: Bu araştırmada İlkokul Sosyal Bilgiler Dersine Yönelik Akademik Risk Alma (İSBARA) ölçeği geliştirilmesi amaçlanmıştır. Kesitsel tarama yöntemi kullanılmıştır. Çalışma grubu Manisa ilinde öğrenim gören ve kolay ulaşılabilir örnekleme yöntemiyle seçilen ve gönüllü olarak çalışmaya katılan öğrencilerden oluşmaktadır. İlkokul 4. Sınıftan 374 (% 51) ve ortaokul 5. Sınıftan 358 (%49) öğrenci olmak üzere toplam 732 öğrenci çalışmaya katılmıştır. Elde edilen verilerle tamamlanan bu ölçek 3 faktör ve 17 maddeden oluşmaktadır. Bu çalışmada ölçeğin Kaiser Meyer Olkin (KMO) örneklem yeterliği katsayısı .87, toplam varyansı % 47 ve Cronbach alfa iç tutarlılık katsayısının ise .82 olduğu hesaplanmıştır. Bu değerler ilkokul Sosyal Bilgiler dersinde akademik risk alma eğilimini ölçmek için geliştirilen ölçeğin geçerli ve güvenilir olduğunu göstermektedir. Ölçeğin ilkokul Sosyal Bilgiler dersinde akademik risk alma eğilimi ile farklı değişkenler arası ilişkileri tespit etmeyi amaçlayan araştırmalarda kullanılmak üzere ekonomik ve işlevsel olacağı ayrıca ilgili alana katkı sunacağı düşünülmektedir.
The current study investigated the mediating role of social studies teachers' attitudes toward gamification (ATG) between gamification self-efficacy (GSE) and innovative thinking tendencies (ITT) and the moderating role of gender between GSE and ITT. Using moderated mediation analyses, the study was conducted with 385 Turkish social studies teachers (female: 56%). The findings showed that the mediating role of ATG between GSE and ITT, and gender increased the interaction power between the two variables. The interaction power was found to be higher for female teachers compared to male teachers. The results of the study were discussed with the related literature and provided a basis for experimental studies in terms of social studies teachers' self-efficacy and attitudes towards gamification in education to improve their innovative thinking skills.
Eğitimde oyunlaştırma, öğrencilerin işbirliği içinde yaparak yaşayarak öğrenmelerine fırsat tanıyan ve öğrenmenin zevkli bir ortamda desteklenmesini sağlayan bir durumdur. Bu araştırmada, sosyal bilgiler öğretmenlerinin oyunlaştırma öz yeterliliklerini değerlendirecek bir ölçme aracının geliştirilmesi amaçlanmıştır. Bu doğrultuda, aktif olarak görev yapan 550 sosyal bilgiler öğretmeninden toplanan veriler iki eş parçaya bölünmüş; verilerin (n = 275) yarısıyla Açımlayıcı Faktör Analizi (AFA), diğer yarısıyla (n = 275) da Doğrulayıcı Faktör Analizi (DFA) gerçekleştirilmiştir. AFA sonucunda 21 madde ve 4 farklı faktörden oluşan bir yapı elde edilmiş ve bu yapı da DFA ile doğrulanmıştır. Ölçeğin Cronbach Alfa iç tutarlılık katsayıları ≥.90 mükemmel düzeyde, model uyum indekslerinin (χ2/sd = 2.51; p
Coğrafya Eğitimine Teknoloji Entegrasyonu başlıklı bu kitap, coğrafya öğretmenleri ve öğretmen adayları için teknolojinin öğretim süreçlerine etkili bir şekilde nasıl entegre edileceğine dair kavramsal ve kuramsal bir çerçeve sunmaktadır. Prof. Dr. Adem Sezer editörlüğünde hazırlanan eser, teknolojinin eğitim ortamlarındaki işlevinin, salt kullanımından çıkarılıp bir entegrasyon sürecine dönüştüğünü vurgular. Kitapta, eğitime teknoloji entegrasyonu modellerinden Teknolojik Pedagojik Alan Bilgisi (TPAB) ve SAMR (İkame, Geliştirme, Değiştirme ve Yeniden Tanımlama) modelleri genel hatlarıyla açıklanmıştır. Ayrıca, entegrasyonun bir tasarım süreci olduğu fikrinden hareketle, Anlamaya Dayalı Tasarım (UbD) modelinin temelinde SAMR odaklı bir öğretim tasarımının (İklim konusu örneği) nasıl yapılacağı anlatılmıştır. Dijital okuryazarlık, artırılmış gerçeklik (AG), Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS), açık kaynak kodlu CBS yazılımı (QGIS) ve Google Earth Pro ile sanal arazi çalışması gibi dijital araçların coğrafya eğitiminde nasıl kullanılabileceğine dair örnekler ve uygulamalar sunulmuştur. Eserin temel hedefi, öğretmenlerin ve öğretmen adaylarının, derslerini planlarken coğrafi bilgi ve becerileri öğrencilere aktarmada teknoloji entegrasyonu tasarımını nasıl düşüneceklerine odaklanmaktır.
Öğrenmenin sıcak ve zevkli bir ortamda oluşmasına olanak sağlayan, geleneksel yollara alternatif olarak öğretmenlere sunulan öğretim tekniklerden biri de oyunlaştırmadır. Bu araştırmada, öğretmenlerin oyunlaştırmaya yönelik tutumlarını değerlendirecek bir ölçme aracının geliştirilmesi amaçlanmıştır. Kesitsel tarama modeline uygun olarak yapılandırılan çalışmanın katılımcılarını 542 sosyal bilgiler öğretmeni oluşturmuştur (Kadın = 262, erkek = 280). Toplanan veriler iki eş parçaya bölünerek 271 yarısıyla Açımlayıcı Faktör Analizi (AFA), diğer yarısıyla Doğrulayıcı Faktör Analizi (DFA) yapılmıştır. AFA sonucunda 14 madde ve 3 faktörden (edinim, tasarım ve kullanım) oluşan, toplam varyansın %54.39’unu açıklayan bir yapı elde edilmiştir. Yapı, DFA ile model uyum indeksleri (RMSEA = .06, SRMR = .05, CFI = .94, TLI = .93, GFI = .92 IFI = .95 ve NFI = .90) kabul edilebilir değerlerle doğrulanmıştır. Ayrıca ölçeğin ıraksaksak ve yakınsak geçerliliğe sahip olduğu, Cronbach Alfha iç tutarlılık katsayıları da .70’in üzerinde hesaplanarak güvenilir olduğu görülmüştür. Ölçeğin maddeleri; “Tamamen katılıyorum (5), Katılıyorum (4), Kararsızım (3), Katılmıyorum (2), Hiç katılmıyorum (1) şeklinde 5’li likert tipinde puanlanmış olup ölçekten alınabilecek en düşük puan 14, en yüksek ise 60’dır.Çalışma sonucunda öğretmenlerin oyunlaştırmaya yönelik tutumlarının ölçülmesi için geçerli ve güvenilir bir ölçme aracı elde edilmiştir.
Bu araştırmada teknoloji entegrasyonu eğitiminin coğrafya öğretmenlerinin teknoloji kabul ve öz-yeterlik algısı üzerine etkisini ortaya koymak amaçlanmıştır. Bu amaca yönelik “Coğrafya Eğitimine Teknoloji Entegre Edilmiş Etkinlik Tasarlama ve Uygulama” başlıklı eğitim programı geliştirilmiştir. Geliştirilen programda 2’si arazi çalışması 11’i tasarım ve uygulama çalışması olmak üzere toplam 13 etkinlik yer almaktadır. Araştırma karma yönteme göre desenlenmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu amaçlı örneklem tekniğine göre belirlenen 29 coğrafya öğretmeni oluşturmuştur. Araştırmada veriler “Öğretmenler İçin Teknoloji Kabul Ölçeği”, “Teknoloji Entegrasyonuna Yönelik Öz-yeterlik Algısı Ölçeği”, öğretmen görüşleri anket formu ve görüşme formu ile elde edilmiştir. Verilerin analizinde tek yönlü varyans analizi ve betimsel analiz tekniği kullanılmıştır. Araştırma sonucunda uygulanan eğitim programının coğrafya öğretmenlerinin teknoloji entegrasyonu öz-yeterlik algılarını anlamlı ve olumlu yönde etkilediği tespit edilmiştir. Araştırmanın nitel verileri de bu sonucu destekler niteliktedir.
The aim of this study was to investigate pre-service social studies teachers’ self-efficacy perceptions towards the integration of technology in education and their technology acceptance levels in terms of different variables (gender, grade, level of interest in technological innovations, training on the use of technology in education) and to reveal whether there was a significant relationship between them.181 pre-service social studies teachers studying at 3 different universities from 3 different regions in Turkey participated in the study which was designed in accordance with the relational survey and causal comparative models. The participation was on a voluntarily basis and the participants were selected using convenience sampling method. The data were collected through Computer Technology Integration Survey and Technology Acceptance Measure for Pre-service Teachers. SPSS 20 was used in data analysis. The results showed that gender had a significant effect on self-efficacy perceptions whereas it did not play a role in acceptance levels. In addition, it was found that although grade level did not have a significant effect on self-efficacy perception, it played a significant role in acceptance levels. Furthermore, the level of interest in technological innovations was found to have a significant effect on self-efficacy perceptions. It was also found that training on the use of technology in education had a significant impact on both self-efficacy perceptions and acceptance levels. Finally, this study revealed a positive moderate relationship between self-efficacy perceptions towards technology integration and technology acceptance levels of the participants
Bu araştırmada, sosyal bilgiler öğretiminde coğrafya disiplininin yeri ve önemi hakkında sosyal bilgiler öğretmenlerinin algı ve deneyimlerini ayrıntılı biçimde ele almak amaçlanmıştır. Nitel araştırma yöntemlerinden fenomenoloji deseninin benimsendiği araştırmanın çalışma grubunu Gaziantep ilinde kamuya bağlı okullarda görev yapan 10 sosyal bilgiler öğretmeni oluşturmaktadır. Uzman görüşleri doğrultusunda coğrafyanın sosyal bilgiler öğretimindeki işlevi, sosyal bilgiler konuları içerisinde coğrafyanın yeri ve önemi, sosyal bilgiler öğretiminde yer alan coğrafya konularının öğretme-öğrenme süreci ve 2018 sosyal bilgiler öğretim programında yapılan değişikliklerin coğrafya disiplinine yansımaları gibi çeşitli değişkenler dikkate alınarak yarı yapılandırılmış görüşme formu oluşturulmuştur. Elde edilen veriler fenomenolojik analize tabi tutulmuştur. Araştırma sonuçlarına göre sosyal bilgiler öğretmenleri; 2018 öğretim programında coğrafya disiplini bağlamında yapılan değişiklikleri olumlu bulmuşlardır. Coğrafya konularının öğretiminde görsellerin ve öğrenci merkezli etkinliklerin daha fazla kullanılması gerektiğini belirtmişlerdir. Buna ek olarak ortaokul düzeyinde coğrafyanın ayrı bir ders olarak okutulması gerektiğini beyan etmişlerdir.
Bu çalışmanın amacı, üniversite öğrencilerinin küresel iklim değişikliğine yönelik farkındalık düzeylerini belirlemek için kullanılabilecek geçerli ve güvenilir bir ölçek geliştirmektir. Bu amaç doğrultusunda çalışma nicel araştırma yöntemlerine uygun olarak kesitsel tarama deseninde gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın araştırma evrenini Uşak Üniversitesi’nde öğrenim gören üniversite öğrencileri, örneklemini ise 2020- 2021 eğitim öğretim yılında aynı üniversitede öğrenimine devam etmekte olan tesadüfi örnekleme yöntemiyle seçilmiş 953 gönüllü öğrenci oluşturmuştur. Elde edilen verilerin analizinde yapı geçerliğini görmek için temel bileşenler analizi yapılmıştır. Ulaşılan yapıdan hareketle model oluşturulmuş ve varsayılan modelin verilerle uyumunu görebilmek için de doğrulayıcı faktör analizi (DFA) yapılmıştır. Yapılan analizler neticesinde, 21 maddeden ve dört boyuttan oluşan küresel iklim değişikliği farkındalık ölçeği geliştirilmiştir. Ölçeğin boyutları sırasıyla "Küresel İklim Değişikliğinin Doğal ve Beşerî Ortama Etkilerine Yönelik Farkındalık", "Küresel Organizasyonlar ve Anlaşmalara Yönelik Farkındalık"; "Küresel İklim Değişikliğini Ortaya Çıkaran Sebeplerine Yönelik Farkındalık" ve "Küresel İklim Değişikliğinin Enerji Tüketimine Yönelik Farkındalık" olarak adlandırılmıştır. Geliştirilen ölçeğin toplam varyansın %57,72'sini açıkladığı ve güvenirliğine ilişkin Cronbach's alpha değeri 0,826 olarak hesaplanmıştır. Çalışma sonucunda üniversite öğrencilerinin küresel iklim değişikliği farkındalığını belirlemek için kullanılabilecek geçerli ve güvenilir bir ölçek geliştirildiği sonucuna ulaşılmıştır.
Bu araştırmada Türkiye'de coğrafya öğretmenleri ile yapılan lisansüstü tez çalışmalarının analiz edilmesi amaçlanmıştır. Araştırma tarama modeline uygun olarak gerçekleştirilmiştir. Veriler doküman inceleme yöntemi ile toplanmıştır. Elde edilen veriler betimsel analize tabi tutulmuştur. Araştırma Türkiye'deki coğrafya öğretmenleri ile yapılan, Türkçe yayınlanan, YÖK tez merkezine kayıtlanmış ve erişime açık olan lisansüstü tezlerle, Mart 2020-Ağustos 2020 tarihleri arasında yapılan taramalarla sınırlandırılmıştır. Bu sınırlılıklar çerçevesinde 12'si Doktora 68'i Yüksek lisans düzeyinde toplam 80 tez, araştırma verilerinin toplandığı dokümanlar olarak belirlenmiştir. Tezler amaç, yöntem, örneklem/çalışma grubunun sayısal ve coğrafi büyüklüğü ve kullanılan veri toplama araçları açısından incelenmiştir. Veriler araştırmacılar tarafından Excel ortamında geliştirilen veri toplama aracı ile toplanmış ve betimsel analize tabi tutulmuştur. Araştırma sonuçlarına göre tezlerde en çok coğrafya öğretmeninin mesleki ya da kişisel özelliği incelenmiştir. İkinci sırada en çok ise coğrafya dersi öğretim programı araştırma amacı olarak belirlenmiştir. Tez çalışmalarında en çok tarama yöntemi kullanılmıştır. Tez çalışmalarında veri toplama aracı olarak en çok anketler kullanılmıştır. İncelenen tezlerin çoğunda örneklem/çalışma grubunun 100 ve altında öğretmenden oluştuğu görülmüştür. Tez çalışmalarının çoğunda verilerin tek bir ilde çalışan coğrafya öğretmenlerinden toplandığı sonuçlarına ulaşılmıştır.
The aim of this research is to determine the perceptions of social studies teachers on technology integration in education.The research was carried out in the phenomenological research design in accordance with the qualitative research method.The study group consists of 15 volunteers who work in 12 different secondary schools in Uşak.Data collection was carried out by face to face interviews with teachers.The data were analyzed by qualitative descriptive analysis.As a result of the research, Visualization, In-service Training, Technology Integration to Education, School Facilities, Accessibility, Computer Laboratory Course and Vocational Qualification were reached.The teachers participated in the in-service trainings related to the use of interactive whiteboards in the educational environment, but this training was found to be insufficient in terms of integration of technology into the educational environment.Moreover, it was seen that social studies teachers were in Type I according to the classification of materials and technology by Maddux and Johnson (2006).Furthermore, it is seen that social studies teachers have insufficient creative ideas and skills in terms of designing and using technology.It was found that teachers think technology integration as only a class activity.
Bu arastirmanin amaci Sosyal Bilgiler ogretmenleri ile calisilan Turkiye’deki lisansustu tezlerinin incelenmesidir. Calisma tumevarimsal bir bakisla dokuman incelemesi seklinde yurutulmustur. Arastirma dokumanlari, 01.10.2018-12.10.2018 tarihleri arasinda Ulusal Tez Merkezi’ne “Sosyal Bilgiler Ogretmeni/ogretmenleri” anahtar kelimeleri girilerek elde edilmistir. Taramalar sonucunda erisime acik olan, arastirma dokuman kriterlerine uygun toplam 144 doktora ve yuksek lisans tezine ulasilmistir. Calisma verileri betimsel analiz teknigi ile cozumlenmistir. Elde edilen bulgular dogrultusunda, arastirma konularinin Sosyal Bilgiler Ogretim programi, Sosyal Bilgiler ogretmenleri ve Diger Konulara iliskin temalarda toplandigi lakin program ve ogretmenlerle iliskili temalarin agirlikta oldugu sonucuna ulasilmistir. Ayrica calismalarda nicel yaklasimlarin agirlikta, calismalara toplam 16796 Sosyal Bilgiler ogretmenin katilim sagladigi ve anket, yari yapilandirilmis gorusme formu ile olceklerin en fazla kullanilan veri toplama araclari oldugu arastirmanin sonuclari arasinda da yer almistir.
Teknolojik gelişmelerin her alanda kendini göstermesi akıllı kent ve kent bilişim sistemlerinde mekânsal analiz çalışmalarını gerekli kılmıştır. Mekânsal analizler özellikle CBS'nin yardımı ile birçok uygulama alanında kullanılmaktadır. Bu uygulama alanlarından biri de şehir çalışmalarıdır. Yapılan bu çalışmada bir şehrin eğitim fonksiyonun CBS yardımı ile mekânsal analizi yapılmıştır. Nüfuslarına göre şehir tasnifleri araştırmacıdan araştırmacıya değişmekle (Doğanay, 2014; Göney, 2017) beraber Doğanay'a (2014: 562) göre 100.000'i aşan nüfusuyla büyük kent sınıfına giren Turgutlu ilçesinde eğitim kurumlarına mekânsal erişilebilirliğin eğitim kademelerine göre ortaya çıkarılması bu çalışmadaki temel amaçtır. Erişilebilirlik hususunda ölçüt olarak Mekânsal Planlar Yapı Yönetmeliği’ne başvurulmuştur. Mekânsal erişilebilirlik analizinin yanında anaokulu, ilkokul, ortaokul ve lise eğitiminin verildiği devlet okullarında hizmet düzeyi de araştırmaya eklenmiştir. Okullardaki mevcut öğrenci ve öğretmen sayıları, derslik sayıları Turgutlu İlçe Millî Eğitim Müdürlüğünden alınmış, ArcGis uygulamasına işlenmiş ve analize tabi tutulmuştur. Çalışmamızda Turgutlu Belediyesinden alınan İmar Planı, numarataj servisinden elde edilen yol ve konut verileri, OpenStreetMap vektör verileri, Turgutlu İlçe Millî Eğitim Müdürlüğünden alınan okulların lokasyon bilgileri ve öğrenci sayıları, TÜİK'ten alınan nüfus verilerinden yararlanılmıştır. Araştırmanın sonuçlarına göre Turgutlu ilçesinde devlet okullarına erişebilirlikte anaokulu ve ilkokullarda mevcut yönetmeliğe göre erişebilirlik problemi olduğunu söylenebilir.
The aim of this study is to reveal the purpose and cartographic features of the maps in the content of secondary education geography textbooks. The study was designed according to the descriptive research method. Research data was obtained by scanning the 9th, 10th, 11th and 12th grade geography textbooks, which were approved by the Ministry of Education's Head Council of Education and Morality and published in Turkey in 2017, in compliance with document examination techniques. It was determined that of a total of 207 maps, 73 was used to visualize, 59 to measure-evaluation, 47 to create a sense of space and 28 to show distribution. It was seen that the vast majority of these maps did not meet the requirements of accuracy, completeness, clarity-comprehensibility, easy readability and beauty. Major mistakes were also detected in terms of mapping criteria such as name, date, scale, direction arrows, coordination system, and data source. In the light of these findings, it does not seem possible to expect secondary students to attain the achievements related to the map skills in the Geography Course Secondary Education Curriculum with the existing maps. In order to be able to fully acquire the map skills, the problems found in existing textbooks need to be addressed immediately.
Towards the end of the 20th century, technologically advanced societies have linked the infrastructure and service sectors of the city with technology to reduce population pressure on cities and to sustain welfare. With this aim, state and city managers aimed to accelerate the operation of services. This situation has led to the establishment of the basics for the creation of smart cities. The areas of use of spatial analysis have also increased with the developing smart city systems. When spatial analyzes are associated with GIS, it becomes very useful for urban studies. Accessibility to schools in the city of Usak is also an example of this type of spatial analysis. In the study, accessible areas were determined by applying network analysis to the schools in Usak city. While the data set used in the analysis was created, the locations of the schools taken from Usak Provincial Directorate of National Education, the number of students, teachers and classrooms, the road and building data obtained from the zoning plan of Usak Municipality, and the OpenStreetMap vector data were used. In addition, population data of the study area were obtained from TURKSTAT by age. The analysis was applied to the distances and alternative distances specified in the law and the accessable areas were determined. As a result of the study, it was determined that the biggest problem in accessibility was in kindergartens. As far away from the center as primary and secondary schools, problems were observed in the walls of the city. In high schools, almost all the city remains within the domain. Considering the adequacy of the educational institutions, it is observed that there are a large number of students per teacher and classroom in kindergartens.