hızı (YDH) ile çeviklik arasındaki farkı temsil eden karar verme süresi (KVS) ile bilişsel performans göstergeleri olan tepki süresi ve hata sayısı arasındaki ilişkiyi incelemektir. Araştırma, 18–24 yaş aralığında 29 erkek sporcu üzerinde yürütülmüştür. Katılımcıların YDH ve çeviklik performansları T-Testi ve Reaktif T-Testi ile, bilişsel performansları ise bilgisayar tabanlı Flanker testiyle ölçülmüştür. Veriler Jamovi 2.5 paket programında analiz edilmiş; değişkenler arasındaki ilişkiler Pearson ve Spearman korelasyonları ile, yordayıcı etkiler çoklu doğrusal regresyon analiziyle test edilmiştir. Bulgular, KVS ile bilişsel performans göstergeleri arasında anlamlı bir ilişki olmadığını, ancak tepki süresi ile hata sayısı arasında negatif yönlü bir korelasyon bulunduğunu göstermiştir. Bu sonuç, çeviklik performansının yalnızca işlem hızına indirgenemeyeceğini, algısal-bilişsel süreçlerin ve dikkat kontrolünün de belirleyici olduğunu ortaya koymuştur. Çalışma, çeviklik antrenmanlarının bilişsel yük içeren reaktif egzersizlerle zenginleştirilmesi gerektiğini vurgulamaktadır.
Egzersiz biliminde, bireylerin fiziksel kapasitesini artırmak için çeşitli antrenman yöntemleri geliştirilmiştir. Fonksiyonel antrenman ve kalistenik antrenman, bu amaçlara hizmet eden iki popüler egzersiz türüdür. Bu tanıtım yazısında, fonksiyonel ve kalistenik antrenmanın temel özellikleri, uygulama biçimleri ve aralarındaki farklar incelenmektedir. Fonksiyonel antrenman, günlük hayatta sıkça yapılan hareketleri taklit eden ve vücudun genel fonksiyonel kapasitesini artırmayı hedefleyen egzersizlerden oluşur. Bu antrenman türü, bireylerin günlük yaşam aktivitelerini daha verimli ve güvenli bir şekilde gerçekleştirebilmelerini sağlar. Genellikle birden fazla kas grubunu aynı anda çalıştıran egzersizler içerir ve bu sayede koordinasyon ve denge artışı sağlar. Örneğin, squat ve lunge gibi egzersizler hem alt vücut kaslarını hem de merkez bölgedeki kasları çalıştırır. Kettlebell, direnç bantları, ağırlık topları ve TRX gibi çeşitli ekipmanlar kullanılarak yapılabilir. Sporcuların performansını artırmak için de kullanılır; futbolcuların koşu, yön değiştirme ve hızlı reaksiyon gerektiren hareketleri taklit eden egzersizlerle performanslarını artırması buna örnektir. Kalistenik antrenman, vücut ağırlığı kullanılarak yapılan egzersizlerden oluşur ve kas gücünü, dayanıklılığını ve esnekliğini artırmayı amaçlar. Ekipman gerektirmediği için her yerde yapılabilir, bu da onu erişilebilir ve pratik bir egzersiz türü haline getirir. Şınav, barfiks ve plank gibi hareketler kalistenik antrenmanın temel taşlarını oluşturur. Ayrıca, vücut kontrolünü ve esnekliği artırır. Yoga ve pilates gibi kalistenik egzersizler, kasların esnekliğini ve eklem hareketliliğini artırarak genel sağlık ve refahı iyileştirir. Sonuç olarak, fonksiyonel ve kalistenik antrenmanlar, bireylerin fiziksel kapasitesini artırmada etkili olan iki önemli egzersiz türüdür. Fonksiyonel antrenman, günlük yaşam hareketlerini taklit eden ve çoklu kas gruplarını çalıştıran egzersizlerle genel vücut fonksiyonlarını geliştirmeyi hedeflerken, kalistenik antrenman, vücut ağırlığı kullanarak yapılan egzersizlerle kas gücü ve dayanıklılığını artırmayı amaçlar. Bu antrenman türlerinin kombinasyonu, bireylerin hem fonksiyonel kapasitesini hem de kas gücünü maksimum düzeye çıkarabilir. Hem antrenörler hem de sporcular için farkındalık yaratmayı amaçladığımız bu çalışmanın yararlı olmasını umarız.
Bu araştırmanın amacı erkek Ünilig Ragbi oyuncularının fiziksel ve fizyolojik özelliklerinin oyuncu mevkilerine göre incelenmesidir. Araştırmaya, 2022 yılında Ünilig müsabakalarına katılmış olan Bartın Üniversitesi Ragbi takımında yer alan yaş ortalamaları 22,06±1,23 yıl olan 16 erkek Ragbi sporcusu dahil edilmiştir. Katılımcılara vücut kompozisyonu, çeviklik, esneklik, kuvvet ve anaerobik performans ölçümleri yapılmıştır. Oyuncular analizden önce oyuncu mevkilerine göre (Forvet ve Bek) sınıflandırıldı. Araştırma sonuçlarında, Forvet ve Bek oyuncu grupları arasında vücut ağırlığı, beden kütle indeksi, bacak kuvveti, sol el kavrama kuvveti değerleri arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık tespit edilirken; boy uzunluğu, vücut yağ oranı, sırt kuvveti, esneklik, sağ el kavrama kuvveti, çeviklik ve anaerobik performans skorlarında istatistiksel olarak anlamlı farklılık tespit edilmemiştir (p<0.05). Bu araştırma, erkek Ünilig Ragbi Forvet ve Bek oyuncuları için karşılaştırmalı veriler sunmaktadır. Sonuç olarak, Ünilig Yedili Ragbi takımında yer alan Forvet ve Bek oyuncularında vücut ağırlığı, beden kütle indeksi gibi fiziksel özelliklerinin yanı sıra sol el kavrama ve bacak kuvvetleri değerleri arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık tespit edilmiştir (p<0.05). Araştırma sonuçlarının, literatüre katkı sağlayacağı düşünülmektedir.
The purpose of this study was to compare the effects of the sports education model and the direct teaching model used in badminton courses on the attitudes of undergraduate students towards the course and its permanence on cognitive domain skills. The study group consisted of a total of 45 undergraduate students, 24 of whom were experimental groups and 21 were control groups. In the study, for collection of data, the “Intrinsic Motivation Inventory” which developed by Ryan (2000), adapted to Turkish by Çalışkur after being tested for validity and reliability (Çalışkur & Demirhan, 2013) and the “Badminton Cognitive Domain Information Form” which was prepared by the course instructor were used. Descriptive statistical analysis was used for data analysis of attitudes of groups after application, but, bacause of the lack of a normal distribution, the “Mann Whitney U” test was used for the significance of the difference between the cognitive domain and the permanence of learning, As a result; significant differences were determined between the students’ interest/enjoyment aspect and the permanence of cognitive learning, whereas significant differences were not detected in the aspects of perceived competence, value/benefit, effort/importance, job perception/perceived choice and pressure/tension.
Bu çalışmanın amacı Tenis Eğitimi Alan 10-12 Yaş Arası Erkek Çocuklarda Temel Motorik Özelliklerin Tenis Beceri Öğretimine Etkisinin İncelenmesi ve değerler arası korelasyonların karşılaştırılmasıdır. Araştırma, Ankara’da ikamet eden daha önce spor yapmamış 10-12 yaş arası 50 erkek çocuk üzerinde uygulanmıştır. Çalışmaya katılan katılımcıların tenis becerileri ile temel motorik özellikleri arasındaki ilişki incelenmiştir. Araştırmaya gönüllü olarak katılan 50 çocuğa ön test aşamasında boy ve kilo ölçümünden sonra temel motorik özelliklerini belirlemek için 30 metre sprint testi, Rockport 1 mil testi, Wall Catch koordinasyon testi, İllinois testi ve Otur-uzan esneklik testi uygulanmıştır. Daha sonra ise Tenis becerilerini belirlemek için AOS Testi uygulanmıştır. İlk Testlerin alınmasının akabinde katılımcılara 3 ay boyunca haftada 2 gün uygulanmak üzere Temel tenis eğitimi verilmiştir. Eğitim içeriği forehand, backhand, servis ve vole vuruşlarının öğretimi ve karşılıklı ralli alıştırmaları şeklinde planlanmıştır. 3 aylık periyottan bir gün sonra deneklerden veriler alındı.Verilerin istatistiksel analizinde SPSS (Versiyon 24) paket programında Pearson Çarpım Momentler Korelasyon Testi kullanılmıştır. Bütün istatistiksel yöntemler için yanılma düzeyi 0,05 olarak kabul edilmiştir. p<0,05’in altındaki değerler anlamlı olarak kabul edilmiştir. 3 aylık periyottan bir gün sonra deneklerden veriler alındı. 30 metre sprint testi, Rockport 1 mil testi, Wall Catch koordinasyon testi, İllinois testi ve Otur-uzan esneklik testi ile aos ön testi arasında istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmuştur (P<0,05). 30 metre sprint testi, Rockport 1 mil testi, Wall Catch koordinasyon testi, İllinois testi ve Otur-uzan esneklik testi ile aos son testi arasında istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmuştur (P<0,05). Sonuç olarak; bu çalışmada tenis sporunun multifaktöriyel bir spor branşı olduğu ve hız, çeviklik, koordinasyon, kuvvet, dayanıklılık ve esneklik gibi temel motorik özelliklerin tenis becerisi ile doğrudan ilişkili olduğu tespit edilmiştir.
Study Objectives: The purpose of this study was to examine the changes in the selected physical and physiological properties of football players in the long-term detraining stage during the pandemic period. Methods: In this study, 14 semi-professional football players (mean age: 22.21 +/- 3.29 years old and mean height: 177.86 +/- 5.35 cm) took part voluntarily. The participants had remained in detraining in the home environment for 89 days until the final measurements, following the decision of cessation of the leagues made by the Turkish Football Federation, except soft and irregular exercises they did with theirbody weight. The participants' body composition characteristics, anaerobic performance, flexibility, and speed performance were measured. The descriptive statistics for numeric variables were expressed as mean standard deviation. Since parametric test assumptions were provided as a result of examining the data acquired from the experimental subjects via the Shapiro-Wilk test, the repetitive measurements were evaluated using the "Paired-Sample t-test". In addition, the mathematical differences between the two measurements were indicated with percentage. The results were evaluated at the confidence interval of 95% and the value p <0.05 was accepted to be significant. Results: Comparing the pretest-posttest results of the participants; the difference between the two measurements was statistically insignificant in terms of body weight, BMI, 30 m speed, and fatigue index properties, while the difference in terms of body muscle mass, fat mass, fat ratio, waist-hip ratio, peak power, average power, minimum power and flexibility properties was significant. Conclusion: A long-term detraining process significantly damages the physical and motor performance of football players.
Introduction: Dynamometers are valid and reliable test instruments that have been used for many years to measure strength. However, there are excessive differences in leg strength scores in different studies with similar groups. This situation suggests a non-conformity to testing procedures occurred during the practice of the tests. The purpose of this study was to determine the effect of non-suitable pulling technique on the leg strength test results. Materials and methods: A total of 127 healthy subjects (24 female athletes and 41 male athletes, 22 sedentary females and 40 sedentary males) were included in the study. A back & leg Dynamometer was used to determine the leg strength of the participants. The participants pulled up the dynamometer's grab handle with and without contact with their upper leg. Results: The results showed that there was a significant difference (p=0.000) between contacted and non-contact pulling trials of all participants. The percentage difference of leg strength between contacted and non-contact pull was 51.69% (43.25 kg) for female athletes, 54.78 (73.46 kg) for male athletes, 56.31% (37.52 kg) for sedentary females, and 50.69% (65.55 kg) for sedentary males. Conclusion: There were significant differences between contacted and non-contact pull trials. It was determined that during the pulling phase if the dynamometer's grab-handle contacted the upper leg of a subject, the strength measurement’s score increased considerably. In this case, it can be said that non-suitable pulling technique in the "back & leg dynamometers" affects the leg strength test scores.
Bu çalışmada amaç; “merkez ve kenar oyuncusu” olarak ayrılmış bir grup amatör futbolcunun seçilmiş fiziksel ve motorik özelliklerini karşılaştırmaktır. Çalışmaya yaşları 18 ila 31 arasında değişen 55 erkek amatör futbolcu katılmıştır. Katılımcılar “merkez veya kenar oyuncusu” olarak genel bir mevkisel ayrıma tabii tutularak iki gruba ayrılmışlardır. Katılımcıların vücut kompozisyonları, alt ekstremite kuvvetleri, anaerobik güçleri, aerobik dayanıklılıkları, sürat ve esneklik değerleri saha testleri ile belirlenmiştir. Elde edilen veriler normal dağıldığından, grupların karşılaştırılmasında SPSS (Ver.14) programında yer alan Independent Sample t Test kullanılmış, yanılma düzeyi 0,05 olarak kabul edilmiştir. Gruplar arasında yaş açısından fark yokken, boy, vücut ağırlığı, vücut kitle indeksi ve vücut yağ oranında anlamlı fark çıkmıştır. Motorik özelliklerden bacak kuvveti, esneklik ve 10 m sprint değerleri arasında fark oluşmazken dikey sıçrama, anaerobik güç, 30 m sprint ve VO2maks değerlerinde anlamlı fark oluşmuştur. Karşılaştırma sonuçları değerlendirildiğinde; merkez oyuncular boy uzunluğu, vücut ağırlığı, vücut kitle indeksi ve vücut yağ oranında kenar oyuncularından daha yüksek değerlere sahiptir. Motorik özelliklerde ise; kenar oyuncuları dikey sıçrama, 30 m sprint ve VO2maks bakımından daha iyi değerlere sahipken, merkez oyuncularının anaerobik güçleri daha fazladır.
The study was aimed to compare the footballers from Turkish Super League and Super Amateur League in terms of body compositions and motor skills. 30 professional footballers from super league level and 30 amateur footballers who have played for champion amateur teams participated in the study voluntarily. Body compositions of the participants were measured by Tanita TBF300 (Japan), leg strength by Takei dynamometer (Japan), vertical jump by Takei jump meter (Japan) and range of motion by sit-reach test. Anaerobic power was calculated with Lewis Formula. Motor skills measurements were repeated twice with five minutes’ intervals and the highest values were recorded. The data were analyzed by t-test of SPSS at 95% confidence level. As a result, it was found that professional footballers have higher results in age, body weight, height, fat-free mass, leg strength, range of motion and anaerobic power however, no differences were found between the groups on the variables body mass index, body fat mass and percentage, vertical jump and relative strength characteristics.
Bu çalışmada amaç; Süper Lig seviyesinde profesyonel futbolcular ile süper amatör lig seviyesindeki futbolcuların vücut kompozisyonları ve motorik özelliklerini karşılaştırmaktır. Çalışmaya, süper lig seviyesinde 30 profesyonel futbolcu ile süper amatör liglerde şampiyon olmuş kadrolarda yer alan 30 amatör futbolcu katılmıştır. Katılımcıların vücut kompozisyonları Tanita TBF300 (Japonya) analizörü, bacak kuvvetleri Takei dinamometre (Japonya), dikey sıçramaları Takei Jumpmetre (Japonya), esneklikleri ise otur-eriş testi ile ölçülmüştür. Anaerobik güç, Lewis Formülü ile hesaplanmıştır. Motorik ölçümler beşer dakika aralıklarla iki kez tekrarlanmış ve en yüksek değerler kaydedilmiştir. Ölçümlerden sonucunda veriler, SPSS paket programında bulunan t-test kullanılarak analiz edilmiştir (α: 0,05). Elde edilen sonuçlara göre; vücut kitle indeksi, vücut yağ oranı ve kütlesi, relatif bacak kuvveti ve dikey sıçrama açısından gruplar arası fark olmadığı, yaş, boy uzunluğu, vücut ağırlığı, yağsız vücut kütlesi, bacak kuvveti, esneklik ve anaerobik güç özelliklerinde ise profesyonel futbolcuların daha yüksek değerlere sahip oldukları belirlenmiştir.
Bu calismanin amaci, kadin basketbolcularda bazi morfolojik degiskenler ve kan parametreleri ile ust ekstrimiteden elde edilen bazi performans degerleri arasindaki iliskilerin belirlenmesi ve degerlendirilmesidir. Calismaya Beden Egitimi ve Spor Yuksekokulunda ogrenim goren ve unilig de basketbol oynayan toplam 12 ogrenci gonullu olarak katilmistir. Calismaya katilan deneklerin boy uzunlugu, vucut agirligi, tanita olcumleri yapilmistir. Anaerobik performans Wingate anaerobik guc ve kapasite testi (WAnT) ile belirlenmistir. Bacak, sirt, pence ve parmak kuvvetleri belirlemesinde izometrik kuvveti dinamometresi kullanilmistir. Esnekligin belirlenmesinde otur-uzan, boyun ve kol testi kullanilirken biyokimyasal kan degerlerinin belirlenmesinde WBC, RBC, HGB, PLT, HCT, MCV, MCH, MCHC, RDW, NE%, LY%, BA%, MO%, EO%, NE♯, BA♯, LY♯, MO♯, EO♯, MPV, PCT, PDW degiskenleri ile belirlenmistir. Bazi morfolojik degiskenlerin ve kan parametrelerinin ust ekstrimiteden elde edilen bazi performans degerleri ile arasindaki iliskinin belirlenmesi amaciyla Pearson Product Moment Korelasyon Katsayisi yontemi kullanilmistir. Elde edilen NE% ile sol basparmak (r=-.656, p
Sporda gerek duyulan en onemli biyomotor yetilerden birisi de surat ya da cok hizli bir bicimde yol alma, hareket etme niteligidir (Bompa, 2001). Futbolda teknik ise en zorlu mac kosullari altinda topa sahip olmak ve korumak icin, hareket becerileri ve pozisyon olanaklari ile donatilarak hazir hale gelmeyi ifade eder (TFF, 1991). Bu calismada amac; futbolcularin suratleri ile top surme becerileri arasindaki iliskinin incelenmesidir. Calismaya; yas ortalamasi 21,56 yil, boy ortalamasi 179,17 cm, vucut agirligi ortalamasi 73,98 kg ve antrenman gecmisi ortalama 6 yil olan 22 amator futbolcu katilmistir. Olcumler hazirlik sezonunun sonunda yapilmistir. 10 m ve 30 m sprint testleri ile iki farkli dripling testi uygulanmis, dereceler Newtest 300 test bataryasinda yer alan fotoseller ile belirlenmistir. Her bir test iki kez tekrar ettirilip, en iyi sonuc kaydedilmistir. Elde edilen verilerin analizinde SPSS (Ver.14) programinda yer alan korelasyon analizi kullanilmistir. Anlamlilik duzeyi 0,05 olarak kabul edilmistir. Sonuc olarak; amator futbolcularin 10 m ve 30 m sprint sureleri ile dripling sureleri arasindaki iliski istatistiksel olarak anlamli degildir. Bu durumda; futbolcularin dripling sureleri surat ozelliklerinden ziyade teknik, beceri ve koordinasyon gibi farkli ozelliklerden etkileniyor olabilir.
The aim of the study was to determine whether the levels of flexibility capacity of sedentary individuals are effective on vertical jump, leg strength and anaerobic power characteristics. Flexibility, vertical jump, leg strength and anaerobic power characteristics of 250 sedentary participants (137 male and 113 female) were determined. The median value of the participant’s flexibility measurement results was found, and groups were formed based on their low and high flexibility capacity and gender. Differences between the groups were determined using the "Independent Sample t-Test" analysis method included in the SPSS 13 statistical program. Significance was set as 0,05. As a conclusion, comparison results of groups that were formed according to low and high flexibility capacity without gender discrimination, the group with higher flexibility has significantly higher values than lower flexibility group in point of leg strength and anaerobic power. There was no significant difference on vertical jump between groups. According to these results, the level of flexibility in sedentary individuals causes difference between leg strength and anaerobic power properties.Extended English abstract is in the end of Full Text PDF (TURKISH) file.ÖzetBu çalışmada amaç; sedanter bireylerin esneklik kapasitesinin düşük ya da yüksek olmasının dikey sıçrama, bacak kuvveti ve anaerobik güç özellikleri üzerinde etkili olup olmadığının belirlenmesidir. Çalışmaya dâhil olan 137 erkek, 113 kadın toplam 250 sedanter katılımcının esneklik, dikey sıçrama, bacak kuvveti ve anaerobik güç özellikleri belirlendi. Katılımcıların esneklik ölçüm sonuçlarının medyan değeri bulunarak, bu değere göre düşük ve yüksek esneklik kapasitesi ve cinsiyet göz önüne alınarak gruplar oluşturuldu. SPSS 13 istatistik programı içerisinde yer alan “Independent Sample t-Test” analiz yöntemi kullanılarak gruplar arası farklılıklar tespit edildi. Anlamlılık 0,05 olarak kabul edilmiştir. Sonuç olarak; cinsiyet ayrımı olmadan, sadece düşük ve yüksek esneklik kapasitesine göre oluşturulan grupların karşılaştırılma sonuçlarına göre, yüksek esneklik değerlerine sahip grubun bacak kuvveti ile anaerobik güç değerleri, düşük esneklik kapasitesine sahip gruba göre anlamlı derecede yüksek çıkmıştır. Dikey sıçrama değerleri açısından iki grup arasında fark çıkmamıştır. Bu sonuçlara göre; sedanter bireylerde esneklik kapasitesinin yüksek ya da düşük olması bacak kuvveti ve anaerobik güç özellikleri arasında anlamlı fark oluşturmaktadır.
Sports are divided into sub-headings according to structural characteristics as team sports and individual sports; according to the physiological characteristics as aerobic- and anaerobic-based sports. In addition, they may be described as "in-door" and "out-door", as well. While basketball, handball, volleyball are classified as "in-door" sports; cross country, mountaineering, skiing are classified as "out-door" sports. Football is one of the outdoor sports, and is highly influenced by external factors. Indeed, beyond affecting players’ performance, sometimes these factors may lead to unwanted consequences regarding the athlete’s health. In this review, it is targeted to examine the effects of different environmental conditions such as cold, heat and altitude on soccer players' performance and health, through referring to the results of previous studies.
The aim of this study was to determine the effect of seven-week preparation period on body composition, strength, flexibility and aerobic endurance characteristics of female volleyball players of a team in Turkish 1stDivision Volleyball League.Healthy 9 female volleyball players (average age and height values were in 19,00±3,53 years and 176,13±4,30 cm) participated voluntarily in this study. Participants' age, body weight, height, body fat percentage was determined and vertical (squad and active) jump, flexibility and aerobic endurance characteristics were measured. In order to compare differences between pre-test and post-test results Paired Sample t-Test in SPSS (Ver.14) program was used. α set as 0,05.According to the results of the comparison of the data obtained from the pre-test and post-test measurements of the participants, there were no significant differences between two tests on body mass, body fat percentage, counter movement jump, squat jump and anaerobic power, otherwise there were significant differences between tests on flexibility (t=-2,811; p=0,023) and VO2max(t=-8,066; p=0,000). ÖzetBu çalışmada amaç; 7 haftalık hazırlık dönemi boyunca yapılan antrenmanların, Türkiye Voleybol Kadınlar 1. Ligi’nde yer alan bir takımın oyuncularının vücut kompozisyonu, kuvvet, esneklik ve aerobik dayanıklılık (VO2max)özelliklerine etkisini belirlemektir.Çalışmaya, herhangi bir sağlık problemi veya spor yaralanması bulunmayan, 19,00±3,53 yaş ve 176,13±4,30 cm boy ortalamasına sahip 9 kadın voleybolcu gönüllü olarak katılmıştır. Oyuncuların fiziksel özelliklerinden yaş, vücut ağırlığı, boy ve vücut yağ yüzdesi tespit edilmiş, ayrıca motorik özelliklerinden aktif ve skuat sıçrama, esneklik ve aerobik dayanıklılık kapasiteleri ön-test ve son-test olarak birer kez ölçülmüştür. Verilerin karşılaştırılmasında SPSS (Ver. 14) paket programında yer alan Paired Sample T-test kullanılmıştır. α değeri 0,05 olarak kabul edilmiştir.Katılımcıların ön-test ve son-test ölçümlerinden elde edilen verilerin karşılaştırma sonuçlarına göre; 7 hafta boyunca düzenli uygulanan antrenmanlar sonucunda vücut ağırlığı, vücut yağ yüzdesi, aktif sıçrama, skuat sıçrama ve anaerobik güç özelliklerinde anlamlı bir değişim olmazken, esneklik (t=-2,811; p=0,023) ve VO2max (t=-7,948; p=0,000)özelliklerinde anlamlı değişimler meydana gelmiştir.