Araştırmanın amacı öğrencileri ilkokula devam eden öğrenci velilerinin okuldan ve öğretmenden beklentilerini incelemektir. Araştırma nitel araştırma yöntemlerine uygun olarak doküman analizi modeli ile yürütülmüştür. Araştırmanın veri kaynağını 1999-2021 yılları arasında “Velilerin okuldan ve öğretmenlerden beklentileri” yönünde Google Akademik, Ulakbim, ve Dergipark’ta yayınlanmış 50 makaleden oluşturmaktadır. Araştırma konusuyla alakalı materyallere ve bilgilere erişilerek alan taraması gerçekleştirilmiştir. Araştırmada velilerin okuldan beklentileri, velilerin öğretmenlerden beklentileri ve okul aile işbirliği içerikli dokümanlar seçilerek incelenmiş ve analiz edilmiştir. Velilerin okuldan beklentilerine yönelik olarak işbirliği ve etkili iletişim, akademik başarı, okulun öğrenciler için sunmuş olduğu imkânlar, okulda yapılan sosyal faaliyetler, öğrencileri hayata hazırlama kural ve davranışları öğrenme, milli değerlerine ve dini inanışlarına uygun eğitim verilmesi yönünde veli beklentilerinin olduğu görülmektedir. Velilerin öğretmenlerden beklentileri ayrımcılık yapmama, öğrencilere rehberlik yapma, doğru örneklik gösterme, öğretmenlerin kendini geliştirmesi ve etkili öğretim yöntemlerini kullanma yönünde beklentileri olduğu görülmektedir. Eğitimin en temel paydaşı olan veliler okul ile etkili bir işbirliği beklentisi içerisinde olduklarını yüksek oranda dile getirmektedir. Akademik çalışma bulguları velilerle etkili işbirliği noktasında ciddi eksiklikler olduğunu göstermektedir.
The purpose of this study is to identify emerging trends and tendencies of educational administration in Turkey and abroad after the 2000s. It is aimed to analyze the articles published in the journals of educational administration from a thematic perspective and to draw comparative results. With the thematic analysis of the articles published in selected journals which are considered important in the field of education administration, it is aimed to reach general assessments of the situation by uncovering the trends in Turkey and the world and examining the similarities and differences in these trends. Leadership as an emerging theme was the most frequently studied category, school improvement, school psychology, administrative structure, and processes followed this. While the themes such as racism, equality, women managers, and gender differences were among the most examined themes in the foreign articles, the situation was the opposite in local articles. In local articles, resolving organizational conflicts and ensuring unity of organization, the members of the organization being attached to the organization, maintaining the order of school and classroom, and ensuring student discipline were underlined. Articles published in the local journal are much more about other educational issues than administration and leadership.
Bu araştırmanın amacı Covid-19 salgını sürecinde öğrencilerin okula karşı tutum ve davranışlarının incelenmesidir. Covid-19 salgınıyla okullarından uzak kalan öğrencilerin, uzaktan eğitim sürecinde okula karşı tutum ve davranışlarının neler olduğuna ilişkin öğrenci görüşlerinin ortaya konulmasıdır. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması deseni kullanılmıştır. Araştırmada amaçlı örnekleme yöntemleri içerisinde bulunan maksimum çeşitlilik ve ölçüt örnekleme yöntemi tercih edilmiştir. Bu bağlamda çalışmanın örneklemini Millî Eğitim Bakanlığına bağlı bir ortaokulda okuyan sekizinci sınıf öğrencileri oluşturmuştur. Öğrenciler akademik başarılarına göre gruplandırılmıştır. Yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılarak katılımcı öğrencilere dokuz adet açık uçlu soru sorulmuştur. Araştırmada elde edilen sonuçların analizi ile uzaktan eğitim sürecinde katılımcı öğrencilerin tamamının okulu özlediği sonucuna ulaşılmıştır. Öğrencilerin okula karşı özlemlerinin en önemli sebebini ise arkadaşlarına, daha sonra ise öğretmenlerine özlemleri oluşturmuştur. Katılımcıların çoğunluğu teknolojik sorunlardan ve yetersizliklerden dolayı uzaktan eğitimi faydasız bulmuş, öğrencilerin tamamı eğitim hayatlarına yüz yüze devam etmeyi istediklerini belirtmiştir. Araştırmada öğrencilerin tutum ve davranışlarının nedenleri detaylı olarak incelenmiştir.
Building strong relationships with students and creating a happy learning environment are indications of teacher-student rapport, which has an impact on students' psychological, behavioural, and academic outcomes. Therefore, this study aims to determine how students perceive their relationships with their teachers as developing concepts. A case study approach was used in this study, which is a kind of design for qualitative research or an object of study as well as a result of the inquiry. The 138 students who were voluntarily chosen from the 9th to 12th grades of an Anatolian high school in Kocaeli, Turkey, were the subjects of the data collection. The authors concurrently conducted a content analysis to reveal the fundamental meaning and structure of these opinions while collecting data from a convenience sample. According to research findings, teachers adopt a variety of rapport-building tactics that can either be favourably or poorly received by students. Effective rapport-building tactics include caring, which has the subthemes of appreciation and connectedness; patience and attention; love and esteem; and teaching, which only has the subtheme of being precious and successful. Poor rapport-building tactics include poor interpersonal interactions, which include the subthemes of indifference and discrimination, communication errors, threatening behaviour, and using derogatory language, and teaching, which has the subtheme of unsuccessful classroom management.
Yaşayan, gelişen ve değişen varlıklar olarak insanlar ve örgütler zaman içerisinde çeşitli düşünce yapılarından etkilenmekte ve dönüşmektedir. 1950’li yıllardan sonra dünya üzerinde etkili olmaya başladığı ileri sürülen postmodern düşüncenin ne olduğu, niçin ortaya çıktığı, neyi savunduğu ve eleştirdiği ve nasıl bir dünya tasavvuru öngördüğünün anlaşılabilmesi için 1650-1950 arası etkili olduğu iddia edilen modern düşüncenin bilinmesi gerekmektedir. Modernizm ve pozitivizm eleştirisinden yola çıkan postmodern düşünce, her alanda olduğu gibi eğitim ve eğitim yönetimi alanında da önemli dönüşümlere yol açacak tartışmaları başlatmıştır. Yüzyıldan fazla bir zaman sürecinde bütün eğitim sistemini belirleyen ve şekillendiren pozitivist bilim, insan ve eğitim anlayışı 20. yüzyılın ikinci yarısından itibaren yorumsamacı ve yapılandırmacı yaklaşımlarla birlikte yerel dinamiklere dayanan bir yönetim anlayışını ön plana çıkaran, merkeziyetçi politikaları eleştiren, çokkültürlü politikaları savunan, duygu ve değerleri önemseyen esnek ve durumsal bir eğitim ve yönetim düşüncesine evrilmek durumunda kalmıştır. Türk eğitim yönetimi sisteminin modern ve postmodern paradigmalar açısından nerede durduğu ve bunlardan hangi ölçüde etkilendiği bu çalışmanın konusunu oluşturmaktadır.
Bu kitap, eğitim bilimleri ve öğretmen yetiştirme temel alanına özgü alt disiplin alanları ile ilgili çalışmaları bir araya getirerek, bilim insanlarının güncel araştırmalarını sunmayı amaçlamaktadır. Bu alanın akademisyenleri tarafından gelen yoğun talebi doğrultusunda oluşturduğumuz “Eğitim Bilimleri Araştırmaları” serimiz üç kitap ile tamamladık. Yeni serimize “Eğitimde Güncel Araştırmalar” adını verdik. Kitabımız, özellikle eğitim bilimleri ve öğretmen yetiştirme alanında araştırma yapmak isteyen akademisyenlere ilham kaynağı olmayı hedeflemektedir. Ayrıca, okurlar için faydalı bir kaynak olarak da kullanılabileceğini düşünüyoruz. Kitabın ortaya çıkmasında yazılarıyla katkı sunan yazarlara ve hazırlanmasında emeği geçen herkese teşekkür ederiz.
Bu araştırma bir okul müdürünün bir aylık mesaisini nerede geçirdiği, mesaisinde neler yaptığı ve hangi işe ne kadar zaman ayırdığı hakkında; okul müdürü tarafından tutulan kayıtlarının analiz edilmesine dayalı bir yaşam öyküsü çalışmasıdır. Araştırmada amaçlı örneklem olarak gönüllü görev alan okul müdürü; 8 yıl 4 ay öğretmenlik, 8 yıl 3 ay yöneticilik olmak üzere toplam 16 yıl 7 aylık mesleki deneyime sahiptir. Araştırmada veri toplama aracı olarak günlük yapılan iş kalemlerinin nerede yapıldığını, saat kaçta başlayıp kaçta bittiğini, bu iş kaleminin ne kadar zaman aldığını, iş başlığını ve iş özetinin gösteren günlük yapılan işleri izleme formu kullanılmıştır. Bu form hem uygulama hem de akademik deneyimi olan çalışanın yazarları tarafından geliştirilmiştir. Veriler araştırmacı-okul müdürü tarafından işlenen, günlük yapılan işleri izleme formları ile toplanmıştır. Verilerin analizi esnasında okul müdürünün zamanını nerede geçirdiği, bu zaman dilimlerinde hangi işe ne kadar zaman ayırdığı ve bu iş kalemlerinin kendi içlerindeki detaylı dağılımları, ayrıntılı bölümlerinde açıklanarak ilgili grafiklerde gösterilmiştir. Buna göre okul müdürü zamanının çoğunu üst yönetim, diğer yöneticiler ve veliler ile görüşmelere ayırmakta ve bürokratik işleri yetiştirmeye çalışmaktadır. Okul müdürü zamanının büyük bir çoğunluğunu odasında geçirmekte; odası dışında geçirdiği sürede de okulun fiziki yetersizliklerinden kaynaklı sorunların çözümü için okulun çeşitli bölümlerinde bulunmaktadır. Okul müdürü olması gerekenin aksine öğretim liderliği davranışlarına yeterli zaman ayıramamaktadır
Dark personality traits (i.e., Machiavellianism, psychopathy, narcissism, spitefulness, and sadism) are associated with adverse childhood experiences and deviant online behaviors. However, their mediating role between childhood emotional abuse and cyberbullying has never previously been investigated. We examined direct and indirect associations of childhood emotional abuse and cyberbullying via dark personality traits among 772 participants. Men were better characterized by dark personality traits and were more likely to engage in cyberbullying than women, and there were no sex differences in childhood emotional abuse. Collectively, dark traits fully mediated the relationship between childhood emotional abuse and cyberbullying in men, with partial mediation in the total sample and women. More specifically, Machiavellianism and spitefulness were mediators in both samples, sadism was a mediator in men and the total sample, and psychopathy was a mediator in the total sample and women. The dark personality traits can account for the association between childhood emotional abuse and cyberbullying, especially among men.
An Qualitative Abstract In recent years, more and more qualitative research has been published in scientific journals in the field of education. However, the increase in the number of qualitative research becomes meaningful by understanding the paradigm on which these research methods are based and carrying out the studies based on this philosophy. This study aims to analyze conclusion and discussion parts of qualitatively designed articles to reveal to what extend they bound to post positivism paradigm of interpretative approach. Articles published in three journals which are indexed internationally (SSCI, ERIC) were analyzed depending on the criterions developed based on post positivism paradigm of qualitative methods. Document analysis was used for the study. It could be concluded that many of the articles analyzed seem to have a tendency of quantitative research methodology although they were alleged to be qualitatively designed. Furthermore; some studies were conducted by random sampling rather than purposive sampling, ended up with literature comparisons instead of rich and detailed interpretation, included statistical analysis rather than exploration and had no or limited endeavor for theory development process in discussion and conclusion section. “ The results of this paper show that prospective Turkish language teachers developed 41 metaphors after reflecting upon their professional identity. These metaphors were collected under six categories. It is clear from the results that more than half of the prospective teachers defined a teacher according to traditional roles. The most important traditional role was presenting information to the student. Another result showed that, even as the class level of Turkish language teachers advanced, particpants’ perspectives about their roles as teachers didn’t change. Finally, results illustrate that pre-license experiences, teacher training and professional experiences affect the formation of a teacher’s identity. In sum, based on the results that more than half of the prospective teachers defined a teacher according to traditional roles. The most important traditional role was presenting information to the student. The results illustrate that pre-license experiences, teacher training and professional experiences affect the formation of a teacher’s identity.” determined by teachers and that teachers expect that children obey these rules without questioning. In the study, it can be said that applications including violations to voluntary participation emphasize children in the role of listeners and actors of their teachers’ decisions rather than individuals who are participating and taking responsibility. This fact can be considered to have association with the traditional teaching and autocratic classroom management in which the teacher is active and the child is passive. Correspondingly, it can be said that applications that violate respectful requirement of participation in this study were shaped by teacher-centered education and autocratic classroom management approach The current research revealed that findings associated with life structure in many studies conducted over different cultures were mostly compatible with findings about individuals in early adulthood in Turkey. An important results of the current study indicated that adults in a building period had the task of building a structure and adults in a transition period had the task of changing a structure…. Another result in the current study indicated that metaphors (analogy for life) developed by individuals in early adulthood were associated with building and transitional periods within individual life structure. As can be seen above, individuals in various periods and different genders may have varying views of aging. Hence, this could be interpreted as follows: individuals in early adulthood had positive views of aging and they could see aging as a tool for maturation. Hence, it can be seen that individual’s increasing welfare level may be associated with not only economic factors but also his/her dependency on others. Thus, close family members being influential in participants’ decisions seem to be very understandable…. literature supports the results of this study. It shows that including examples from daily life, using video and simulations, doing experiments in labs, increasing the use of materials and the Internet, organizing field trips, and redesigning the university entrance exam so that it becomes compatible with the program would make more effective instruction possible. This is because energy as a concept is a magnitude that can be felt as sound, light, heat when moving, heating, and getting enlightened. Additionally, there are various types of energy, such as mechanical, electric, and nuclear energy. However, the study revealed that teachers are not able to achieve meaningful instruction because there is a discrepancy between the university entrance exam and the program. The physics teachers’ views on this discrepancy show similarities with the results of various other studies.” possible to plan different studies for teachers working in inclusive classrooms where students with different special educational needs are present with respect to different variables such as age, gender, professional experience, burnout, occupational satisfaction, and in-service training; these variables could be supported with quantitative research techniques.” small-scale, qualitative study focused few selected primary The of the approach used in this research study is that the researcher was able to spend more time with the participants and gather more in-depth knowledge in terms of their experiences than would have been possible using a large-scale study. Efforts to make a difference in the lives of novice teachers are needed. Continued research focusing on evaluating and assessing perceptions and outcomes of induction programmes and tracking, analyzing, and improving working conditions of novice teachers is warranted. present research study adds to the body of knowledge on opinions of novice teachers about specific aspects of induction programmes.”
Bu çalışmada 2000 yılından sonra eğitim kurumlarına yönetici seçmede kullanılan yönetici atama/görevlendirme yönetmeliklerinde yer alan kriter ve yöntemlerin karşılaştırmalı bir şekilde analizi amaçlanmıştır. Çalışma nitel araştırma yöntemlerinde doküman analizi türünde bir araştırmadır. 2000 yılından sonra ilki 2003 yılında çıkarılan yönetici atama yönetmelikleri sonraki 17 senede 11’i yeni yönetmelik 14’ü ise bu yönetmeliklerde yapılan değişiklikler olmak üzere toplam 25 kez değişikliğe uğradıktan sonra 2021 yılında son şeklini almıştır. Bu nedenle araştırmamızda analiz edilen dokümanlar, ifade edilen dönemde çıkarılan yönetici atama yönetmelikleridir. İlgili yönetmeliklere Milli Eğitim Bakanlığı mevzuat sistemi ve Resmi Gazete’nin internet sayfası üzerinden ulaşılmıştır. Elde edilen veriler metin içerisinde tablolar ve şekiller yardımıyla görselleştirilmiş ve yorumlanmıştır. Yönetmeliklerde eğitim kurumu yöneticisi seçiminde kullanılan yöntemler analiz edildiğinde; yönetici değerlendirme formu, yazılı sınav ve sözlü mülakatın yöntem olarak kullanıldığı görülmektedir. Yönetmeliklerde yapılan değişikliklerin, atamada kullanılan yöntemlerden birinin öne çıkması veya atama puanı üzerindeki ağırlıklarının değiştirilmesi şeklinde olduğu görülmektedir. Bu yönüyle çıkarılan yönetmelikler, bunca değişikliğe rağmen birbirinin tekrarından ibarettir. Ayrıca bu süre zarfında çıkarılan yönetmeliklerin hiçbirinde eğitim kurumlarına yönetici olarak atanmak için lisansüstü eğitim görmüş olmak da bir ön şart olarak yer almamaktadır. Bu durum, eğitim kurumu yöneticiliğinin uzmanlaşma isteyen bir meslek yerine, belirli yıl şartını sağlayan öğretmenlere verilen ikinci bir görev olarak görülmeye devam ettiğinin kanıtı niteliğindedir.
Bu calismanin amaci; proje hafiz imam hatip ortaokullarindaki hafizlik egitimi hakkinda, hafizlik ogreticileri ve ogrencilerinin goruslerini belirlemektir. Arastirmada nitel arastirma desenlerinden durum calismasi deseni benimsenmistir. Arastirmanin calisma grubunu, Marmara Bolgesi’nde hafizlik egitimi veren bir imam hatip ortaokulunda gorev yapan 20 hafizlik ogreticisi ile ayni okulda hafizlik egimi alan 48 ogrenci olusturmaktadir. Hafizlik ogreticilerinin seciminde olcut ornekleme yontemi, ogrencilerin seciminde ise aykiri ornekleme yontemi kullanilmistir. Arastirma verileri odak grup gorusmesi yontemi ile toplanmistir. Hafizlik egitimi veren ogreticilerle uc, hafizlik egitimi alan ogrencilerle sekiz ayri odak grup gorusmesi gerceklestirilmistir. Verilerin analizinde icerik analizi yontemi kullanilmistir. Elde edilen veriler, ayri ayri kodlanmis ve elde edilen kodlar ana temalar ve alt temalar altinda birlestirilerek tablolastirilmistir. Hafizlik ogreticilerinin ve ogrencilerinin hafizlik egitimi hakkindaki gorusleri arastirma problemlerine uygun olacak sekilde “Hafizlik Egitimini Olumlu Etkileyen” ve “Hafizlik Egitimini Zorlastiran” faktorler olmak uzere iki ayri baslik altinda sunulmustur. Elde edilen sonuclara gore cesitli oneriler gelistirilmistir.